HaberlerMisafir SandalyesiYurttan Haberler

Harun Tekin – Böyle zamanlarda futbol maçlarına da ara verilmesin ama kültür sanat etkinlikleri de iptal edilmesin!

Son yıllarda sık sık tartışılan konulardan biri yaşanılan felaketlerin ardından “Futbol maçlarının, tv programlarının, dizilerin ve yarışmaların” yayın akışlarında hiç bir iptal/ değişiklik yapılmazken kültür sanat etkinliklerinin iptal edilmesi oluyor. Müzisyen Harun Tekin sosyal medya hesabından konuya dair bir yazı kaleme aldı.

“Kültür sanat etkinliklerinin otomatikman ya da hissedilir bir mahalle baskısı sonucu sürekli iptal edilmesi yanlış!”

Bu zor ve kahredici gündemde, hem bir futbolsever ve hem de bir sahne insanı olarak, futbol maçları ile konserlerin/gösterilerin bu kadar farklı algılanması/farklı yere konması hep düşündürüyor beni.

Ve bu sebeple, affınıza sığınarak, birkaç şey yazmak isterim.

Ortak acılarımız olduğunda sanat etkinliklerinin iptal olup futbol maçlarının iptal olmamasını birkaç yönden dikkate değer buluyorum. aslında duygu olarak acının/öfkenin kendisine, bunu nasıl yaşayacağımıza ve o en baştaki “ortak” lafına kadar uzanıyor konu.

Maalesef olağanüstü gelişmelerin çok sık yaşandığı ve üzülmekten başımızı kaldıramadığımız yıllar geçiriyoruz. fakat en büyük acılarda bile futbol maçlarının takvimine dokunulmazken, binlerce etkinlik (performans, konser, temsil) iptal ediliyor ya da erteleniyor.

Çünkü:

a) B etkinlikler eğlencedir ve o haldeyken ne eğlencesi?

Açıkçası iptal olan etkinliklerin çoğunun organizatörleri de izleyicisi de sahne üzerindekiler de en az futbol dünyasının paydaşları kadar üzülebilen, hissedebilen ve duyarlı insanlar. Dahası, ortaya konan ve iptal edilen etkinliklerin de pek azı mesela ortalama 15.000 kişinin izlediği ve ortalama 2-3 gol sevinci yaşanan bir lig maçından daha “eğlenceli”.

Sanatla eğlence aynı şey olmadığı gibi, aslında eğlence de neşeden ibaret değil. Demek ki eğlenceyse derdimiz, futbola da ara verilmesi gerekir. Oysa çözüm tam tersi.

İsteyen iptal eder, isteyen biletini iade eder, ama bu kadar sık toplumsal travma yaşanan bir dönemde kültür sanat etkinliklerinin otomatikman ya da hissedilir bir mahalle baskısı sonucu sürekli iptal edilmesi yanlış.

Konser ya da temsillerin pek çoğu, aslında eğlence şöyle dursun, insanın durup düşünmesine, hayata normalde bakmadığı bir açıdan bakmasına, başkalarının zihnine girmesine, birlikte hissetmesine, ifade edemediği ya da farkında olmadığı duygularıyla yüzleşmesine yol açar.

Yani eğer bir farkındalık ya da iyileşme ise arzu ettiğimiz, bir futbol aşığı olarak söylüyorum, bir sahne performansının iyileştirici etkisi bir futbol maçınınkiyle karşılaştırılamaz. bu “eğlence” argümanının demek ki iki ayağı da pek sağlam değil; yani hem hoş görülen eğlenceler de var (futbol) hem bu hoş görülmeyenler (iptal edilen etkinlikler) arasında eğlence olmayan epey şey var, ve eğlence demek de illa neşe, coşku demek değil (Yetkin Dikinciler hocaya selam bu eğlence neşe ayrımı için)

b) bu etkinliklerin ortaya çıkarabileceği “riskler” var ve bu istenmiyor olabilir mi?

Belki diğer sebep kadar güçlüdür bu da. Bir konser/temsil pek çok güçlü an içerir. Seyirciler bir anda bir arada yeni bir şey söyleyebilir-sahnedekiler de normalde demedikleri bir şey diyebilir.

Bu iki gerekçe bir arada düşünülünce, birlikte yas tutma duygusuna halel gelmesi korkusunun ya da buna duyulan öfkenin ikinci plana geçtiği; esas sıkıntının, tedavülde olması istenenin dışında bir sözün duyulur olması ihtimali olduğu düşünülebilir. “savaşa hayır” gibi.

Meselenin ekonomik yönünde ise; zarar görmesi hatta yok olması geniş kitleler ve siyasi elitin en az yarısı tarafından mühim bir sorun teşkil etmeyecek bir “esnafın” plan yapamaz hatta iş yapamaz hale gelmesi, sanatıyla yaşamaya çalışan insanlardan beklenen sonsuz “feda” var.

Böyle” günlerde “böyle” etkinliklerin “tabii ki” iptal edilmesi gerektiğini düşünenler arasında, bu etkinliklere sıkça gelenler epey çok ve bütün bu etkinliklerin sürdürülebilirliği, bu insanların nasıl yaşadığı vb. üzerine bir kez düşünenlerse herhalde çok küçük bir azınlıktır.

Fazla uzattım.

Devasa acıların içinden geçerek, hayata küsmenin kıyısında, etrafımızdaki ve içimizdeki “kötülük”le baş etmenin yolunu arayıp öfkemizi çoğunlukla yanlış yere yansıtır ve aslında bu sakil tavırlarımızla, fedakarca hayatını ortaya koyan ve kaybeden canlarımızın; kayıplarımızın hatırasına da saygısızlık yaparken, birlikte daha da çok hastalanmayalım, bu üzüntüler ve bu öfkeler bizi insanlıktan çıkarmasın, başkalarının acısını da öfkesini de duyamayacak kadar kendi içimize çöküp kendi içimizdekini de anlamaktan aciz öfke topları gibi yaşayıp gitmeyelim istiyorsak, haydi böyle zamanlarda futbol maçlarına da ara verilmesin ama kültür sanat etkinlikleri de iptal edilmesin.

Birbirimize bunu yapmayalım. Sahnenin, performansın, hele müziğin iyileştirici, yara saran gücünden kendimizi mahrum bırakmayalım.

Bu konuları düşünmeye ara vermemek de, nice değerlerin genç yaşta toprağa düştüğü bu ülkeye ve onlara borcumuzdur. Ülkemizi, onun nasıl daha güzel bir yer olacağını düşünmeden; hayatı onun nasıl daha güzel yaşanacağını düşünmeden sevmek bize az.

Tekrar başımız sağ olsun.

Twit zincirine buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu