Belgesellerİginizi çekebilirİlginizi Çekebilir

Ödüllü filmlerin ödülsüz oyuncusu, sinemanın beyefendisi Aytaç Arman’ın hayat hikayesi

Parçalanmış ailelerin saf ve masum yüzlü oğlu rolü ile izlediğimiz, çok ödüllü filmlerin ödülsüz oyuncusu, sinemanın beyefendisi Aytaç Arman’ın hayat hikayesidir.

Yeşilçam Dönemi’nin oyuncuları bir bir eksiliyor hayatımızdan. Üzülüyoruz, evet; ama bir yandan da içimizde onları hala eski filmlerde görüyor olmanın buruk sevinci var. Adına düzenlenen cenaze töreninde, sevenleri hep aynı güzel şeyi söylemiş onun için: “Güzel yaşadı!”

Aytaç, 22 Haziran 1949’da, Adana’da dünyaya geldiğinde ailesi, ona Arapça kökenli “Veys El İnce” adını verdi. Bir gün, ailesinin kendisine verdiği adın bile değiştiği bir sanatçı olacağından habersiz büyüdü.

Ailesi köy kökenliydi ve bu ailede, şehirde doğup büyüyen ilk kişiydi o. Bir çocuk olarak kazanacaklarının farkında bile değildi. Okul hayatı, Birinci İnönü İlkokulu’nda başladı. Yıllar sonra bir röportajında bu dönemi şöyle tanımlayacaktı: “İlkokul sonrasında teknik okullarda okudum. Yapılanmamın temelinde geometri ve matematik, giderek logaritmik, trigonometrik değerler ve dengeler var”.

Sonra Adana Erkek Sanat Okulu’na, ardından da Adana Erkek Lisesi’ne gitti. Ancak bu okula uyum sağlayamadı. Sanat okulunun lise kısmı, “Erkek Sanat Enstitüsü”nü bitirdi.

Mezuniyetinin ardından üniversite eğitimi için İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. Ancak 3. sınıfa kadar devam edebilecekti. Okulu bırakma sebebini de şöyle açıklıyordu: Sinemaya başladığım için eğitimi bırakmış değilim. Ekonomik yetersizlikten dolayı eğitimimi sürdüremediğim için tesadüfen sinemaya başladım”.

Hayatı bir yarışma ile değişecekti… Yine 21 yıllık oyunculuğunu tamamladığı 1991’de verdiği aynı röportajında kendisine yöneltilen “Çok sıcak bakıyorsunuz; gözlerinizde pırıltılar var. Çocukluğunuz sevgi ortamı içinde mi geçti?” sorusunu şöyle yanıtlayacaktı: “Ben hüzünlü bir coşku ya da coşkulu bir hüzünüm diye tanımlarım kendimi. Hayat da öyle değil mi zaten? İnsanlar genellikle hayatın ya hüznüne kaptırır gider ya coşkusuyla sürüklenir. Olur mu? O bir bileşkedir ve ikisini birden yaşamak lazım. Çünkü mutluluk ve mutsuzluk bir med-cezir halinde gelir ve gider”.

Başa dön tuşu