Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Iraz Yöntem / Umutsuzluk Kör Ediyor Gözleri…

En son ne zaman bir tiyatroya gittiniz? Ya da en son ne zaman bir kitabı bitirip huzurla göğsünüze dayadınız?
En son ne zaman kendinize karşı dürüst oldunuz?…
Biraz hızlı bir giriş oldu, farkındayım. Ama şu aralar kaybedecek pek zamanımız olmadığı kanısındayım! Bu nedenle esas sormak istediğim soruyu hemencecik soruverdim: “En son ne zaman kendinize karşı dürüst oldunuz?”
Ben en son bugün bir tiyatroya gittim. En son geçen hafta bir kitabı bitirip yenisine başladım. Son olarak ŞİMDİ dürüst davranacağım kendime…
Sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmem ama sokaklar biraz boşaldı sanki… Kendimde fark ettiğim bir şey var, ben bile daha az çıkar oldum sokağa. Daha az yürüyüş yapar oldum, arkadaşlarımla buluşmalarımın arasına daha uzun zaman girer oldu, tiyatroya bile daha az gider oldum…
Sokağa her adımımı attığımda insanların yüzlerine tedirginlikle bakmaktan yürümenin tadını alamıyorum artık. Olmadık bir şekilde tartışmalarına şahit olduğum tanımadığım bir sürü insana rast geliyor olmak beni daha da geriyor, hem de her geçen gün…
Çok gerginiz, çok sinirliyiz ve çok öfkeliyiz… Yarımız barut olmuş, diğer yarımız ateş… Yan yana gelemiyoruz bir türlü… Oysa hava ile su gibi olmalıyız; ateş olacaksa bir yanımız, toprak olmalı diğer yanımız…

“… Kanlı ayak izlerimiz mi önümüzdeki yollarda duran?

Bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?…” *
– HAYIR!
“… Hürriyet hepimize yetmiyor;
Hürriyet hepimize yetebilir!…” *
Konuşarak anlaşabildiğimizi hatırlamamız gerekiyor! İllâ ikna etmek zorunda değiliz birbirimizi. Zaten yeterince tek renk ve tek ses hâline geldik, yaşamın çok renkliliğini ve çok sesliliğini hatırlamamız gerekiyor…
Her yerde desibel rekorları kırılıyor sanki; herkes avaz avaz bağırıyor! Bu kadar gürültünün içinde kimsenin bir diğerini duymasının mümkünatı yok. Duyulmak ve anlaşılmak istiyorsak önce dinlemeyi hatırlamamız gerekiyor; belki de susmayı…
Susmak her zaman sessiz kalmak değildir…
Bunca gürültü patırtının içinde yükselen tek şey umutsuzluk uğultusu oluyor, farkında değil miyiz? Oysa umutsuzluk kör ediyor gözleri.
Çok unutuyoruz, çok çabuk unutuyoruz… Eğer yeniden hatırlamak için unutuyorsak, şimdi tam zamanı!
Bu topraklarda yüzlerce yıldır bir arada yaşayan insanlar olarak hatırlamamız gereken tek bir şey var: Sen-ben yok; BİZ var! Sen olmazsan ben yokum; ama ben olmazsam da sen yoksun…
Herkesin bir diğerini karşılıklı “düşman” bellemesinden önce kendi içimizdeki düşmanlarla savaşmanın zamanı geldi. Hepimizin içindeki kini, öfkeyi, umutsuzluğu defetmesinin zamanıdır tam da şimdi; çünkü aslında en büyük düşmanımız kendimiz oluyoruz! İçimizde biriktirdiğimiz olumsuzlukları ve umutsuzlukları yenemediğimiz sürece birbirimize düşman olmaya devam edeceğiz.
Kendimize karşı dürüst olmak zamanı şimdi: Neden içimizdeki nefreti büyütüyoruz? “Ben”den olmayan “bana” düşman mı? “Ben”den olmayana “ben” düşman mıyım?…
İşte bu sorulara gerçekten dürüstçe cevap vermemiz gerekiyor. Vicdanlarımızı yeniden ısıttığımız zaman bu sorularla beyhude zaman kaybettiğimizin farkına varacağız. Çünkü unuttuğumuz “BİZ”i yeniden hatırlayacağız. İşte o zaman da bugün kısa vadeli kavgaların peşinde koşmaktansa yarınları inşa etmek için işe koyulacağız…
Umutsuzluktan kör olacak mı bu gözler?
HAYIR…
“Güzel günler göreceğiz çocuklar,
Güneşli günler göreceğiz…
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
Işıklı maviliklere süreceğiz…” *
*Nazım HİKMET

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu