HaberlerYurttan

TİP milletvekili Sera Kadıgil: Birinizin aklına kültür sanat emekçilerinin gerçek dertlerini anlatmak geldi mi?

Türkiye İşçi Partisi Milletvekili ve Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

Kadıgil; “Birinizin aklına kültür sanat emekçilerinin gerçek dertlerini anlatmak geldi mi?” diyerek Dolmabahçe Sarayındaki iftara katılan sanatçılara seslendi.

Lale Devri’nin makbul sanatçıları

Sera Kadıgil basın açıklamasında; Bu hafta da sanatçılarla iftar yaptı sevgili Saray. Kimler yoktu ki bu güzide etkinlikte gelin bir bakalım katılımcı listesine! Kendisi her fırsatta durup durup ne kadar özgür olduğumuzu anlatırken damadı ihalelere doyamayan Hülya Koçyiğit vardı mesela. Simidin bile dört lira olduğundan bihaber, gerekirse simit yeriz diye oturduğu malikânelerden atıp tutmayı ihmal etmeyen Hülya Avşar vardı mesela. Tayyip Erdoğan sevgisini anlatmaya ara verdiği çok nadir anlarda kadın şarkıcılara edep dersi vermeye kalkan Orhan Gencebay vardı mesela.

Pandemi de müzisyenler çaresizlikten intihar ederken bilmem kaç yüz milyon TL harcayıp bin kişinin izlemediği online konserlerde ağırladıkları Ajda Pekkanlar, Alişanlar ve türevi bir takım şarkıcılar vardı mesela. Sinema televizyon emekçilerinin değil ama patronların örgütünün yani Yapımcılar Derneği’nin Başkanı Birol Güven vardı mesela. Tescilli kadın düşmanlığı ve bütün yandaşlığına rağmen AKP de aday adaylığından bir adım öteye gitmeyi başaramamış İbrahim Tatlıses ve daha niceleri bu iftarda bir araya geldiler, gülümseyen gözleriyle fotoğraflarını verdiler.

Evet, Hülya Avşar’ında salık verdiği üzere halk simide talim edecek ki bu Lale Devri’nin makbul sanatçıları saraylarda şatafat içinde “ejder meyveli smoothie”lerini içebilsinler, kestane ballı, manda yoğurtlu, yulaf ezmeli tarifleriyle günü tamamlayabilsinler. Bu saray sanatçılarına gerçekten buradan bir sormak gerekir; Birinizin aklına kültür sanat emekçilerinin gerçek dertlerini anlatmak geldi mi? Kapanan sahnelerin, ödenmeyen faturaların hesabını sormak geldi mi? Sanatçıların sosyal medya üzerinden tutulan kara listeleri, sözleşmelere eklemeye kalktıkları “vallahi billahi siyasi yorum yapmayacağım, etliye tuzluya bulaşmayacağım!” maddelerini konuşmaya cesaret edeniniz oldu mu aranızda? Mahkeme kapılarında süründürülen Metin Akpınar için, Genco Erkal için hesap sormaya -boyunuz yetmez biliyorum da- küçük sitem etmeye mesela cesaret edeniniz oldu mu aranızda? Olmadı, biliyorum!” diyerek Dolmabahçe Sarayında düzenlenen iftara katılan sanatçılara tepki gösterdi.

Bir tek cümleye yine dört yalanı sığdırmayı başarmış saray rejimi!”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “sanatçıların emeğine sahip çıkıyoruz” sözlerine de tepki gösteren Kadıgil; “Bir tek cümleye yine dört yalanı sığdırmayı başarmış saray rejimi!” diyerek sanat emekçilerinin uğradığı haksızlıklara ve baskılara değindi.

Sera Kadıgil’in basın açıklamasının ilgili bölümü ise şöyle; “Bir açıklama yapmış sayın Tayyip Erdoğan, ne diyor bakın korsanla mücadeleden telife, tiyatrodan sinemaya kadar pek çok farklı başlık altında verdiğimiz desteklerle sanatçıların emeklerine sahip çıkıyorlarmış gerçekten tebrik etmek gerekir. Bir tek cümleye yine dört yalanı sığdırmayı başarmış saray rejimi.

Mesela yayıncıların, kitapçıların derdine ilgilenen yirmi yıldır biz o sarayda bir kişi bulamadık. Telif haklarından bahsetmiş hiç utanmadan. Ben telif hakları avukatıyım, on beş yıldır bu işi yapıyorum. Ve bir tek adım atmışlıkları yok! Hani böyle övünüp duruyorlar ya orada burada “şu kadar dizi sattık, bu kadar ihracat yaptık” bilmem ne o paraların tamamı ya kanallara ya da yapımcılara gidiyor! O eserleri ortaya çıkaran sanatçılara tek bir kuruş ödeme yapılmıyor. Çünkü Telif Yasası’nda bunun yeri yok. Çünkü Telif Yasası’nda gerekli değişiklikleri yapmıyorlar.

Devam ediyorum, en komik yeri burası bence. Tiyatrodan sinemaya kadar pek çok farklı alanda destek vermişler. Sevgili arkadaşlar tiyatro destekleri geçtiğimiz sene Türkiye Cumhuriyeti devletlerinde faaliyet gösteren bütün bağımsız tiyatrolara verilen desteğin toplama 20 milyon TL bu ülkede. Bu rakamlar benim rakamlarım değil Kültür Bakanlığı’nın rakamları. Teyit edebilir isteyen herkes.

Sinema desteklerine gelelim. Bütün Türkiye’deki başvuru yapan sanatçılardan, sinemacılara reva görülen toplam bir senelik desteğin toplamı 65 milyon TL. Yani Tayyip Erdoğan’ın kendi yandaşlarını bir araya toplayıp sarayda bu ifadeleri verdiği, sinema ve tiyatro destekleri dediği şeyin toplamı aslında 85 milyon TL’ye tekabül ediyor.

Rize Çay Bahçesi’ne dikilen ve şu ana kadar masrafı 47 Milyon TL’ye ulaşan “Çay Bardağı”na tepki gösteren Kadıgil; “47 milyon TL! 47 milyon TL veriyorlar şuna sonra utanmadan çıkıp sinemalara tiyatrolara destek verdik diye utanmadan konuşabiliyorlar.” diyerek faturasını ödemediği için elektrikleri kesilen Moda Sahnesi’nin yanında olduklarını belirtti.

Kadıgil’in basın açıklamasının ilgili bölümü ise şöyle; Elimde bir çay bardağı var. Rize’de yapmışlar bu çay bardağını! Bilmem ne merkeziymiş. Çay üreticilerine para vermek yerine onları, desteklemek yerine bu çay bardağı şeklindeki garabeti dikiyorlar. Masrafı ne kadar ulaşmış biliyor musunuz? 47 milyon TL! 47 milyon TL veriyorlar şuna sonra utanmadan çıkıp sinemalara tiyatrolara destek verdik diye utanmadan konuşabiliyorlar.

Mesela başka bir örnek vereyim; Çanakkale Köprüsü açtılar ya şenliklerle, kutlamalarla falan! Onun üzerinden geçmeyen arabalar için bu devletin kasasından çıkacak bir günlük masraf ne kadar biliyor musunuz? 11 milyon TL!

Bütün kültür sanat emekçilerine verdikleri desteği toplayın sekiz günlük masrafı etmiyor Çanakkale köprüsü’nün! Örtülü ödenek var bir de Sayın Tayyip Erdoğan’ın kişisel cep harçlığı biliyorsunuz! Nereye harcadığını göremiyoruz, Sayıştay raporlarında yok! Rekor üstüne rekor kırıyor! Sadece geçtiğimiz mart ayında 788  milyon TL’ye ulaşmış. Yani saraya verdiğimiz bir günlük cep harçlığı bütün tiyatrolara verdiğimiz bir yıllık desteğiyle denk geliyor. Bu arkadaşta yanına yandaşlarını toplayıp utanmadan sanatçıların emeğine sahip çıkıyoruz diye açıklamalar yapıyor.

Yok kardeşim, siz sanatçıların emeğine falan sahip çıkmıyorsunuz. Hiç kimseyi de kandırmıyorsunuz. Sanatçıların ne durumda olduğunu çünkü biz çok iyi biliyoruz arkadaşlar. Sanatın gerçek durumuna bakmak istiyorsanız döneceksiniz bir zahmet ve tiyatroların haline bakacaksınız! Eğer bir parçacık, bir yüzünüz varsa mesela Moda Sahnesi’ne bakacaksınız!

İftar yemeğine katılan sanatçılara sorularını yönelten Kadıgil, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun LGBTİ+’ları hedef alan açıklamalarını hatırlatarak; “Suçlularla fotoğraf çektirmeye ara verdiği zamanlarını LGBTİ+’lara saldırmakla değerlendiren Süleyman Soylu’nun bu yine bu ülkenin yurttaşlarının bir bölümünü cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle hedefe koydu” dedi.

Ayrıca iftar yemeğine katılan Bülent Ersoy’a hitaben: “Sayın Ersoy’a açıkça sormak gerekir; LGBTİ+’lar hele hele trans kadınlar bu ülkede her gün olmadık zulme uğrarken bu zulmün baş müsebbipleriyle aynı masada oturmaya gerçekten hiç mi utanmıyor? Bu açıklamanın üzerine Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin en ünlü kadın transını sofrasında ağırlaması aslında ‘Erdoğan’dan Soylu’ya tokat gibi yanıt’ olarak da yorumlanabilir elbet! Lakin gönül isterdi ki Bülent Ersoy tüm düşmanlaştırılan LGBTİ+lar için bir duruş sergileyebilseydi. Saraya da bir önerim var; madem yılgın bir hoşgörüyle de olsa bazı translara karşı toleransınız yüksek o halde. Bir gün de aynı Eryaman olayında olduğu gibi İzmir’de polis zoruyla evinden mahallesinden sürülmek istenen trans kadınları davet edin. Bir gün de katledilen Hande Kader’in yakınlarını, her gün öldürülme tehlikesi altında hayata tutunmaya çalışan arkadaşlarını davet edin. Etmezsiniz, çünkü belli ki trans kadınların da ancak zengini ve yandaşı makbul.”

Basın Açıklamasının Tamamına Altta Bulunan Linkten Ulaşabilirsiniz!

Başa dön tuşu