HaberlerYurttan Haberler

Müzede Sahne Fonda İstanbul

MÜZEDE SAHNE / FONDA İSTANBUL


Ülkenin görsel sanatlar alanında önemli bir yeri olan Sakıp Sabancı Müzesi’nin, gösteri sanatlarına yeni bir alan açmasını istediklerini ve yaz döneminde müze etkinliklerine ek olarak diğer sanat dallarına da destek vermeyi amaçladıklarını bana söylediklerindeki heyacanımı, yazarak herhalde anlatamayacağım. 
Geçen yıl yaptığımız “Punta Atmak” gösterisinin geri dönüşümünün iyi olması ve ordan alınan bir ivmeyle müzede gösteri sanatlarına daha fazla alan açma fikrinin gelişmiş olması beni çok mutlu ediyor. Bir etkinlik düzenleme görevini ve bunun sanat yönetmenliğini üstlenmemi istedikleri günden bugüne altı aya yakın bir zaman geçti. Müzede yaptığımız ilk prodüksiyonda da beraber çalıştığım Tuğba Tules Birincioğlu ile birlikte programı artık tamamlamış bulunmaktayız. Dış mekanda iş yapmak gösterilere birçok artı dinamik getiriyor fakat aynı ölçüde de zorluklar artıyor.  Ancak bana göre, dış mekan işleri hayatla çok daha yakın temas içinde olduklarından seyirciyle daha yoğun ve etkileyici paylaşımlar sağlıyor. 
Bu öncül etkinliğin konseptinin, Sakıp Sabancı Müzesi’ne ait ve ona özgü olması için “temalı” bir buluşma olmasının daha iyi olacağını düşündük. Ve etkinliğimizin ilk teması da şöyle oluştu: müzenin muhteşem bahçesinin hem daha çok işlevselleşmesi, toplumla farklı şekillerde de buluşma alanı olarak kullanımı önceliğimiz olmalı. İstanbul’un Emirgan gibi hem tarihiyle hem de güzelliğiyle öne çıkan bir semtinde itinayla korunan bir bahçesi olan Sakıp Sabancı Müzesi’nde her yıl farklı bir tema/başlık altında yapılması planlanan “bu mini festivalin” ilkinin temasının “Fonda İstanbul” olması da, aslında kaçınılmazdı.
Yaz döneminde; İstanbul gibi bir mega kentte gösteri sanatları adına yaz etkinlikleri çok büyük ihtiyaç olduğu da bildiğimden, müze ziyaretlerinin müzenin bahçesinin seyirlik alan, gösteri alanı, dinlenme alanı, söyleşi alanı, atölye alanı gibi açık alan kullanımı, müzenin bahçesinde yer alması düşünülen tiyatro, performans, çağdaş dans gösterileriyle farklı izleyici kitleleriyle zenginleşeceğini düşündük.
Seçtiğimiz temaya uygun olarak, toplumsal paylaşımları güçlü olan, aynı zamanda mekanın bir sanat müzesi olduğuda akılda tutularak seyirciyle iyi  buluşması olan/olmuş ve sanatsal alanda belli bir değer üreten sezon gösterilerinden ve temayı bütünleyeceğini düşündüğüm bence son yılların iyi işleri arasında sayılan bir kaç işten ve önerilerden ve projelerden bir havuz oluşturduk.
Daha sonra 7 ekiple, yönetmenleri ve yazarlarıyla oyunları/gösterileri SSM bahçesine uyarlamaları istendi, oyunların bütüne bağlanması için birlikte değerlendirmeler yaptık, ekipler mekana uyarlarken bazı değişiklikler yaptılar. Bazıları mekanda yeniden provaya girdiler. Yani oyunları/gösterileri daha önce seyretmiş olsanız bile bu mekanda önünde ya da arkasındaki bağlantılı işle “yeni” bir iş izliyor gibi olabilirsiniz. Tüm oyunlar, gösteriler, söyleşiler, performatif enstelasyonlar “Fonda İstanbul” temasına bakış açımızı bütünlüyor. İstanbul tabi ki çok büyük ve geniş bir kavram, ama bu fonun önünde olan biten ise; İstanbul fonunda merceğe aldığımız, önceliğimizi belirlediğimiz, bu fona yerleştirdiğimiz hikayelerimiz, ya da o fonda bakışımızı çevirdiğimiz gerçeklerimiz.
Şehrimizde üretilen bir sürü değerli işlerden oluşan geniş bir havuzun içinden seçilen bu işlerin temaya uygunluğu, birbirlerini bütünlemeleri dışında, şu özellikleri taşımaları da bizim için önemliydi:

  • Toplumsal bir duruma dikkat çekmeleri ve bunu konu olarak işlemeleri
  • Geniş kitlelere seslenebilecek çağdaş bir dili yakalamış olmaları
  • Ekiplerin dış mekanlarda çalışmayı sevmeleri 

–  Dil ve ya estetik önerisiyle dikkat çeken özgün işler olmaları, 
–  Farklılık yaratmaları  

  • Çağdaş tiyatroya katkı sağlayan yeni metinler kullanmaları
  • Çağdaş dansta özgün işler üreten ve işlerinde evrenselle, yereli içinde barındırmaları  

Söyleşilerimize ise tiyatromuzun çok değerli öncelikle emekçileri ve çalıştıkları alalarda birçok değer üretmiş iki kadın sanatçıyı davet ettik: Ayla Algan ve Naz Erayda. Yine söyleşilerimizden biri, sahne için ve kadınlar üzerine derlediği yazılarıyla edebiyatçı Hatice Meryem oldu. Sabancı Üniversitesi ile de dirsek temasını devam ettirmeyi düşünüyoruz. Söyleşi tercihlerimizden de anlaşılacağı üzere; temamız “Fonda İstanbul” ama bakış açımız ve dilimiz kadın sanatçılarımızın ürettiği dil ve göz üzerinden oldu.
Emre Koyuncuoğlu
 
 

ETKİNLİK TAKVİMİ

9 Ağustos  Çarşamba

20.30 – Açılış Konuşması:  Ayla Algan
21.30 – “ İstanbul’u Dinliyorum… Masal Tadında”, Ayla Algan, Nazlı Çevik Azazi / Anlatı performansı

10 Ağustos  Perşembe

20.30 – “Tersinden”, Naz Erayda / Retrospektif seminer
21.30 – “Balat Monologlar Müzesi”, Galata Perform / Oyun

11 Ağustos Cuma

20.30 – “Sen Balık Değilsin ki”, Çıplak Ayaklar Kumpanyası / Gösteri
21.30 – “Tevatür”, Proje Difüzyon / Oyun

12 Ağustos Cumartesi

20.30 – “O Şehir”, Mine Çerçi / Performans
21.30 – “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin”, BAM Tiyatro / Oyun


13 Ağustos Pazar

20.30 – “Kadın Yazarlar”, Hatice Meryem / Söyleşi
21.30 – “Çocukluğun Soğuk Geceleri”, Seyyar Sahne / Oyun

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı