Köşe Yazarları

Güney Zeki Göker / Bizim tarlaya da boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış!

Merhaba Müstehak’çılar,
Bir günde en az 10 olayla yüreklerimizin ağızlarımıza geldiği, sanatı konuşmaya çalışırken yine ve yine kendimizi siyasetin ve politikanın içinde bulduğumuz bir sezonu geride bırakırken, elinizde tuttuğunuz sayıyla birlikte 19 defa buluşmuş olduk sizlerle.
Koskoca 2 sezonu devirdik anlayacağınız hep birlikte. Kötülükten, karanlıktan, aydınlıktan, sansürden, ölümlerden, gidenlerden, kalanlardan, yaşananlardan ve yaşatılanlardan geriye kalan vakitlerde bolca sanattan bahsetmeye çalıştık sizlere. Ancak yine geldi çattı Mayıs ayı ve 3 aylık bir tatil bekliyor şimdi bizleri. Tatil demişken hemen söylemeliyim yanlış anlaşılmasın. Basılı olarak 3 ay tatil veriyoruz ama internet sitesinden ve sosyal hesaplarımızdan ‘Yaz Hâl-i’ röportajları ve sanat alanında olanı biteni takip etmeye ve sizlere haber vermeye devam edeceğiz. “Kültüre doyduk Elhamdülillah” diyenlere inat kültürün doyulacak bir şey olmadığını anlatmaya kaldığımız yerden yine 3 ay sonra basılı olarak da devam edeceğiz.
güney zeki gökerZülfüyare dokunmanın suç olduğu bir dönemde bizden sonrakilere bugünleri arşivlemek için çıktığımız bu yolda olanı biteni not almaktan ve tarihe not düşmekten vazgeçmeyeceğiz. Şarkılarla türkülerle yetişen nesli eşkıya ilan edenlerin, dans etmeyi ahlâkı bozmak olarak tanımlayan; Fazıl Say’ı zurnacı, sanatçıları ateist, 23 Nisan gösterilerini de teşhircilik olarak gören; üniversitelileri terörist, okuyanları da canlı bomba ilân eden zihniyete inat tarihe not düşmeye ve tanıklık etmeye devam edeceğiz.
Çünkü ben inanıyorum bu dünyayı ellerinde kötülükten başka hiçbir şeyi olmayanlar değil, inancını yitirmeyenler kurtaracak. Heykeli ucube, dansı belden aşağı, operayı lüks, sinemayı ayıp, tiyatroyu tehlikeli, kitaplarıysa bomba sayanlar değil; iyilik kurtaracak bizi. Uyanmak bilmediğimiz uykudan sanat uyandıracak bizi. Ben inanıyorum sanatın bu dünyayı değiştireceğine. Yeter ki siz de inanın ve izin verin. İzin verin sanat aksın damarlarınızdan içeri, sarıp sarmalasın ruhunuzu ve bedeninizi.
Kapanıp kalmayın hiçbir zaman evlerinize. Televizyona bakıp uyuşturmayın kendinizi, beyninizi. Sokağa çıkın… Deniz kenarına inin. Denizi seyredin. Sinemaya gidin, tiyatroya gidin, konsere gidin, arkadaşınıza gidin; sevdiğiniz veya sevmediğiniz, kırdığınız ya da kırıldığınız kim varsa affedin. Bizi “onlar” gibi nefret etmek değil, omuz omuza olmak kurtaracak. Aynı sofrada olmak kurtaracak bizleri. Eksik çorbanın tuzu olmak, hatta bazen çorbanın ta kendisi olmak.
Dilerim birbirimizden öğrenecek, paylaşacak, gülecek, çözecek, üzülecek çok fazla şeyimiz varken yan yana, omuz omuza olduğumuz bir sezon karşılasın hepimizi.
3 ay sonra birileri seni, beni, onu, bunu, şunu kamulaştırmadan ve uyanmak bilmediğimiz uykudan uyandığımız bir sezon olsun.
Kültür külliyelerinin değil de AKM’nin en azından çalışmalarının başladığı, sokaklarında şenliklerin, eğlencelerin eksik olmadığı, insanların sokaklara çıkmaya korkmadığı; tiyatroların, sinemaların, operaların özcesi sanatın her hâlinin dolu dolu geçtiği ve yüzlerimizden gülücüklerin hiç eksik olmadığı bir yıl gelsin artık.
AVM severlerin değil de AKM severlerin yılı olsun. Tamam, yurdun her yanında tiyatro salonları olmasın ama yeter ki artık yurdun dört bir yanına cenazeler gönderilmesin.
Başkalarının verdiği kararlara boyun eğmediğimiz ve direnmekten hiç vazgeçmediğimiz günlerin umuduyla…
 

Üç Güzel Haber

1- Beyoğlu Yeniden Hareketlenecek;
beyoglu fest25 Mayıs – 29 Mayıs tarihleri arasında BeyoğluFest adıyla Beyoğlu’nda bir festival düzenleniyor. Beyoğlu’nun tarihi ve kültürel değerlerini yıllardır korumaya çalışanlar tekrardan Beyoğlu’nu canlandırmak için harekete geçtiler. Tiyatro oyunları, sokak gösterileri, film-belgesel gösterimleri, söyleşiler, imza günleri, kültür turları, konserler ve dans gösterilerinin de içinde yer aldığı kalabalık bir ekip, ben bu yazıyı yazarken hazırlık koşuşturmacasında.
“Beyoğlu’nda yaşıyoruz! Beyoğlu’nu yaşatıyoruz!” sloganıyla gerçekleşecek olan festivale tüm İstanbullu sanatseverleri ve bu coşkuya ortak olmak isteyen herkesi davet ediyorlar. Sanırım davet ediyoruz demek daha doğru olacak çünkü ufak da olsa bizim de çorbada tuzumuz var.
Festival hakkında ayrıntılı bilgiyi; www.beyoglufestivali.com adresinden alabilirsiniz.
 
2- Sezon Kapanış Konseri Geliyor
ortaaya karısık 16 Haziran’da Moda Sahnesi’nde birbirinden güzel insanlarla bir araya gelerek sezona veda edeceğiz. Önceki yıllarda da birkaç kez diğer sahnelerden arkadaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz konseri bu sefer biraz daha büyüttük. Baktık önceki yıllarda sığmadınız, “Moda Sahnesi”nden rica ettik, sağ olsunlar onlar da kapılarını ardına kadar açtılar bizlere.
Ben bu yazıyı yazarken Pınar, Emir, Iraz ve ben hâlâ birbirinden güzel insanlarla telefon görüşmelerimiz devam ettiğinden tam listeyi açıklayamasam da, en azından kesinleşenlerden bazılarını ağzımdan kaçırabilirim sanırım size. Mesela Genco Erkal ve Tülay Günal’ın yine olduğunu söylememde bir sakınca olduğunu sanmıyorum 🙂 Ya da Mert Fırat, Serkan Keskin, Funda Eryiğit, Nadir Sarıbacak da çorba da tuzu olanlardan desem, üstelik daha söylemediklerim olduğunu ekleyerek yazıma bir an önce son versem sizleri merakta bırakmış olmam sanırım 🙂
Artık merak edenleri de 6 Haziran’da Moda Sahnesinde göreceğimizi umuyorum. D22, EmekSahnesi ve Tiyatro(Hâl) olarak yan yana gelip sizin için güzel bir gece hazırladık.
Görüşmek dileğiyle…
 
3- “Müstehak”ınız Artık Ödüllü
iraz guneyGeçtiğimiz ayın 24’ünde XVI. Direklerarası Seyirci Ödülleri bir törenle sahiplerine kavuştu. Ve Müstehak’ınız “Yayın Kuruluşu” ödülüne layık görüldü. Öncelikle bu anlamlı ödül için Direklerarası ailesine teşekkür ederiz. Yeri gelmişken, 19 sayı önce bir tiyatro oyunu broşürü olarak basılan ama şimdi parmaklarınızın arasında tuttuğunuz derginin her bir sayfasında olanlara; Ada Ayşe İmamoğlu, Baysan Pamay, Ece Saruhan, Hakan Atalay, Özlem Özdemir, Murat Mahmutyazıcıoğlu, Sabahattin Yakut, Sevinç Erbulak, Ufuk Tan Altunkaya ve Yeşim Özsoy’a da bana ve Iraz’a güvenerek Müstehak’ımıza ortak oldukları ve her geçen gün giderek büyümemize el attıkları için, kendi zamanlarından çalarak zamanımıza ayak uydurdukları için binlerce kez teşekkür ederim. İyi ki varsınız.
Tabi ki adını anmazsak olmayacak; en büyük destekçimiz, dergi formatına geçmemiz için bizi kafalayan, baskı sponsorumuz olan ve en kara günümüzde çıkıp bize elini uzatan Can Ağabeye (Berkmen) teşekkür etmezsek yarım kalır bu yazı. Bu ödülü en çok o hakediyor çünkü… Eğer bu dergiye bugün hâlâ ücretsiz ulaşabiliyorsanız, en çok onun sayesindedir. Tekrar tekrar teşekkürler Can Ağabey (FARK dijital) iyi ki çıktın karşımıza ve umudumuz oldun, en büyük ödülümüz sen oldun..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu