HaberlerYurttan

Erdoğan: ‘Türkiye, sanatta da prangalarından kurtulmuştur!’

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, bizim dönemimizde sadece siyasette, ekonomide, savunmada değil, kültür, sanat, müzik, edebiyatta da prangalarından kurtulmuştur” dedi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Konser Salonu Açılış Töreni’ne katıldı ve konuşma yaptı.

Erdoğan, konuşmasında, ‘müzik türleri arasında olduğu gibi müzisyenler, bestekarlar ve sanatçılar arasında da asla ayrım yapılamayacağını’, Türkiye’de ‘diğer pek çok hususta olduğu gibi müzik konusunda da bir dönem çok ciddi hataların yapıldığını’ belirtti. 

‘Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken jakoben zihniyetten Türk müziğinin de payını aldığını’ ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu ülkede ‘müzik inkılabı’ adı altında Türk halk ve sanat müziğine ‘alaturka müzik’ denilerek yasaklandığı tuhaf dönemler yaşanmıştır. Devrin gazetelerini açıp baktığınızda ‘alaturka musiki ilga edildi’ gibi birçok manşetle, haberle karşılaşmanız mümkündür.

Halkı baskıyla, zorbalıkla dönüştürebileceklerini zannedenler halkın müzik zevkini de yasaklarla değiştirebileceklerine inanmışlardır. Ne zaman ülkemiz bu kültür faşistlerinin tasallutundan kurtulmuş işte o zaman Türk kültür ve sanat hayatı yeniden canlanmaya başlamıştır. Son 18 yılda kültür sanat dünyasının zenginleşmesinin daha renkli, daha özgün ve daha özgür bir karaktere bürünmesinin arkasında yatan sebep budur.” 

‘Salgın döneminde sinemadan müziğe, tiyatrodan yayıncılarımıza kadar ciddi destekler verdik’

  • İstanbul’da artık her tarafı lime lime dökülen AKM’yi yıkıp yerine İstanbulumuza layık bir opera binası inşa ediyoruz. İnşaatını başta bakanım olmak üzere yakından takip ettiğimiz bu eseri de inşallah en kısa zamanda İstanbul’un ve ülkemizin hizmetine sunacağız. Göreve geldiğimizde ülkemizdeki kültür merkezi sayısı 42’ydi, biz buna 74 daha ilave ederek 116’ya çıkardık.
  • Desteklenen özel tiyatro sayısını 59’dan 328’e, verilen destek miktarını da 850 bin liradan 12 milyon liraya çıkardık. Salgın döneminde sinemadan müziğe, tiyatrodan yayıncılarımıza kadar ciddi destekler verdik.
  • Birileri istismar peşinde koşarken biz KDV indirimi, destek paketi gibi somut adımlarla sanatçılarımıza sahip çıktık. İnşallah bundan sonra da sanatı ve sanatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz.

‘Tüm güzellikler notalara burada yansıyacak’

  • Sadece mimari açıdan değil, teknik özellikleriyle de özel bir mekandır. Büyük ve küçük konser alanları dünyaca ünlü akustik uzmanlarıyla doğal akustik prensibine göre inşa edilmiştir.
  • Salgın şartlarının hafiflemesiyle burası inşallah başkentimizin ortasında sanatseverler için bir sanat ve müzik vahasına dönüşecektir. Her dilden ve her telden dünyanın sesi burada toplanacak, içimizdeki tüm güzellikler notalara burada yansıyacaktır.
  • Pisagor ve Farabi tertibinden ilhamlarla Mozart ile Bach‘ın portelerinden tınılar, Şemsettin ile Meragi‘den terennümlerle, Şostakoviç ile Chopin‘in bestelerinden ritimler burada buluşacaktır. Şehnaz besteler uvertürlere, kar-ı natıklar andantelere burada yol gösterecektir. Bir kemanın içli sesinden yayılan ayrılık, bir bağlamanın en zarif perdesinde yankılanan hasret yine burada gönlümüze düşecektir.

‘Türk halk ve sanat müziğinin ‘alaturka müzik’ denerek yasaklandığı tuhaf zamanlar yaşanmıştır’

  • Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken jakoben zihniyetten maalesef Türk müziği de payını almıştır, sanat hayatımızın çölleşmesine neden olmuştur. ‘Müzik inkılabı’ adı altında Türk halk ve sanat müziğinin ‘alaturka müzik’ denerek yasaklandığı tuhaf zamanlar yaşanmıştır.

  • Halkı baskıyla, zorbalıkla dönüştürebileceğini zannedenler halkın müzik zevkini de yasaklarla değiştirebileceğini sanmıştır. Son 18 yılda kültür-sanat dünyamızın zenginleşmesinin daha renkli, özgün ve özgür bir karaktere bürünmesinin arkasında yatan sebep budur. Türkiye bizim dönemimizde sadece siyasette, ekonomide, savunmada değil, kültür, sanat, müzik, edebiyatta da prangalarından kurtulmuştur.
  • Şairleri, yazarları, sanatçıları arasında ayrım yapan, insanları dinlediklerini müziklere, giydikleri kıyafetlere göre ayıran eski Türkiye manzarasına son verdik.
  • Bu topraklara ait ne varsa hiçbir komplekse kapılmadan ülkemizin bir kazanımı olarak hepsini kucaklamaya çalıştık. Çeşitliliği artıracak her türlü eseri sahiplenme çabası içerisinde olduk.

 “Itri’nin yeri neyse, Karacaoğlan’ın yeri de orasıdır.”

Sanat müziğinden halk müziğine kadar tüm müzik dallarını kültür deryamızı zenginleştiren birer nehir olarak görmemiz gerekiyor. Türk müzik tarihinde Itri‘nin yeri neyse, Karacaoğlan‘ın yeri de orasıdır. Dede Efendi ne kadar hürmete layıksa Aşık Veysel de aynı derecede hürmete layıktır. Hafız Sadettin Kaynak‘a nasıl minnettarsak Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş ustaya da aynı şekilde minnettarız.

Kaynak: Diken – Sputnik

Başa dön tuşu