Köşe Yazarları

Hakan Atalay / Sen – hani

Provalar bitti.
Oyun çıktı ve artık seyircinin…
Sorulmuş yüzlerce soru. – ya bu olan bitenler? –
Verilmiş yüzlerce cevap.
Sorulmayı bekleyen milyonlarcası…
Yalanın hikayesi nedir ?
– çığlık atanlar. Öldürülen insanlar ya, ya… –
Tüm bu haberler, gazeteler, sosyal medya vs.
Onlar da prova yapıyorlar mı acaba?
Yüzlerce takım elbiseli adam,
son model arabalar,
güneş gözlükleri,
uçaklar,
kırmızı halılar,
patlayan flaşlar,
yalandan bir dostluk havası,
bak gene yalan…
– ya çocuklar … –
Bu hiç susmayan gazeteciler,
durmadan
konuşan berberler,
muhtarlar,
ha babam yalan;
taksiciler var, evet evet onlar da…
– hapishaneler … –
Takım elbiseli onca adam rahat rahat yalan konuşabilsin diye,
öteki takım elbiseli adamların
ceketlerinin kol altlarının içinde saklı
silahlar var bir de herkesi gerçeklerden korumak için…
bir kadın,
beyaz bir tülbent var başında;
sokak ortasında imdat diye bağırıyor
kolluk kuvveti yanında ama
o bağırıyor imdat diye,
birini çağırıyor herhalde
öyle ya olması gereken herkes orada
bir tek imdat yok
– öğretmenler imza topluyor… –
Adam kendini öldürmekten vazgeçiyor;
binip makam arabasına evine gidiyor.
Seyirci de bilet parasını geri istemiyor
– … barış okula gitmiyor diye –
Oyun çıktı;
prova yok artık…
Bir sahafa gitmeli;
bir dakika, yoksa bitmedi mi?
O da mı yalan?
Ama vapura binecektim,
binmeyeyim mi ?
– önce muhtara gitmeliyim, ikamet için… –
Bir Türk kahvesi, sade;
eyvah taraf tuttum,
sade kahve,
eyvah
– muhtar ya bana da kızarsa akademiliyim diye –
Adam ne güzel metin yazmış,
oyna oyna bitmiyor.
Dalga geçiyorum galiba yazarla;
Ayıp,
cahillik işte…
MauMauM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu