Köşe Yazarları

Yeşim Özsoy / Denizdeki İstiridyeler

Denizdeki İstiridyeler

Kimselerin tadı yok artık. Mecalimiz kalmadı oturup bir şeyler yazmaya; hayallere, geleceğe uzanmaya ve bir sürü hayata dair olağan şeyleri yapmaya bile takatimiz kalmamışken her şeye rağmen tiyatro yapmak üzerine geçiyor zaman.
Kim bilir belki daha da kötü zamanlarımız olacak. O nedenle bu zamanda ne gelirse elimizden yapmak gerek diye düşünüyor insan.
Kimilerimiz arkasına bakmadan, sanki birileri kovalıyormuşçasına çalışmakta buluyor derdi dermanı, kimilerimiz ise kendi kabuğuna çekilmekte.
Bazen fiziksel olarak kaldırmıyor kalpler, beyinler; o da var. İnsanın heyecandan, sıkıntıdan dizlerinin bağı çözülür, yürüyemez olur; onun gibi bir şey. Sanırım en kötüsü, vücudu kendine böyle sinyaller verenlerimiz.
“Dönemdir, geçer” diyeceğim ama ondan da emin değilim artık. Yine de sezonda dikkatimi çeken, merak ettiğim, ayaklarımın beni sürüklemek istediği işlerden bahsedeceğim biraz, tutunacak birkaç dal olarak.
imagesÖncelikle Bakırköy Belediye Tiyatroları. Orada güzel şeyler oluyor, daha da olacak gibi gözüküyor. Almanya’nın yükselen yıldız Türk yönetmeni Nurkan Erpolat’ı bir süredir takip ediyorum. Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın “Gülünç Karanlık” oyunuyla yönetmeni bünyesinde değerlendirmesi bu sıralar pırlanta değerinde. Muhakkak gitmek, deneyimlemek lazım.
Ekip Tiyatrosu’nun “Avrupa” adlı oyununu sahnelediği dünyaca ünlü İskoç oyun yazarı David Grieg’in de bir süredir takibindeyim. Ne mutlu ki oyun bir yana değerli yazar, çevirmen ve akademisyen Prof. Yusuf Eradam moderatörlüğünde 29 Mart’ta Kültür Üniversitesinde bir panele katılmış olacak Müstehak dergisi raflara düşmeden evvel. Umarım kaçırmazsınız. Ayrıca David Grieg’in oyunları daha da fazla oynanır, konuşulur olur. Panelin konusu “Transcultural Identities in Literature and Visual & Performance Arts” (Edebiyatta ve Görsel ve Gösteri Sanatlarında Trans Kültürel Kimlikler) ve İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü tarafından organize edilmiş. Keşke bu tip disiplinlerarası konuşmalar ve tiyatroyu daha derinlemesine inceleyen paneller tiyatro departmanları bünyesinde de gerçekleşebilse…
20_istanbul_tiyatro_festivali20. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali geliyor gümbür gümbür, bu sene sanki daha bir heyecanlı herkes. Özellikle festivalin sosyal medya açılımı Türk grupları canlandırdı. Herkes prova ve hazırlıklarını aynı hashtag’ler vasıtasıyla tanıtıyor, şimdiden merak uyandıran yerli ve yabancı yapımlar var. Festival programının dışında kalan ama festivalin açılışı gibi gözüken Robert Wilson’ın “Üç Kuruşluk Opera” oyunu yıllar sonda Wilson’ı tekrar İstanbul’a getirerek post modern tiyatronun babası olan bu müthiş adamın yaratıcı gücünün şehre ve tiyatrocularımızın beyinlerine nüfuz etmesini sağlamak gibi büyük bir görevi var. Ayrıca Festival’de yer alan dünyaca ünlü Robert LePage, Guy Cassiers, Tim Crouch gibi yaratıcılar kaçırılmaması gereken oyunlarıyla aramızda. Yerli yapımlarda ise açılış oyunu bu sene çok haklı bir Onur Ödülü alarak gönüllerimizdeki yerini perçinleyen bir Şahika Tekand / Stüdyo Oyuncuları yapımı. Usta, Beckett’le başladığı ve devam ettirdiği macerasını “Godot’yu Beklerken” oyununda nasıl devam ettirecek, büyük merak konusu. Ayrıca yabancı misafir yapımlar arasında bizim seneler evvel Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi kapsamında ağırladığımız iki oyun yazarının oyunu var. Biri Portekizli dramaturg ve oyun yazarı Jose Maria Vieira Mendes’in Portekizli genç ve dinamik tiyatro ekibiyle yaptığı “Zululuzu” adlı oyunu. Mendes’in oyunlarını merak edenler için yenimetin.com adresinde “Karım” adlı oyununa bakmanızı tavsiye edeceğim. Diğeri ise İranlı yönetmen ve oyun yazarı Amir Reza Koohestani ile birlikte yazdığı “Quartet-Kuzeye Yolculuk” oyunuyla ağırladığımız Mahin Sadri. Oyun metni yine yenimetin.com sitesinde var. Mahin Sadri ise bu sefer tek başına yazdığı bir oyunla festivalde. Festivalin en ilgi çekici oyunlarından “Her Gün Biraz Daha”.
Denizde istiridyeler var. İstiridyeler de genelde midyeler gibi çok ortalıkta değildir, kıyı köşede yaşarlar. Gizli saklıdırlar. Özellikle böyle bir zamanda bulmak lazım onları ve içlerindeki incileri de tabii.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu