Köşe YazarlarıMisafir Sandalyesi

Erhan Tuncer – Dinçer Sümer'e ufak bir selam

5 Şubat 1979

Ülkü Kardeş,
Nasılsın, ne âlemdesin?
İşlerinin, sağlığının çok iyi olmasını dilerim.
Hem bir hatırını sormak, hem de “Eskicinin Tazesi” oyunuyla 15-17 Şubat arası İstanbul’da olacağımı bildirmek izin yazıyorum. Oyunda rolüm yok, yönetmeniyim. Başlatıp döneceğim. Görüşebilirsek, oyunu görmek istersen sevinirim. 16 Cuma sabahı beni Maçka Oteli’nden arar mısın? En iyi dileklerimle, sevgiyle gözlerinden
öperim.

Dinçer Sümer

Aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni Ülkü Erakalın’ın vefatının ardından, kendisine ait onlarca evrak sahaflara düştü. İçinde sevgili Güney’in (Zeki Göker) de bulunduğu birkaç dostumla birlikte bu evrakların bir kısmını edinme şansı bulduk.

Daha doğrusu edinmekten ziyade, bu evraklara sahip çıkma, koruma altına alma imkânını elde ettik. Benim payıma düşen evrakların içerisinden 9 Eylül 2019’da kaybettiğimiz, pek kıymetli oyun yazarı ve yönetmeni Dinçer Sümer’e dair bir mektup ve bir bayram tebrik kartı çıktı.

Yukarıda okuduğunuz, Sümer’in Erakalın’a yazdığı mektuptan anlayacağımız üzere aralarında sağlam bir dostluk olduğunu görmek mümkün. (Mektubun orjinal haline aşağıdan ulaşabilirsiniz) İletişimin oldukça sınırlı olduğu yıllarda, 5 Şubat’ta yollanan bir mektupta “16 (Şubat) Cuma sabahı beni Maçka Oteli’nden arar mısın?” cümlesini okuduğumda garip bir his kapladı içimi. Şimdilerin saniyelik iletişim hızı bir yanda, 11 gün sonra sabah telefon bekleyebilme heyecanı diğer yanda. Birçok işimizi kolaylaştıran, âlimleri, zalimleri, yardımları, zulümleri anında belgeleyen dijital cihazlarımızın artık bu tür kadim heyecanlardan bizi sonsuza dek uzaklaştırdığı aşikâr…

Ülkü Erakalın, Dinçer Sümer’i 16 Şubat sabahı aradığında Sümer’in yaşadığı heyecanı bir an olsun yaşamak isterdim.

Mektup ve günlük gördüğüm an çenem düşer. Uzattığım için kusura bakmayın. Güney benden 2019’da yitirdiğimiz değerlerden biri üzerine bir yazı yazmamı istediğinde aklıma ilk gelen bu mektup ve dolayısıyla Dinçer Sümer oldu. Hem onun el yazısını ve imzasını görmek, hem de sinema ve tiyatro camiasından iki kıymetli insanı anmak adına kısacık da olsa bir yazı yazmak, unuttuğumuz hissiyatları anmak adına da keyifli olacak düşüncesindeyim.

İlk kez “Eski Fotoğraflar” ile tanıştım Dinçer Sümer’le. Yazıp-yönettiğim “Ağustos Böcekleri ve Karıncalar” adlı filmin 3 başrolünden birini Bennu Yıldırımlar oynuyordu. Onun filmografisini incelediğim günlerde, öğrencilik yıllarımda izleyip hayranlık duydum bir filmde yer almış olduğunu tekrar anımsamıştım.

Sümer’in ilk kez 1976 yılında sahnelenen “Eski Fotoğraflar” adlı oyununun 1998 yılında filmleştirilmiş halinde Ahmet Uğurlu ve Bennu Hanım birlikte oynuyorlardı. Neredeyse tamamı tek mekânda geçen nadir yerli filmlerden biri olan “Eski Fotoğraflar”, çekimi ve oyunculukları ile beni oldukça heyecanlandırmıştı.

Sümer’in kadın-erkek ilişkileri üzerine incelikli tespitleri, Uğurlu ve Yıldırımlar’ın nefis performansları ile birleşince ortaya seyri oldukça keyifli bir film çıkmıştı. Benim de tek mekân filmlere olan tutkumun bir ürünü olan “Ağustos Böcekleri ve Karıncalar”da Bennu Hanım ile çalışmam keyifli bir tesadüf olmuştu. Sette Bennu Hanım ile “Eski Fotoğraflar” ve Dinçer Sümer üzerine yaptığımız sohbetlerde, bu filmde nasıl bir heyecan ve hevesle oynadığını öğrenmiştim. Sümer’e olan sevgi ve hayranlığı da filmdeki başarısının sebeplerinden biriydi sanırım. Tiyatroyla yoğun olarak ilgilendiğim lise yıllarında, Sümer’in neredeyse tüm oyunları okumuştum.

2000’li yılların başında başlayan ve hali hazırda hiç yitirmediğim sevgi ve saygımı, geçen yıl elime geçen bu mektupla tazelemem benim için gerçek bir mutluluk vesilesi oldu.

Tiyatroya verdiği emeklerin karşısında saygıyla eğiliyorum.

Ruhun şad olsun Dinçer Sümer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu