Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Yeşim Özsoy / 2017 Biterken… 24 ve 15 sene…

2017 Biterken… 24 ve 15 sene…
 
2018’e giriyoruz.
 
Hep tarihleri karıştırıyorum ama meslekte sanırım 24’üncü yılım olacak bu sene. İlk profesyonel sahne deneyimim Şahika Hoca’yla (Tekand) başlıyor. “5 Kısa Oyun” oyunundaki Oyun oyunu… Çok manalı oldu bu başlangıç tabii. Oyunundaki oyundaki oyun… Yani sene 1994. 1994’ten beri sayarsam meslekte 24’üncü yılım olacak gelecek sene.
GalataPerform’un ise 15’inci senesi olacak bu sene. 15 sene boyunca projeler, oyunlar, festivaller, atölyelerle dolu seneler seneler geçmiş. Ortalama bir tiyatronun ömrü özel tiyatrolardaysanız özellikle, bu civarda olabiliyor. 10 sene civarı piliniz bitmeye başlıyor. Sonrası kurtarma, ayakta durma çabaları. Her sene ne olursa olsun ayakta durmak için ürettiğiniz formülleri herhangi bir başka alanda üretseydiniz muhtemelen çok daha farklı bir noktada olurdunuz diye düşünmeye başlıyorsunuz. İmkansızlıklar boynunuzu büküyor; insanlar, değer görmeme hissi, minik bir kürekle toprağı kazıma çabalarınız, yokluk içinde var etme dirayetiniz, inadınız sürekli işinize sirayet ediyor. Ama arada yaşadığınız mutluluklar çok sevilirken sürekli kötü muamele görüp arada da iyi davranış görünce bir şey zanneden sevgili kıvamında devam ettiriyor ilişkinizi. Bunların üstüne iki unsur ekleniyor bizim gibi tiyatrolarda. Birincisi eğitim ve alan açma durumu. Normalde her tiyatro bir iş alanı yarattığı için oyuncularına bir imkan sağlar. Bu tartışılmazdır zaten ama bizimki gibi eğitim işine soyunan, bir de yetinmeyip çıkan öğrencilerini kendi tiyatrosunda ya da başka tiyatrolarda değerlendirilmesine ön ayak olan tiyatroların -ki bunlardan kaç tane var ben de tam olarak bilmiyorum- daha farklı bir misyonu oluyor. Yapı itibariyle doğurgan, üretken bir tiyatro yapısı doğal olarak sirayet ediyor yaptığınız her işe. Kimi zaman bundan dolayı övgü alıyorsunuz kimi zaman  ise çeşit çeşit hırçınlıklarla karşılaşıyorsunuz. Bir ressam olsanız ya da bir heykeltıraş, yaptığınız iş eseri bitirdiğinizde sabitlenir biter ama bizim işimiz insanlarla ve insanların sürekli devam eden değişkenlikleriyle organik bir yapıya sahip.
Bir oyunda oynayan oyuncular, ekip ve sonra karşılaştığınız seyirci sürekli değişen, değişkenlik gösteren bir çok bilinmeyenli denklem gibidir. Ne kadar çok insan varsa o kadar çok değişkenlik söz konusudur.
Bu sene 15’inci senemiz. Sanırım artık oturan bir kimliğimiz var ki o da biz, insan yetiştiren ve yetiştirmekle de kalmayıp alan açan bir kurumuz. Yeni yazarlar, yönetmenler için özgür bir alan GalataPerform. ‘Benben’den evvel ‘biz’ diyebilen insanların dönemsel ya da kalıcı olarak yuva olarak kullandığı bir alan. Ne yalan söyleyeyim şöyle bir arkama dayanıp baktığımda az önce bahsettiğim yorgunluğu hem de politik atmosferden dolayı yaşamıyor değilim. Ama belki her sene insana bir şeyler öğretiyor. Hayat gibi yaşıyoruz işte. Değişerek dönüşerek. Sonuna kadar da böyle gidecek. Yoksa yaşam denen şey çok manasız olurdu.
 
Herkese iyi seneler, bol tiyatrolu güzelim bir yıl dilerim.
 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı