Köşe Yazarları

Hakan Atalay / Bir Lüzumsuz Şarkı!

Hakan Atalay / Bir Lüzumsuz Şarkı!

Evet, cemreler düştü.
Artık nereye düştüyse tiyatronun yarısı hasta, diğer yarısı da hedef kitle.
Tam da turne zamanı.
Oscarlar verildi; Eddie Reymand senden daha çok üzüldüm, bilesin.
Johann Carolus 1605 de ilk gazeteyi basarken ne düşünüyordu acaba?
Reklam sayfalarından kazanacağı paraları mı?
İddia tahminleriyle geçen kahvehane sohbetlerini mi?
Hangi hisse senedinin ne kadar değer kazandığını, hangisinin ne kadar kaybettiğini mi?
Ahmet Hakan aklına gelmiş midir mesela?
Onun da –Johann’ın yani- gazetesi yalanlarla mı doluydu?
Film festivali var önümüzde, sonra tiyatro festivali.
Bir yerlerde uyuyan hücre evleri.
Twitter ve kankalarında dolaşan felaket havadisleri.
Vapurla mı geçsem karşıya, metrobüsle mi?
Marmaray? Öyle ya, asrın projesi?
Günde 1 liraya satılan, tirajı 2 milyona yakın yalan.
Seslerin ağzımızdaki çıkan yerlerine göre dizayn edilmiş bir savaş oyunu.
Kelimelerin tümden anlamını kaybettiği…
Kazanan da kaybeden de bir şekilde mağdur, özgürlükçü, demokrat vs.
Peter Elbing – Çeşnicibaşı iyi kitap, okunsun.
‘Havalar ısınınca belki bir çay içeriz sahilde’
Cümlesini nedense bir yutkunarak söyledim kendime.
Ölmez de sağ kalırsak.
Öyle derlerdi ya eskiden tonton amcalar.
Şimdi bütün karikatür dergilerinin kapağında o
tonton amcaların zayıf, cılız çocukları.
Şans dileyerek adımlıyorlar hayatlarını.
Bir yabancıyla tanışmak yeniden,
Sessiz sakin…
Belki bir kitapta ya da tiyatroda, tam karşında.
Otursak anlatsa kendindeki beni.
Hafta sonu derbi var arkadaş, memleketi aldı bir heyecan; hoş, futbol doksanlarda güzeldi.
Ha unutmadan PSV taraftarlarının para attığı mülteciler, mülteci değilmiş.
Caanım çingenelermiş. Ayıp ayıptır hoş da, oraya da sıkışmış küçük bir yalan.
Ankara’da bu sene film festivalinde – mayıs başında- beş farklı ülkeden beş farklı Hamlet filmi var.
Hızlı tren
Ankara
Ankara
Ankara
Doktoru mu arasam, gidince bir kahve içerdik.
İnsanlar öldü gene. Reytingleri gene şahaneydi
Acun’un. Şu n’den sonraki kesme işaretini kaldırsam mı?
Bıkmadınız mı arkadaş her gün kırk takla atmaktan,
Her olanı biteni kitabına uydurmaktan?
Yani öyle, bilmiyorum ki ne yapsam.
AKM ne oldu acaba? Film afişiydi ya … Sonra ?
Kim nerede duymuş ki içinden tramvay geçen bir şarkı.
Öyle de severim ki o şarkıyı vesselam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu