Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Iraz Yöntem / Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı…

Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı…
Gazete Müstehak, birkaç yıl önce Tiyatro(Hâl)’in “Canavar Cafer” oyununun broşürü olarak yola çıkmıştı. Sonra kendi kendine büyüdü ve tiyatro ağırlıklı bir kültür-sanat yayını hâline geldi. İçinden geçtiğimiz zorlu dönemlerde duygularımızı ve düşüncelerimizi hep sanattan yana anlatmaya çalıştığımız bir sığınak oldu adeta Müstehak…
Ne olursa olsun umudu kaybetmemek için, o çok kıymetli umudu daha da büyütmek için kelime cambazlığı yapar hâle geldik… Hiçbir ticari kaygı gütmeden, yürekten gelen ve bastırmaya hiç niyetli olmadığımız iyi dileklerimizi defaten tekrar ettiğimiz yuvamız oldu Müstehak
Bu yeni yılda aynı coşkuyla umudu ve beraberliği pekiştirmek için bir yazı yazacaktım yine; ama kusura bakmayın, bu sefer biraz içimi dökeceğim sizlere…
Yeni yıl her zaman umut, sağlık, barış, huzur, güzellik dileklerinin zirveye çıktığı sembolik bir zaman olmuştur. Oysa şairin de dediği gibi, sadece güneşin etrafında dönüyor dünya, hem de durmaksızın. Dönmeye de devam edecek… İnsanoğlu yeryüzünden silinip gitse bile, çiçekler solup yaşam yok olsa bile dünya dönmeye devam edecek; ta ki yok olana dek… Ama ben artık yeni bir yılı kutlamak istemiyorum! Umudumuzun zirvede olduğu o en heyecanlı anlarda, yeni yılın ilk saatlerinde heyecanla yaşamlarında yeni birer sayfa açmak isteyen insanların üzerine ölüm yağarken yeni bir yıl nasıl kutlanabilir ki?…
Yaşanan son katliamların üzerinden henüz birkaç hafta geçmişken, yitip giden canların acıları –hiçbir zaman dinmeyecek tabi ki- henüz çok tazeyken, yine yeniden öldürülüyorken nasıl yaşamaya devam edeceğiz?…
Yetkililer “Korkmayın, tedbirli olun” diyor! “Bu tür olaylar olmaya devam edebilir, hattâ dünyanın her yerinde oluyor” diyorlar! İşte ben tam da bu noktada tıkanıyorum artık! Bu ve benzeri açıklamalar, hele bir de yetkililerin ağzından çıkıyorsa, daha da çok korkuya sürüklemiyor mu bizleri? Kalan son soğukkanlı hislerimizin de eriyip gitmesine sebep olmuyorlar mı?…
Bomba imha uzmanlarının kıyafetleriyle mi çıkacağız sokağa? Kurşun geçirmez yelekler mi giyeceğiz? Yoksa ‘en güvenli yer evimiz’ deyip burnumuzun ucunu dahi dışarı çıkarmadan evlerimize mi hapsolacağız?…
Hepimiz hem teker teker, hem de topluca psikiyatrik vakalara dönüşüyoruz/dönüştük… Kağıt üzerinde uzmanların tavsiyelerini neredeyse ezbere bilir olduk ama hiçbirimiz gerçekten yaşadığımız travmalarla nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz…
Oysa Paris’teki o korkunç saldırıların ardından insanlar hep beraber sokaklara dökülüp “KORKMUYORUZ!” dememişler miydi? “Yaşamlarımızı hedef alan bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz” dememişler miydi? Hayatlarını daha çok bir arada paylaşmak için kenetlenmemişler miydi? Herkes tek bir nefes, tek vücut olmamış mıydı?…
Biz olamıyoruz!… O kadar çok ayrıştık, ayrıştırıldık ki, bir türlü bir araya gelemiyoruz… Hep beraber “KORKMUYORUZ” diyemiyoruz… Çünkü hepimiz çok korkuyoruz!
Sadece olası tehditlerden değil, birbirimizden de korkuyoruz. Bir arada yaşadığımız, ‘toplum’ denen bir bütünün parçası olan herkes birbirinden korkar hâle geldi… “Sen-ben yok, biz var” idik, şimdi sadece birer “öteki” hâline geldik…  
Hepimiz bir gün kaybedilen onlarca candan biri olmaktan, sadece bir sayıya dönüşmekten çok korkuyoruz… Dünyada yaşanacak onca güzellik varken bir terör saldırısında, bir katliamda pisi pisine ölmekten, parçalanıp yaralanmaktan çok korkuyoruz… Bütün bu ihtimaller denizinde bir tek kendimiz için değil, sevdiklerimiz için belki kendimizden daha çok korkuyoruz…
Korkmak insana özgüdür, yapacak bir şey yok. Ama bu korkuya rağmen nasıl hayatımızı sürdüreceğiz, onu bilmiyoruz; işte en acı tarafı da bu!
Şimdi sizlere “Şöyle yapmalıyız, böyle yapacağız…” gibi afaki şeyler söylemeyeceğim. Çünkü ne söylemem gerektiğini ve ne yapmam gerektiğini bilmiyorum… Sıradan bir insan olarak huzur, barış, sağlık, mutluluk ve güzellikler içinde sevdiklerimle beraber yaşamak, yaşlanmak istiyorum…
Yapmamız gerekenlerin ne olduğunu öğrenme yolculuğuna ‘hayat’ dediğimiz bu topraklarda ve zamanlarda varolmanın dayanılmaz ağırlığını her yerimde hissediyorum…
Günün birinde, az da olsa, hafiflemek ümidiyle…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı