HaberlerYurttan

Kültür-sanat dünyasında toplumsal cinsiyet araştırması: Kadınlar erken “yaşlandırılıyor”

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 2010’dan beri kültür politikaları konusunda çalışmalar yaparak, tiyatro, sinema ve müzik disiplinlerine odaklandı ve kültür-sanat dünyasında toplumsal cinsiyet konusunu ele alan “Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet: Tartışmalı Konular, Yapısal Sorunlar ve Çözüm Önerileri” raporunu yayımladı.

Medyascope’tan Betül Gökce’nin haberine göre; İKSV, çalışma kapsamında sektörde en çok istihdam sağlayan üç disiplin olan tiyatro, sinema ve müzik alanında gerek sahne önünde gerekse sahne arkasında görev alan 157 kadın ile çevrimiçi anket yaptı, 18’i sektörde profesyonel olan kadın ve LGBTİ+ sanatçılarla görüştü.

Araştırmaya göre kadınların iş dışındaki sorumluluklarıyla ilgilenme oranı arttıkça yönetici pozisyonlarında bulunma ihtimalleri düşüyor. Görüşülen kadınlar sıklıkla, “sansür ve otosansür”, “akıntıya karşı kürek çekmek zorunda kalmak” ve “dışlanmak” gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını söylüyor.

Raporu hazırlayan araştırmacılardan akademisyen Itır Erhart, raporun tanıtıldığı toplantıda konuştu. 

Erhart, “Kadın ressamların genellikle isimleriyle tanınırken, erkek ressamların soyadlarıyla bilinmesi”nin çalışmayla ulaştıkları ilginç bir bulgu olduğunu söylüyor. Itır Erhart’ın eleştirdiği bir başka husus ise film sektöründe genelde erkeklerin “bakan göz”, kadınların “bakılan nesne” olarak konumlandırılmaları.

Rapora göre kadınlar erken “yaşlandırılıyor”

Peki kültür-sanat dünyasında kadınlar hangi engellerle karşılaşıyor? Araştırmaya göre kadınlar teknik alanlarda (görüntü yönetmenliği, ses, ışık) kendilerine yer bulmakta zorlanıyor. Kalıplaşmış yargılar (“kadınlar duygusaldır”) nedeniyle kadınlar, idari pozisyonlarda tercih edilmiyor.

Sahnede ve ekranda kadınlar annelik gibi toplumsal cinsiyet rollerine sıkışıyor, sıklıkla dış görünüşleri ile ön plana çıkıyor. Kadınlar gerek özel alanda gerek sahnede sürekli genç, bakımlı ve güzel görünme baskısı hissediyor.

Sinema sektöründe dikkat çekilen bir diğer problem, kadınların erkek meslektaşlarından önce “yaşlandırılması.” Rapora göre erkek oyuncular yaşları ilerlediğinde kariyerine aynı şekilde devam ederken, kadınlar “yaşlı” rolleri oynamaya daha erken başlıyor.

“‘Erkek olmamak’ kariyerinizi olumsuz etkiliyor mu?” 

Ankete katılan kadınların yüzde 63’ü “erkek olmadığı için” ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Çalışmada katılımcılara “Kadın olmak kariyerinizi olumsuz etkiliyor mu?” ve “‘Erkek olmamak’ kariyerinizi olumsuz etkiliyor mu?” diye sorulduğunda, “evet” diyenlerin oranının arttığı dikkat çekiyor.

Rapora göre taciz, mobbing ya da ayrımcılığa maruz kalan kadınların birçoğu devlet kurumlarından çok sivil toplum kuruluşlarına (“#SusmaBitsin”, sendikalar) katılıyor.

Itır Erhart’a göre, “Taciz veya mobbing ile karşılaştığımda ne yapmam gerektiğini biliyorum” diyenlerin oranı yüzde 63 ile sevindirici. Erhart, “Ayrımcı davranışlara karşı nasıl bir tutum izlediniz?” sorusuna “İş yerinden ayrıldım”“Bırakıp gittim” benzeri cevap oranlarının yüksek olmasının endişe verici olduğunu söyledi.

Erhart’ın üzerinden geçtiği bir başka husus ise genellikle “pozitif ayrımcılığa olumlu yaklaşmadığını” söyleyen kadınların birebir görüşmelerde “pozitif ayrımcılık imasında” bulunması.

Çözüm ne?

Rapor, kültür-sanat sektöründe toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin görünürlüğünün artmasını hedefliyor. Raporda ana karakteri kadın olan senaryolar yazılmasına ağırlık verilmesi öneriliyor ve toplumsal cinsiyet konusunda uzmanlardan danışmanlık almanın bu noktada faydalı olabileceğine dikkat çekiliyor. Rapora göre kültür-sanat kurumları, cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık politikaları geliştirilmeli, yönetmen, yazar, orkestra şefliği ve yönetici pozisyonlara kadınlar için alan açılmalı.

Itır Erhart, orkestralarda davul çalan neredeyse hiçbir kadına denk gelinemezken, arpta kadın görmeye alışkın olunduğuna dikkat çekiyor ve “Kadınları bu dengesizliklerin görüldüğü yerlere teşvik etmek gerekiyor” diyor.

Raporda öne çıkanlar

  • Ankete katılan kadınların sadece yüzde 62’si sigortalı. 
  • Katılan kadınların yüzde 15’i çalıştıkları sektörde fırsat eşitliği olduğuna inanıyor, yüzde 13’ü eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulandığını düşünüyor.
  • Araştırmaya katılan kadınların yüzde 63’ü erkek olmadıkları için dezavantajlar yaşadığını düşünüyor. 
  • Sektör çalışanı kadınların yüzde 52’si cinsiyete dayalı ayrımcılık yaşadığını belirtiyor.
  • Her 10 katılımcıdan altısı çalıştığı sektörde taciz ya da mobbing yaşadığını belirtiyor. Katılımcıların sadece yüzde 62’si bu durumda ne yapılması gerektiğini bildiğini belirtiyor.
  • Araştırmaya katılanların yüzde 81’i iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmadığını düşünüyor.
  • Çalıştıkları sektörde profesyonel gelişimlerine yönelik destek mekanizmaları olmadığını söyleyen kadınların oranı yüzde 81.
  • Katılımcıların yüzde 40’ı koronavirüs salgınının çalıştıkları sektörlerde toplumsal cinsiyet eşitliğine olumsuz etki ettiğini belirtiyor.

Kaynak: Betül Gökce – Medyascope

Başa dön tuşu