Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Merve Engin / Merve Engin'den 1 yeni bildirim!

“… bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir.”

Sabahattin Ali – Değirmen

 
Merve Engin son saldırıda güvende olduğunu bildirdi.
Merve Engin son saldırıda ruh hâlini de sarsılmış olarak değiştirdi.
Facebook fotoğrafını siyah yaptı – isteğe göre Türk bayrağı ya da “bölemeyeceksiniz” yazısı ekleyenler de var –
Merve Engin ışığı önce açtı, sonra kapadı.
Tv’nin sesini kıstı.
Battaniyenin altına girdi.
Twitter’ı açtı ve “korkmuyorum” yazdı.
Televizyonun ışığı yüzünden kapamaya karar verdi.
Birkaç tweet rt’ledi.
Sonra rt’leri geri aldı.
Sürekli ekranlarını yeniledi.
Uykusu geldi.
Uykuya dalmak üzereyken, sokaktan geçen birilerinin seslerine yüreği ağzında uyandı.
Sarhoş ve aşık – aa, aşık olmak hâlâ var mı ya? – birkaç genç “seviyorum uleyn” diye bağrıyordu.
Su içti. Sakinledi.
Birkaç korkmayan ileti beğendi.
Sakinleştirici içti.
Korkusuzca uyudu.
Sabah arkadaşları ile buluşacağı lokasyonu değiştirdi.
Çok yorgun hissediyordu, kalabalığa giresi yoktu.
Buluştuğu arkadaşları ile twitter’a baktılar.
Yakın geçmişe sövdüler. Yan yana durmanın verdiği haz ile çay içtiler.
Bir yerlerdeki protesto yürüyüşüne katılmadı.
Çünkü “abi işe yaramıyor” dedi.
 
Eve döndü. Sinemaya gidecekti ama kapalı alan basıyordu onu.
Eve döndü.
 
Durdu. Yemek yedi. Uyudu. Uyandı. Durdu.
Toplamadı da. Yok saydı.
Ülke gündemine karşılık gülen fotoğraflarını paylaşmaya çekindi. Sıkıştı kaldı.
Yargılar arasında iyice sıkıştı.
Çok sıkıştı.
 
Yok yok o değil,
Canlı bomba patladı üç gün sonra.
WhatsApp mesajlarına “ben iyiyim” dedi.
Artık eskisi kadar da mesaj gelmiyordu.
Karnesi hep 5 olduğunda ailesinin önemsememesi gibi bir his.
Normaldi.
Ertesi gün denizden karşıya geçti. Gezdi. Güldü. Güldüğü fotoğrafları koydu.
Birkaç kınama ile kapadı günü.
Çünkü kimse korkmadığı için sokaklar tıklım tıklım boşluktaydı.
İnsanlar twitter’dan avaz avaz farkındalık kasıyordu.
Merve boğazın ortasından check-in yaptı. Üşümüş hissediyordu.
Güneş batıyordu.
Korkuyordu ulan.
Yaşadığı hiçbir şeye anlam veremediği için korkuyordu.
Yalnızlığı ile başa çıkamadı, sosyal medya yalnızlığını baltalıyordu.
Gülümseyen bir fotoğraf koydu.
Gülmek, devrimci bir eylemdir”;
böyle yazınca yargı kalktı ortadan. Herkes beğendi.
 
Umutsuzluğunu da, umudunu da, aşkını da, kendini de ne yapacağını şaşırdı.
 
Merve Engin bir sonraki bombada – olmasın n’olur ama olur da patlama yerindeyse – sosyal medya iletilerindeki bir rakamdan öteye geçmeyeceğini, kendisinin üç güne mecburen unutulacağını, diyelim ki faili belli; bir yaşama karşılık failin 10bin tl  civarı öderse serbest kalacağını tahmin ediyor.  
 
Herkesin kendine ait yaşama tutunma biçimi olduğunu ve bunu yargılamadan yaşamanın yollarını acilen bulmak gerektiğini düşünüyor.  
 
Artık ölenleri değil, ölümü hatırladığımız bu coğrafyada Merve Engin kendini bok gibi hissettiğini bildirmek istiyor.
 

Ne okudum: Kötülüğün Sıradanlığı – Hannah Arendt
Ne okuyacağım: Melankolinin Anatomisi – Robert Burton
Ne okuyorum: Sakın Oraya Gitme – Yekta Kopan
 
 
 
 
 
 
 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı