Ekim 2016Köşe Yazarları

Ufuk Tan Altunkaya / Beyoğlu Gerçeği

s-124dd04b672bd8c03007c44e8fe6c9691c8bd603Beyoğlu’nun değişimi üzerinden çok da eskilere gidip “eskiden şöyleymiş, böyleymiş” şeklinde çıkarımlara dayandırmadan, çok daha yakın tarih üzerinden bir değerlendirmeyle durumu gözler önüne sermek gerekiyor.
Çok değil, bir on sene önce Taksim’e çıkmak, İstiklal Caddesi’nde şöyle bir tur atmak insanın içini açardı. Ancak yaşam tarzlarına saygısı ile övünen iktidarın, modernizmin simgesine dönüşen Beyoğlu ile savaşında ne yazık ki her iki taraf da kaybetmiş oldu. Bir alışveriş ve oteller merkezi hedefi amaçlanırken, Beyoğlu’nu son çeyrek yüzyılda Beyoğlu yapan gerçeğin oranın bir kültür-sanat alanı ve eğlence merkezi olmasından kaynaklandığı siyasi iktidar tarafından görülemedi.
Alkol yasaklarından, masa sandalye yasaklarına, meydanın yeni bir simgeye kavuşması adına AKM’nin yıktırılma çabalarından, kışla ve cami hedeflerine kadar Beyoğlu yeni çehresine kavuşturulmaya çalışırken aslında tümüyle Beyoğlu’nun yok olacağı gerçeği son bir yıldır karşımıza çıkmış durumda. Daha muhafazakar bir Beyoğlu. Bu çerçevede de eskiye dair olan her şey teker teker yok olmakta. Özellikle 2013 yılında eski simgesine uygun olarak bir direnişe de ev sahipliği yapan Beyoğlu, üç yılın ardından tümüyle her iki tarafın da elindekilerini kaybettiği bir alana dönüşmüş durumda. Sonuçta istenilen oteller ve alışveriş merkezleri gerçeğinin aslında Beyoğlu’nun yapısından dolayı orada olabilecekleri görülemediğinden de eski sahipleri ve değerleri yok olunca, o çok istenilen oteller ve mağazalar da bir bir kepenk kapatmakta. Yatak sayısı ile övünülen otel merkezi Beyoğlu’nda da turistler kapalı kepenklerin arasında dolaşıp, sayısız kebap dükkanlarında yemek yemekle avunabilir. Beyoğlu’nun şu an başka bir imkanı kalmış durumda değil. Ne insan, ne görülecek bir şey…
Hiçbir şey için elbette geç değil; ancak zihinlerin ve politikaların değişmesi şart ve her şey yine yeniden kültür politikalarına dayanıyor. Bir ülkenin sanat politikaları her şeyi değiştirebilir. Kültür kurumlarının desteklenmesi, yaşatılmaya çalışılması ve gerçek anlamda pozitif bir kentsel dönüşümle o özlenen Beyoğlu yeniden yaşayabilir. Bir semt, bir merkez içinde barındırdıklarından dolayı bir merkezdir, bir değer taşır. İçi boşaltılırsa anlamı kalmaz ve kent kimliği süreçler içinde yavaşça oluşur. Atamayla kimlikler oluşturulmaz. Unutulmamalıdır ki Beyoğlu bir simgedir ve aslına sadık kalmak gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu