Dünyadan

İran’ın Yeraltı Sahneleri

‘’Ender anlatılan bir hikâye ile şaşırtıcı ve farklı İran’ı keşfetmeye ve enerjik sahnelerini deneyimlemeye bir davet. İran’daki çoğu sanatsal yapılanma, resmi yetkililer tarafından sıkı sıkıya takip ediliyor ve sanatçılar kimseye fark ettirmeden oyunları sahnelemek zorunda. Özel sanat galerileri, mağaralarda sahnelenen oyunlar ve bazı soyutlanmış bölgeler, yetkililerden uzak olmak için buldukları çözümler. ”
– Jeremy Suyker

Başkent Tahran, hem resmi sahneler hem de yeraltı sahneleri için enerjik bir yaratım ve sanat merkezi.
2013-2014 yılları arasında; hayat dolu oyuncular, müzisyenler ve performans sanatçılarıyla birkaç ay geçirdim. Hepsi de sansürün sınırlarını aşan tutkularını üretmek konusunda çok dirençli.
Kimisi resmi alanda çalışırken kimisi daha fazla özgürlük alanı aradığı için yeraltını tercih ediyor. İslam Cumhuriyeti’nin koyduğu kurallara ve sanata ilişkin sınırlamalarına rağmen, sanatçıların sınırlarda gezindiği çalışmaları yeni bir sanat formuna dönüşmüş.
4
Yukarıdaki fotoğraflar AV Theatre’ın Tahran’da yerin altındaki bir hamamda oynadıkları ‘’Melpomene’’ adlı oyunundan. Tiyatro; müzik, diyaloglar ve seyirciyle olan yakın ilişkiler bakımından Polonya’nın deneysel tiyatro oluşumu Gardzienice’den ilham almış.
45654
Yukarıdaki fotoğrafta oyuncuların yüzlerindeki maskeler; İran’ın güneyindeki Bandar Abbas bölgesine ait geleneksel kıyafetlerden ilham alınarak tasarlanmış. Üyelerinin birçoğu profesyonel olmakla birlikte, Tahran Sanat Okulu’nda tiyatro eğitimine devam edenler de var. Ekipleri şu anda, 20 -30 yaş aralığında yaklaşık 30 kişiden oluşuyor.
153
Yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz Nyia Tiyatro Topluluğu ise Tahran’daki özel bir stüdyoda çalışmalarını sürdürüyor. Birkaç hafta içinde, amatör ve profesyonellerden oluşan bu grup, Uluslararası İran Tiyatro Festivali’ne katılacak.
Oyunları sahnelemek için izin almak pek de kolay değil. Halka ulaşabilmesi için, oyunun Kültür Bakanlığı ve İslami Kurallar bakımından onaylanmış olması gerekiyor. Oyuncuların ve yazarların uyması gereken birçok kural var. Örneğin kadın oyuncuların tümüyle örtülü olması gerekiyor ve karşı cinsten iki oyuncunun birbirine temas etmesi yasak. Ayrıca oyunlar politikadan ve övgü amaçlı olmadığı sürece dinden bahsedemez, cinsel herhangi bir içerik bulunduramaz. Ünlü yönetmen Ali Raffi’nin sözleri şöyle: ‘’ Sansür, yaptığınız her işte önünüze çıkıyor. Her hareketinizi izliyor ve sonunda kararı onlar veriyor. Yani işinizin devam edip etmemesi, onların elinde.’’
Bütün bunlara rağmen sanatçılar, sanatlarını halkla paylaşabilmek için bir şans elde edebiliyor. Sansür hiçbir zaman aşılamaz bir engel olmadı ve sanatçıları daha yaratıcı olmaya, sınırları uzaklaştırmaya teşvik etti.
Ali Raffi’nin Federico Garcio Lorca’nın ‘’Yerma’’
Yukarıdaki fotoğrafta Ali Raffi’nin Federico Garcio Lorca’nın ‘’Yerma’’ oyununun uyarlamasının provası için hazırlanan oyuncuları görüyoruz. Yetkililer, kurallara uyulup uyulmadığını kontrol etmek için sık sık provalara katılıyor. Kadın oyuncuların tamamen kapalı olup olmadığından emin olmak da onlar için önemli bir madde.
adasd
Bir önceki oyunun Tahran’daki başarısından son AV Theatre bu sefer de bir ilki gerçekleştirip oyunlarını doğal ortamda sergiliyorlar. Kiralanan dört otobüs sayesinde, 200’den fazla insan bu oyunu izlemek için geliyor. Oyunun sahnelendiği Roodafshan Mağarası merkeze iki saat uzaklıkta. Yasal bir performans; fakat yine de yetkililer tarafından sık sık kontrol ediliyor. xzxzcx
İranlı sanatçılar ana akım ve yeraltı çalışmaları arasında gidip geliyor. Yani bir sanatçı hem resmi yollarla tiyatro yaparken, bir yandan da yasal olmayan çalışmalara ya da yeraltı çalışmalarına katılabiliyor.
Bazı tiyatro toplulukları, huzurlu ve özgür bir atmosfer için birkaç günlüğüne şehri terk edip dağlarda vakit geçiriyor. Aşağıda gördüğünüz fotoğraf, provalar ve meditasyon çalışmaları için Tahran’ın kuzeyinde bulunan Mazandaran bölgesini seçen Nyia tiyatro topluluğuna ait.
sa
Tiyatro etkinliklerinin İranlılar için ulaşılabilirliğinin korunması, tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi zor. Müzik piyasası da, birçok katı kuralla kuşatılmış durumda. Kadın vokallerin, içinde erkek bulunan bir topluluk önünde solo performans sergilemesi veya seslerini kaydetmesi yasak. Bu kısıtlamalar; kadınların seslerinin erkekleri tahrik ettiğine inanıldığı için konulmuş. Neyse ki, internet sayesinde şarkıcılar, illegal bir şekilde, Youtube ve Facebook gibi sosyal ağlar üzerinden kayıtlarını paylaşabiliyor.
Bu isimler İran gençliği için büyük bir ilham kaynağı olmuş, cesaret ve yaratıcılık bir araya gelirse nasıl kapılar açılacağının birer kanıtı.
kayıt
Kayıtta çekilen bu fotoğraf, yasaklara göğüs geren 29 yaşındaki profesyonel bir şarkıcıya ait. Şarkılarına çok yakında internet üzerinden ulaşabileceğiz. İran’ın en çok tanınan şarkıcısı Googoosh, Los Angeles’ta yaşıyor. İranlılar onu uydu üzerinden dinliyor çünkü resmi olarak yasaklı bir isim.
kyt2
Son yıllarda sanat galerileri de daha fazla risk almaya başladı. Kötü bir üne sahip olan Shirin Gallery Tahran’ın kuzeyinde bir dağ eteğine kurulmuş olan Valenjak’da bulunuyor.
Yukarıdaki fotoğraf Shirin Gallery’nin ‘’Open Source’’ isimli sergilerinin tanıtımından. Ressam ve heykeltıraşların, çalışmalarını yoğun deneysel müzikler eşliğinde halkın önünde yaptığı performans ise, tüm tabuları yıkan türden sürreal görüntüler ortaya çıkarıyor.
dsad
İran’daki kafeler, korudukları samimi ruh ve rahat atmosferleri açısından görülmeye değer. Sepah Meydanı’nın yakınındaki Cafe Yalda, sanatçıların şiir okumaları, konserler ve film çekimleri için en çok geldiği yer. Burası askeri kampın 100 metre uzağında ve her an ruhsatını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Herhangi bir sebep göstermeksizin mekanlar kapatılabiliyor; fakat bu işletmecilerin risk almasına engel olamıyor.
İranlı sanatçılar, sansürle başa çıkmak için zorlu mücadeleler veriyor. Yaratıcılıkları bu yoldaki en önemli yardımcıları.
Geçtiğimiz günlerde seçilen Hassan Rohani  -hem siyasi hem de dini lider -, sanatın gelişimine katkıda bulunacağını ve sanatçılara daha çok özgürlük alanı tanıyacağını belirtti.  Müzik aletlerinin hâlâ ahlaki sapkınlık sayılması ve televizyonda gösterilmesinin yasak olmasına rağmen,  2014’ün Ocak ayında ünlü İranlı grup ‘’Pallett’’  ulusal kanalda canlı performans sergiledi.  Bu, İran’ın 30 yıllık İslami Yönetim dönemi içerisinde bir ilk.
Acaba bu bireysel özgürlük ve sanatın gelişmesi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi?
Bunu zaman gösterecek…
Link: https://maptia.com/jeremysuyker/stories/iran-s-underground-art-scene

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu