Köşe Yazarları

Sabahattin Yakut / Ya da Diyarbakır'ın Delileri

Uçağa bineceğim vakte kadar ki süreç zaten sıkıntılı… Ölür müyüm, bir şey olur mu, yani gidiyorum ama neler olacağını da bilmiyorum… Çevremdekiler, ailem ayrı güzellik tabi ki; “Gitmesen mi? Ne gerek var? Evet galiba sen çok istiyorsun ama gene de korkuyorum be.. Yani sonuçta Diyarbakır; patlamalar falan…” Evet, ben de bir tırsmıyor değilim ama yaşıyor insanlar orada; yani
hala ya okula ya işe ya da bir yerlere gidiyorlar yani… Gideceğim ben… Tırsıyorum… En sonunda iniyorum havaalanina. Oyuncu arkadaşlarım karşılıyor beni; gülüşüp eğleniyoruz ama ben etrafı süzüyorum… Tedirginim… Caddeler kalabalık, dükkanlar açık,
hatta biraz hızlı araba kullanıyorlar…
Tiyatroya varıyoruz… Her yerde bir koşuşturma… Süleyman ve Öbürsüler’in provası var; prömiyere son birkaç gün… Herkesin yüzünde gülümseme var… -Beni mi kandırıyorlar? -Hayır, burası Diyarbakır… Biz kendi provamıza geçiyoruz… Okumaya başlıyoruz; bir saat, iki saat derken birden en komik yerde çatışma başlıyor bir yerde… Ben telaşlanıyorum. Ama çaktırmıyorum. Sanırım kimse duymadı… Neyse, duymasınlar zaten, iyi gidiyor okuma… Biraz daha devam ediyoruz….
Sonra bir daha, bir daha…
-Duydunuz mu?
-Neyi?
-Sesler?
-Ha… Evet… Oluyor böyle… Bir şey yok…
(Bir şey yok!…)
-Tamam devam edelim…
Bir şey yok mu? Devam ediyoruz… Sonra başka bir patlama… Jetler kalkıyor… Bir daha kalkıyor… Helikopter geziyor…. Bayağıdır havada… Kalabalık insan sesleri yükseliyor arada… İnsanlar sokakları dolduruyor galiba… Tutamıyorum kendimi;
-Arkadaşlar isterseniz bitirebiliriz…?!
-Yo? Yorulduk mu?
-Hayır, hani olaylar falan?!
-Tamam biz de tedirgin olduk ama yani burada dibimizde bir şey yok.. Devam edelim…(Devam mı edelim?.. Provaya?… Yahu biz İstanbul’da kar yağsa OYUN iptal ediyoruz! “Hava muhalefeti sebebiyle oyunumuz iptal olmuştur” Burada bir savaşta duyabileceğin bütün makine ve araçların neredeyse hepsinin; yani seslerini duyuyorsun şu an ve provaya devam mı? Provaya?!) devam ediyoruz… Prova bitiyor. Diğer oyunun ekibi bizden biraz evvel çıkmış.-Sesler yüzünden mi? -Yoo… Prova o saate kadardı.
Beni rahatlatmak istiyorlar… Gidip bir yerde oturalım mi? Diyorlar20c0ef05-3129-4826-b359-6e234a7291ec (sesler devam ediyor; ne gerek var, çok saçma; gidip bir de oturuyoruz.) Herkes dışarda… Baloncu var oturduğumuz mekanın önünde… Sırtlarında Beşiktaş Fenerbahçe formalı insanlarlar.. Maç izliyorlar… “Goooooooooooool…” Beşiktaşlı çıldırdı… O duyulan bir çok sesten biri de kalabalık insan sesi, yani gol sesiymiş…Silah sesleri ile aynı anda…
Günler geçiyor… Prömiyer geliyor… Süleyman ve Öbürsüler sahnede; dışarda sesler.. Sahne hınca hınç.. Hem de biletli… Dışarda oyun üzerine kritikler yapılıyor ve oyun sınavı geçiyor seyircinin gözünde.. Öyle her şeye de gülünmüyor, samimi olanın hakkı veriliyor…
Ertesi gün eski bir arkadaşımla buluşuyorum… “Akşam oyuna gideceğim ”diyor. “Keşke bilet almasaydın” diyorum… “Aaa, geçen sene bilet bulamadım hep, bu sefer bir hafta evvelden aldım” diyor.. Oyun gene kalabalık… Şimdi biz devam ediyoruz provalarımıza, 13 Kasım’da oyunumuz var. Ermişler ya da Günahkarlar… Sesler olur mu bilmem ama seyirci olacağı kesin…
Biraz kendi deliliğimizden katacağız Diyarbakır’ın delilerine; sevip, kabul ederlerse… Bu insanlar araba kullanırken de, maç izlerken de, tiyatroya giderken de, yaşarken de biraz deliler bana kalırsa… Biz, diyorum ya; kar yağsa yağmur yağsa yaşamı felç ediyoruz, çok imkanlı kalabalık şehirlerde… Bu adamlar silah ve bomba sesleri altında YAŞAMAYA devam ediyor…
Delilik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu