Köşe Yazarları

Özlem Özdemir / Sorular

Bir gün içinde dahi modern bir başka ülkenin bir yıllık gündemine eşdeğer gündemimizde yazdığınız yazı bile hemen eskiyor. Son günlerin en tartışılan konularından biri Devlet Tiyatroları’nda yaşanan yönetim değişikliği ve ardından gelen istifalar olmuşken buna değinmeden geçmek olmayacaktı.
GOETHE İYİ Kİ YAŞAMIYOR
Geçtiğimiz haftalarda Devlet Opera ve Balesi’nde kılık kıyafet yasakları gündeme damga vurmuştu. Ardından DT Genel Müdürü Mustafa Kurt sansüre karşı görevinden istifa ettiğini açıkladı. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği Kazım Akşar’ın yazıp sahneye koyduğu J.W.
Von Goethe’nin ‘Güneş Batarken Bile Büyük’ oyununda, “Seninle yatmak istiyorum”, “Tavşan gibi inlerim” gibi repliklerin bulunduğu bölümlerin Bakanlıkça çıkarılması istendiği iddia edildi. Mustafa Kurt bu yüzden istifa ettiğini söylüyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri ise hakkındaki bir soruşturma nedeniyle görevden alınacağını, soruşturma nedeniyle alınmaktansa, “sansüre direndiği için bırakan” bürokrat imajı yaratmak istediğini söylüyor. Kazım Akşar ise Kurt’un kendisini hiç korumadığını ve Bakanlığa katıldığını ifade ediyor. Gerçek ne olursa olsun 2014 yılındaki bu tartışmalar iç acıtıcı değil mi?
Mustafa Kurt’un yerine Nejat Birecik atandığında ise tabiri caizse dananın kuyruğu koptu ve kurumda istifalar başladı. En son altı sezondur İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünü yürüten Şakir Gürzumar istifa etti… Birecik neden huzursuzluk yarattı kısmına gelince, bunun en birincil sebebi TÜSAK’ı destekliyor olması. Bu konuda kültür sanat örgütleri de bir eylem hazırlığında. Bir tiyatrocunun sansüre ve sanata müdahale edilmesine destek vermesi ise neresinden baksak anlamanın mümkün olmadığı bir durum…
Neden buraya gelindi? Bundan sonra neler olacak? Kurumun kapatılması noktasına gelmesinde kurumun hiç mi kabahati yok? Peki, bundan sonra ne yapmalı? Bunlar 2014 yılında cevapları belirsiz sorular. Ama ne izleyip izlemeyeceğimize, neyin ayıp olup olmadığına, kimin daha ahlaklı ya da olmadığına başkalarının karar vermesine daha ne kadar sessiz kalınacak?
Asıl cevabını vermemiz gereken sorular bunlar değil mi? Cevabı herkesin içinde saklı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu