Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Iraz Yöntem – Yine umut, ısrarla umut, inadına umut!

Merhaba sevgili Müstehak okurları,

Sezonun başından beri sizinle buluşamadık ama biz yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz.

Bu sayıyı hazırlarken 2018 yılı için de aynı cümleleri kurduk: “Ne kadar çok şey geçmiş yine başımızdan!”…

Ama yılgınlığa yer yok, zaman yok; umutsuzluk asla bir seçenek değil! Çünkü tüm olumsuzluklara, baskılara, yasaklara ve kayıplara rağmen güzel şeyler de oluyor. Mesela sezonun başından beri tiyatro salonları dolup taşıyor. Birçok iyi oyun seyirciyle buluşuyor ve artık seyirci de daha çok tiyatro talep eder hâle geliyor.

Mesela artık bir birliktelik vücut buluyor: “Tiyatro Kooperatifi” kuruluyor! Önümüzdeki günlerde resmi kuruluş sürecini tamamlayacak olan “Tiyatro Kooperatifi” hakkında daha çok şey konuşabiliyor olacağız. Bizler de daha önce bilgi sahibi olmadığımız konularda donanımlı olmaya başladık; malum iş başa düşünce öğrenmenin sonu yok ☺

Bu yılın benim için en heyecan verici yanı bu kooperatifin kuruluş süreci oluyor. Geçtiğimiz temmuz ayından beri süregiden çalışmalarımızın fiiliyet kazanmasına çok az bir zaman kaldı. Yıllardır birçok tiyatro örgütlenmesinin içinde yer almış biri olarak bu kadar heyecanlanmamın temel sebebi artık bir gerçekliğe kavuşuyor olması. Birçok deneyimden, yapılan hatalardan çıkarılan derslerden, umudun ve heyecanın git gide artan ivmesinden oluşan bu birliktelik benzeri olmayan bir yapılanma ülkemizde. Ama en önemlisi, bir arada durabilme kabiliyetini sergileyebilmekte…

Alexander Grinberg , The Theater of Vsevold Meyerhold, Biomechanics Workshop, 1920’s

Geçenlerde Kadıköy Belediyesi’nin harika projelerinden biri olan “Benim Komşum Tiyatro” kapsamında Kadıköy Emek Tiyatrosu’ndaydım. Sevgili Pınar Yıldırım’ın davetiyle gittiğim bir cumartesi sabahı tiyatroseverlerle keyifli olduğu kadar verimli de olduğunu düşündüğüm bir sohbet gerçekleştirdik. Onlar sordu, ben dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım; ben sordum onlar anlattı. Seyircilerimizin bizleri ve yaptığımız işi tanıyıp anlaması kadar bizim de onları tanıyıp anlayabilmemiz çok önemli. Bence işin verimli kısmı tam da burası zaten…

Sohbetin bir yerinde hayallerimize geldi konu… Ben açıkçası bir şeyleri planlamaktan çok hoşlanmıyorum, belki de becerememekten korkuyorum; ama bir şeyi hayal etmeyi çok seviyorum. Hayal beni üzerinde çalışmak için daha çok motive ediyor galiba. Bu kuru bir romantizm değil; aman yanlış anlaşılmasın. Bir soru üzerine şunu söyledim (muhtemelen cümlenin sahibi ben değilimdir, aklımda kalanıyla dilim bu kadar dönmüştür): “Hayal edebildiğimiz her şey gerçekleşebilir”…

Bizim mesleğimizin temelinde “hayal etmek” yatar: Bir oyun okuduğumuzda onu nasıl gerçekleştireceğimiz üzerine düşünmeye başladığımızda aslında hayalimizi canlandırmaya da başlarız. Bu sadece bizim mesleğimizle sınırlı değil tabii, aksi takdirde bugün kullandığımız araçların neredeyse hiçbirinin icat edilmemiş olması gerekirdi. Teknoloji dediğimiz şey de birilerinin hayallerinin gerçeğe dönüştürülmesi değil de nedir?…

Biz “Müstehak”ı da hayal etmiştik, şimdi sizlere ulaşabildiğimiz bir platform hâline geldi. Bir arada durabilmeyi de hayal ettik, şimdi resmi bir kurumsal yapı olarak inşa ediyoruz. Yarınlar için daha çok şey hayal etmeliyiz… Önce örselediğimiz kendimizin ve birbirimizin farkına varmalıyız. Israrla, inatla, sabırla çalışmalıyız.

Hayal edeceğiz, isteyeceğiz, çalışacağız, olduracağız…

Önümüzdeki yıl çıkaracağımız “2019 Sansürsüz Kültür Sanat Yıllığı”nda güzel haberlerin sayfa sayısının bol olması dileğiyle,

Umutla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu