Köşe Yazarları

Ece Saruhan – Kapak

MEVSİM kara kış… Keşke sadece havanın soğukluğundan dolayı yazıyor olsaydım bunu ama öyle değil. Eskiden dört mevsim dışımızla birlikte içimizde de yaşanırdı bu memlekette. Şimdi takvim önümüzün bahar olduğunu müjdelese de içim aynı şeyi söyleyemiyor. İçim uzun zamandır kara kış, içim uzun zamandır baharı bekleyen kumrular gibi… Gelmek bilmeyen bir baharı… Cemresinin insanların ruhlarına, kalplerine, vicdanlarına, bilinçlerine düşmesi gereken baharı… Evet yakında güneş tüm sıcaklığıyla yeniden gülümseyecek bize, ağaçlar çiçeklenecek, üstümüz başımız hafifleyecek. Peki kalbimiz gülümseyecek mi, ruhumuzda çiçekler açacak mı? İnatla kış uykusundan uyanmayanların yerine utanmaktan, acı çekmekten, delirmekten giderek ağırlaşan benliğimiz hafifleyebilecek mi? Meclisinde tokmaklar uçuşan, topraklarında çocuklar öldürülen, kadınlar katledilen, kartopu oynamanın masumiyetinin bile ırzına geçilen bu memlekette ısınmak mümkün hale gelecek mi? Hayalini kurduğumuz iç güzellik yasası vicdanlarda kabul görebilecek mi? Dışarıda mevsim değişecek evet, peki içimizdeki üşüme hissi sona erecek mi?

HEP AYNI POZLAR, AYNI BOŞ LAFLAR!

indirBen kafamda bu sorularla takvime bakarken, mart ayından iki tarih çarpıyor yüzüme. Yüzüm ortadan ikiye bölünmüş gibi… Bir tarafına 8 Mart’ın hüznü, diğer tarafına 27 Mart’ın sevinci oturuyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kadına yönelik sözlü ya da fiziksel şiddetin, aşağılamaların, tacizin, tecavüzün, kadın cinayetlerinin zirve yaptığı bir ülkede Kadınlar Günü kutlanacak. Tepesinden “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum”, “Tecavüzcü kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur”, “Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor”, “Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” gibi söylemlerin yükseldiği bir ülkede… Erkekliğini erk kelimesinin sonuna eklenmiş bir ek kıvamında yaşayanlar; elindeki erki acıtmak, öldürmek, yok etmek için kullananlar; adamdan öte insan olamamışlar ortalıkta cirit atarken, sıra her günü kadın için insan gibi yaşanacak bir hale getirmeye gelince kılları kıpırdamayanlar; içini dolduramadıkları, arkasında duramadıkları sözlerle, ortada kutlanacak bir şey varmış gibi şovlarını yapacaklar yine. Her sene aynı pozlar, aynı boş laflar… Anlamak da yok, utanmak da, “Dur” demek de! Haydi gel de bu kapkara, bu gözyaşı ve acı dolu, kabusu gerçekliğinden tablonun içinde gülümse, “Kara kış bitiyor, önümüz bahar” de…

GERÇEK KUTLAMALAR YAPABİLMEK İÇİN…Başlıksız-2

Bilmiyorum ve artık saymıyorum da kaçıncı kez isyan çığılıkları atmaya başlamışken, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kollarını açıyor ve sımsıkı sarılıyor bana. Bu, benim her gün yaşadığım bir kucaklaşma. “Bu kollarda güvendeyim” diyorum, hayata kırgınlığım baki kalsa da sakinleşiyorum. Güney, Müstehak’ın bu ayki kapağını gönderiyor sonra. “Bu da bu ülkeyi bitmeyecek bir kara kışa mahkum edebileceklerini sananlara kapak olsun” diyor içim, yüzümde bir gülümseme beliriyor. Kimbilir kaçıncı kez “Yalnız değilim” diyorum, “Sesim, nefesim, kolum kanadım, özgürlüğe inancım olan; memleketin dört bir yanına insanlığa dair tohumlar atan oyun arkadaşlarım var benim” diyorum. Genco Abi kapaktan bir bakış atıyor bana. 2013’ün mayısında,’Yaşamaya Dair’i izledikten hemen sonraki söyleşimizde kendisine “Bu memleketten hiç umudum kalmadı” dediğimde dilinden dökülen “Sakın! Sana hiç yakışmıyor. Öyle bir şey olur ki bunu söylediğine çok utanırsın. Umut hep var” sözleri geliyor aklıma. “O söyleşinden sadece birkaç hafta sonra Gezi’deydik” diyorum ve umuduma yeniden sıkı sıkı sarılıyorum. İşte tiyatroyu bunun için çok seviyorum, bu yüzden herkesin hayatına dokunsun istiyorum. İnsanlıktan, vicdandan, dobralıktan, sevgiden, saygıdan, empatiden, umuttan payımıza düşeni alalım ve paylaşalım diye… İçimizdeki güzeli, iyiyi paylaşarak dışarı çıkaralım; dışımızda güzeli, iyi büyütelim diye… Birlikte güzelleşelim, birlikte iyileşelim diye… Ancak sanatla ulaşabileceğiz gülümseyen insanların her alanda sözde değil özde kutlamalar, gerçek kutlamalar yapılabileceği günlere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu