Köşe Yazarları

Şirin Öten / Yeni Metin Seçkisi Mart

Yeni Metin Seçkisi No:3
Bahara doğru yol aldığımız bu günlerde, baharın barış çiçekleri açtırması umuduyla bir kez daha merhaba;
Bu ayki yazım öncekilerden biraz daha farklı olacak. Bu kez tek bir oyundan yola çıkarak, bu oyunda örneklenen bazı anlatım biçimlerinden bahsetmeye çalışacağım. Böylece yeni metin projesinin amaçlarından biri olan “yeni metin yaklaşımları geliştirmek” meselesine de bir katkı sunmayı umuyorum. Merkeze alacağım oyun Linda Maclean‘ın “Yabancılar, Bebekler” adlı oyunu. Maclean, deneyimli bir İskoç yazar. Türkçe’ye çevrilen tek oyunu ise “Yabancılar, Bebekler” ne yazık ki. Oyun öyle çarpıcı bir dile sahip ki, bu dilin başka hikayelerde nasıl şekillendiği konusunda merak uyandırıyor. Diğer oyunları okuma şansım olmadığından, yazarın yalnızca “Yabancılar, Bebekler” adlı oyununda sıkça başvurduğu etkili bir yöntemin, onun genel üslubunu yansıtıp yansıtmadığına dair bir fikrim yok; ancak benim özellikle bu yazıyla altını çizmek istediğim bu yöntemin etkisi. Bu oyunda yazarın, oyunu üzerine inşa ettiği bir tekniği, oyun yazarlığı açısından bir metot olarak ele almaya çalışacağım.
Oyun, May isimli bir kadının, beş farklı adamla yaşadığı beş farklı diyalogdan oluşuyor. Oyunda bir olay örgüsünden ya da dramatik bir aksiyondan söz etmek mümkün değil. Eksen karakter olan May‘in hayatına dair bir hikayenin açığa çıkacağı fikrine kapılsak da, oyunun sonunda spesifik bir hikayeye ulaşamıyoruz. Yalnızca tahminlerle doldurabileceğimiz koca boşluklu bir hikayeyle yetinmek zorunda kalıyoruz. Bu da bizi ister istemez diyalogların altında art anlamlar aramaya itiyor. Başından beri bir metot olarak ele alabileceğimiz yöntem tam da bu aslında. Yazar, oyun boyunca kurduğu tüm diyaloglarda son derece yalın bir gündelik dil kullanıyor. Üstelik diyaloglara konu olan meseleler de bir o kadar sıradan ve gündelik. Hatta öyle ki, ilk anda bu diyalogların “gevezelikten” ibaret olduğu hissine kapılmamız olası. Ancak yazar bu riski büyük bir ustalıkla ortadan kaldırmış. İlk bakışta basit ve sıradan bir mesele konuşuluyormuş hissi yaratan cümleler neredeyse bir şiir kadar katmanlı ve metaforik bir üst dile dönüştürülmüş durumda. Dikkatli bir okumayla aslında tek bir sözcüğün bile tesadüfen seçilmediğini anlayabiliyorsunuz.
Somut olarak ilerlemek sanırım daha açıklayıcı olacak. Oyunun birinci bölümünde balkona düşen kanadı kırık bir kuşun başında Dan ve May‘in diyaloğuna şahit oluyoruz. İkisi arasında geçen tartışma, ilk bakışta tamamen kuşun tedavi edilip edilmemesi hakkındaymış gibi görünüyor. Dan, May’in balkonlarında kuşlar için yemlik ve suluk bulundurmasına karşı, çünkü bu yüzden balkonu güvenli bir alan olarak gören yaralı kuşlarla ilgilenmek zorunda kalmaktan, kuşlar korkmasın diye balkonu kullanamıyor olmaktan şikayetçi. Üstelik Dan yaralı kuşların hiçbir zaman iyileşemeyecekleri fikrinde, May ise bu konuda farklı düşünüyor. Oyun açılır açılmaz, sayfalarca bu meselenin tartışıldığına şahit oluyoruz. Diyaloglar aşağıdaki örnekte görüldüğü kadar sıradan;

MAY: Hareket mi etti? Oynadı gördün mü? Bak! Bak! Kanadını bir pırpır oynattı sanki Gördün mü?
DAN: Yaşama şansı yok.
MAY: Nereden biliyorsun?
DAN: Biliyorum

yabancilar ve bebeklerBu sıradan diyalog dallanıp budaklanmaya ve ikili arasında uzun uzun tartışılmaya başlayınca artık bizim için bu diyalog, yaralı bir kuş hakkında olmaktan çıkmaya başlıyor. Çünkü böylesi bir durum gündelik hayatın içinde, hakkında en fazla birkaç cümle edilip geçilecekken oyunun ilk 20 sayfası boyunca konuşuluyor. Mesele sıradan ve reel hayata aitken, diyaloglar gündelik bir dilde akıyor olmasına rağmen, sadece meselenin oyun kişileri arasındaki diyalogda aldığı zamanın reel hayatın doğallığında seyretmemesi yoluyla yeni bir sahne dili yaratılmış oluyor. Artık alımlayıcı olarak biz, şahit olduğumuz diyaloğun gerçek hayattakinden farklı olduğunu anlıyoruz. Çoğu zaman bunu kuramsal olarak tanımlayamazsak da gerçeklik algımız kırılmış ve imgelemimiz harekete geçmiş oluyor. Bir kez imgenin anahtarına sahip olduğumuzda ise artık diyaloglar tamamen bizim çağrışımlarımıza bağlı olarak yeni anlamlar yüklenmiş oluyorlar. Gerçeklik algısı bir kez kırıldığında oyunun içinde geçen “Yaralanmış şeyler hayatta kalmayı başarabilir” cümlesi bizim imgelememizde başkaca anlamlara kavuşuyor. Yazar bunu ne kadar bilinçli yaptığını son epizotla ilk epizot arasında kurduğu güçlü imgesel bağlarla ispatlıyor. Bu örnek üzerinden saatlerce süren bir atölye çalışması yaratmak mümkün. Oyun yazmak konusunda konvansiyonel yaklaşımlar klasik dramatik yapıyı merkeze aldıkları için, yeni yazar adayları bir oyun yazmak için büyük dramatik kırılmaların, aksiyonların peşinden koşmak zorunda hissediyor kendini. Çoğu yazar adayı anlatmaya değecek bir hikaye bulmakta zorlandığından şikayet ediyor. Oysa “Yabancılar, Bebekler” oyunuyla Linda Maclean, ilk bölümde eksen karaktere söylettiği “Yaralı şeyler hayatta kalmayı başarabilir” cümlesinin sadece sağlamasını yaparak, son derece katmanlı bir oyun yazılabildiğini bize göstermiş oluyor. Üstelik bunu yaparken eksen karakterin sadece yaralı olduğunu anlamamızı sağlayacak kadar bilgi vermeyi yeterli görüyor. Eksen karakterin hayat hikayesine dair detaylar, aksiyonlar, merak öğeleri hiçbiri dikkatimizi dağıtmıyor. Böylece ustalıkla yaratılan yeni dilin içinde kaybolup, bize tanınan boşluklara kendi hikayelerimizi yazabiliyoruz. Ayrıca yazar oyundaki beş bölümü de farklı bir mekana işlemeyi aynı dil ile başarmış. Her bölümün geçtiği mekan gündelik akan diyaloğun en temel dinamiği haline gelmiş durumda. Bu genellemeyi kıran tek sahne otel odası sahnesi, ki burada gündelik başlayan diyalog bir erotik filmin sadece aksiyonlarının dile getirilmesiyle daha da güçlü bir hâl almış. Bu kez anlatının kapladığı zaman değil, anlatılanın sıradanlaştırılması imgelemimizdeki gerçekliğin kırılmasını sağlıyor. Aslında yazar kendi yöntemini çeşitleyerek, zenginleştirmiş oluyor.
Bu ay yeni metin yaklaşımlarına dair bir pencere açmaya ve oyun yazma konusunda kafa yoranlara katkı sunmasını umduğum bir örnek yaratmaya çalıştım. İşaret etmeye çalıştığım yaklaşımın nasıl örneklendiğini görmek isteyenlerin yenimetin.com adresinden “Yabancılar, Bebekler” oyununa ulaşabileceğini yeniden hatırlatmak isterim.
Barış ve umutla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu