Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Sabahattin Yakut – Ya da çocuk olmaktan vazgeçmemek…

Şu mesleğe başladığımda tek isteğim oyun oynaya bilmekti… Tamam bu mesleğin de oyun oynarken sorumlulukları büyüktü… Çünkü inanmadığın bir şeyi yaparsan ya da yaptırırsan oyun bozulurdu. Yani burada oyun oynamanın tek kuralı büyüklerin yalanlarını ortaya çıkarmaktı.
Büyüklerin başkalarının zararına olan yalanlarını görür görmez bağırman gerekti… Tamam zor ama çocukluktan vazgeçilmezse olur gibi… O vakit bir şeyler yapmalıyımdı. Yani büyüyordum -çevreme aileme herkese göre- ve benim bu büyümenin önüne geçmem gerekiyordu. Herkes büyüsündü ama ben çocuk kalmalıydım…
Çünkü büyükler hep yalan söylerdi ben ise sadece kendime… O da oyun oynamak için…
Büyümemem gerekti, çünkü bir insan büyümeye başladığında ona artık oyuncaklar alınmaz ve artık o kişi de toplumun bakış açısını kabul ederek büyümeye başlardı. Tabii ya; oyuncak alınmıyorsa büyümeye başlamıştır artık insan… Artık yaşına uygun davranmalıdır… Düğünde bile oynasa garip karşılana bilir… E çünkü koskoca bi genç neden oyun oynasındı?!
O vakit düğünde oynarsa da utanıverirdi. Aslında bıraksalar kimse laf etmese garip garip bakmasa kimsenin umrunda olmasa… Amaaan kendi umrunda olmasa, nasıl da oynardı şimdi yardır yardır…
İşte bu sebepledir ki ben büyümekten ve büyük olmaktan feragat ettim ve büyüklüğü de etrafımdaki büyük büyük olmak isteyen insanlara bıraktım… Çocuk kalmak iyi çünkü… En azından oyun oynarsın… Parka bahçeye sokağa çıkamasan da iki minder yahut bir parça çaput yeter oynamana…Uçurursun da, yüzdürürsün de. Ne dünya umurundadır ne de başka bir şey… Yeter ki çocukluğuna karışmasınlar yahut da seni zorla büyütmesinler.
Ya da büyütmeye çalışırlarsa hemen kendine oyun Oynayacak bir dal seçersin… Sanatın sporun bir ucundan tutarsın… Ne yazik ki bu çerçevenin dışında kalırsan ya kafe de yahut da bir telefonda pc de oyun oynarsın ancak… Ama bu da çocukluğundaki oyunun yerini tutmaz. Çünkü olmayan hiç bir şey yoktur. Vardır çünkü oyun masası da araç gereç de…
Ama çocukluk yok mu o çocukluk… O yoktan var eden? Var ettiğini sanan, varlığına inanan çocukluk… İstese uçabilir bi çocuk. Hem de gözlerini bile kapatmasına gerek yoktur. Düşlese yeter.. İşte bu yüzden çok kıymetlidir benim mesleğim çünkü etrafımdaki büyüklerimi kandırıp büyükce bir şey yaptığımı zannettirerek oyun oynarım sadece… Ve bu benim çocukluğumdur… Samimiyetimdir. Yalansız olduğum inandığım bir düşlemdir çocukluğum. Ne peşinden koştuğumuz para tam gelir bize ne de hayatımız boyunca kovaladığımız mevki. Ne kadar alırsak o kadar isteriz ne kadar yersek midemiz de o kadar büyür ve sonunda midemiz yutar bizi… Çünkü büyüklerin midesi de büyük olur, gözleri de büyük olur sözleri de büyük olur hırsları da büyük olur yalanları da büyük olur… Yalan ne kadar büyük olursa o kadar inanır insanlar çünkü… Ve insanlar hep söylenecek bu büyük yalana açtırlar… İster sonunda cennet olsun ister cehennem olsun yeter ki büyük olsun bu yalan… Ama çocuk için öyle değildir.. Çocuk bir tek yerde yalan söyler o da kendine… Mutlu olmak için söyler bunu da, kendini inandırmak için; kimseye bi zararı yoktur ve fesat değildir bu yalan… O kutunun bir araba olduğu yalanını söyler kendine ve buna da inanır ve sonra da gene kutu olur o. Benim mesleğimin de en güzel yanı budur.. Dürüstce söyleyeceği tek yalan, herhangi bir insan olmaktır.. Kimi zaman bir baba bir anne kimi zaman bir doktor kimi zaman bi öğretmen kimi zaman bi kasap. Sadece kendinin inandığı bi yalandır bu da..çünkü başkaları da eğer o inanırsa bu zararsız yalana inanır ve keyif alır kendi adına oynayan bu insanı izlerken… Sonra bu oyun oynama durumunun içine düşünceler girer, doğrular yanlışlar ve büyüklerin yalanları… Büyüklerin büyük büyük yalanları… Ve tam da bu noktada bir çocuk samimiyetinde bağırır oyuncu kral çıplak… Herkes çok yakışmış der, herkes ooo der, görmediğine gördüm, görmesi gerekene görmedim der… Çünkü kral kendini en büyük sanır… Çünkü krala kral derler… Kral da kendini kral sanır… Ya terzisidir onun büyük burnu ya da yaveri hemen yanındaki beraber büyükyyalanlar söylerler ve halk da bu yalana inanır; çünkü kral inanmaktadır… Ve çünkü kral en büyüktür ve hiç bu kadar büyük bir kral yanılır mı? Olsa olsa kendisi göremiyordur… Çünkü sadece mutlular görebilir… Ama mutsuz olduğunu bile göremiyor olabilir insanlar… O vakit içindeki çocuğa sahip çıkanlar bağırırlar hiç durmadan bu büyük yalana karşı: KRAL ÇIPLAK… Sanat dedigin şey de tam da budur işte: kral çıplaksa çıplaktır kardeşim, sen inansan da inanmasan da sen sustursan da susturmasan da…
#Hayır’lı şubatlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu