Köşe YazarlarıTop 10Yurttan Haberler

Baysan Pamay / Mart Top 10

[vc_row][vc_column][vc_column_text]TOP 10 // 16 OCAK 2017 – 16 ŞUBAT 2017 ARASI
[/vc_column_text][vc_column_text]
  • Allahaısmarladık Cumhuriyet – Tatavla Tiyatro

2017 itibariyle edebiyatta 50 yılını geride bırakan Selim İleri’nin ünlü eseri Tatavla Sahne tarafından sahneleniyor. İlk gösterim 28 Ocak’ta gerçekleştirildi. Dört kadın: Halide Edip, Afife Jale, Latife, Fikriye ve 1900’lerin başından 1950’lere kadar değişen Türkiye… Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesinde kendi hayatlarından, kişisel özlemlerinden, düşlerinden vazgeçmiş, düşlerini feda etmiş dört figür… “Ferdin hürriyeti”, “Tiyatro bir mekteptir”, “Yeni bir vatan kuruluyor”, “Siyaset amansız şey…” diye diye iki dünya arasında kalmış mert, yürekli, naif, örselenmiş, ötekileştirilmiş ‘devrimci kadınlar’…
Eraslan Sağlam’ın yönettiği oyunda Halide Edip: Hale Akınlı, Terzi Galip: Can Ertuğrul, Afife Jale / Fikriye: Tuba Zehra Sağlam ve Latife: Cansu Diktaş rol alıyor.
[/vc_column_text][vc_column_text]

  • Çıkmaz Sokak Çocukları – Tiyatro Yanetki

Amerikalı oyun yazarı ve oyuncu Lyle Kessler’ın 1983 yılında yazdığı ve daha sonra filme de alınan “Orphans” başlıklı oyun, Kuzey Philadelphia’nın varoş semtlerinden birinde yaşamakta olan ve öldüğünü söyledikleri anneleri ile kendilerini terk edip gitmiş olan bir babanın eksikliğini sürekli olarak yaşayan iki yetim çocuğun yaşamlarına odaklanıyor ve bir gün birdenbire bir yabancının gelmesi ile başlayan değişim sürecine şahit oluyoruz. Serkan Üstüner’in yönetmenliğinde, sokaklarda gözüne kestirdiği avları soyarak ganimeti her akşam evine getiren korumacı ağabey olarak Faruk Barman, kendisini terk etmesinden ve geçmişteki yaşanan olayların tekrar etmesinden korktuğu için eve kapattığı kardeş olarak Yiğit Can Konyalı ve kendisi de diğer ikisi gibi yetimhanede büyümüş olan ve adeta kardeşlerin asla sahip olmadıkları koruyucu güç/ baba olarak gördükleri Harold rolünde İştar Gökseven zevkle izlenen performans sahneliyorlar.[/vc_column_text][vc_column_text]

  • Enayi – Ya da Tiyatro

Daha önce film festivalinde izlediğim,  yönetmenliğini de oyunu yazan Yuri Bykov’un yaptığı Enayi – The Fool  bu sefer Ya da Tiyatro grubu tarafından sahneleniyor. Uyarlamasını Bilgesu Kasapoğlu ve Emel Dedeoğlu’nun yaptığı oyunu Emel Dedeoğlu yönetiyor. Rol alan oyuncular: Ali Erdinç, Büşra Tut, Cenk Dost Verdi, Gökhan Bozkurt, Güliz Gündüz, Onur Soyal, Onur Şenol ve  Sanem Öge.
Dima tesisat sorunu için gece çağrıldığı binanın cephesinde aşağıdan yukarıya oluşmuş derin çatlağı fark eder ve binayı incelediğinde binanın yıkılmak üzere olduğunu, binada yaşayan 820 kişinin hemen boşaltılması gerektiğini anlar. Bundan sonrası bürokrasinin kirli çarkları arasında kaybolan insan hayatının değeri. Vicdanlı ve dürüst olmanın enayi olarak kodlanabildiği bir dünyada, sonuçları ne olursa olsun, her birimiz birer “enayi” olmadığımız sürece, muktedirlerce yaşamımızın sadece 3-5 kuruşla ölçüleceğini de bilerek tercihlerimizi yapmalıyız
[/vc_column_text][vc_column_text]

  • İstila – B Planı

B Planı grubunun 2016-2017 sezonunun ilk projesi olan İstila, aynı zamanda İsveçli yazar Jonas Hassen Khemiri’nin de ilk oyunu. Sami Berat Marçalı’nın dilimize çevirip yönettiği bu oyunda Barış Gönenen, Hakan Kurtaş, Efe Tunçer ve Seda Türkmen rol alıyor. Babası Tunuslu, annesi İsveçli olan yazarın 2012 yılında bir teröristin Stocholm şehir merkezinde bombalaması üzerine yazdığı kısa roman 21 Mayıs 2016’da Biriken yönetiminde okuma tiyatrosu olarak sahnelenmişti. Oyun sözcük, fikir ve imaj kasırgasına sebep olan büyülü bir ismin etrafında dolanıyor: Abulkasem. Peki kimdi gerçekten Abulkasem? Dünyanın bir numaralı aranan adamı olmadan önceki hayatında nasıldı? Hepsi de güzel performanslar sergileyen dört oyuncu, hikâyeleri ile ırk ve dille ilgili en derin önyargılarımıza saldırıyor, zaman zaman ölümüne komik, zaman zaman rahatsız edici, zaman zaman dokunaklı bir şekilde, tehlikeli hâle gelen kimlik algısını paramparça edip bizi kendi kültürel kimliğimizle yüzleşmeye zorluyor[/vc_column_text][vc_column_text]

  • İyi Şeyler Olacak Diye Düşün – DOT

Dot’un bu sezon seyirciyle buluşturduğu ‘7 Serisi’ oyunlarının birincisi olan, Luke Norris’in yazdığı, Melisa Kesmez’in Türkçe’ye çevirdiği oyunda Atakan Akarsu, Gizem Güçlü ve Mert Öner rol alıyor. Sevgili Mert Öner’le ilk tanışmam Mısır Apartmanı döneminden; sonra oyuncu olarak da, yönetmen olarak da gösterdiği başarıyı aynen devam ettirmekte. Dot’un çocuk oyunu olan Benim Öğretmenim Bir Canavar kadrosunda bir ekip çalışması içinde pek dikkat çekmeyen Gizem Güçlü, bu oyunda  canlandırdığı değişik karakterlerde çok başarılı; ama oyunun ana karakteri olan Tobes’te Atakan Akarsu’yu izlerken sanki karşımda rol yapan bir oyuncu değil, gerçekten ergenlik ve büyüme çağındaki bir erkek çocuğu gördüm. Ancak bence esas başarı, yapmacıksız oyunlar ve sade sahne tasarımı ile seyirciyi doğrudan hikâyeye odaklandıran Serkan Salihoğlu’nun. Oyun bitip de oyuncuları alkışlarken aklımdan geçenler “İyi şeyler olacak diye düşün, iyi şeyler olacak”…
[/vc_column_text][vc_column_text]

  • Muallak – Bi Tiyatro

Kendisi de oyuncu olan Murat Taşkent’in 2016 yılında yazdığı MUALLAK adlı oyun ilk defa Bi Tiyatro sahnesinde sahneleniyor. Yönetmenliğini de Murat Taşkent’in yaptığı oyunda Defne Şener Günay  ve Turan Günay rol alıyor. Müzikler Tolga Çebi’ye, dekor tasarım Arzu Koç Taşkent’e ait. İnsanoğlunun alışkanlıklarından vazgeçememesi, çoğu zaman ihtiyaçlarımızı ikinci plana atmamız, tutarsız davranışlarımız, söylediklerimizle yaptıklarımızın birbirini tutmaması ufak parodiler olarak işleniyor; gülüyoruz sahnedeki çiftin düştükleri durumlara ama aslında güldüğümüz kendimizdir, zira kendimiz olamıyoruz, hiçbir zaman hangi role ihtiyaç duyuyorsak o roldeyiz…[/vc_column_text][vc_column_text]

  • Kuartet – Tiyatro Öteki Hayatlar

Bu seneye  kadar, Tiyatro Öteki Hayatlar’ın sahnelediği tüm oyunların ortak noktası yazarlarının Can Utku olması idi. Öyle güzel anlatıyordu ki Can Utku öteki hayatların hikayelerini, hem orijinal metinler ama hem de bizden hikâyeler. Quartet de yine bir Can Utku hikâyesi, çarpıcı ancak samimi bir ilişkiler zinciri. Yirmili yaşlarında yeni evli bir çift olan Berk ve Ece’yle, on yılı aşkın bir süredir evli olan Süreyya ve Edip’in, farklı kombinasyonlarla yaptıkları 13 buluşma aracılığıyla bu dört farklı bireyi cinselliğe ve aşka yaklaşımları üzerinden anlamaya çabalıyor. Oyunu Nazlı Elif Durlu ve Ziya Demirel ikilisi yönetiyor ve Ayça Zeynep Genç, İdil Engindeniz Şahan, Tonguç Dikme, Ufuk Karagöz rol alıyor. Dekor ve kostüm tasarımı Hilal Polar, ışık tasarımı Utku Kara, müzikler ise Yusuf Tan Demirel’e ait. Ekip, oyunu tüm seyircinin anlayacağı bir dilde taşımakta çok başarılı.
[/vc_column_text][vc_column_text]

  • Son – İ.B.B.Ş.T.

Özgür Kaymak’ın yazıp yönettiği oyunu izlerken başlangıçta farklı bir sahne tasarımı içerisinde karakterleri keşfetmekte zorlandım ancak dakikalar ilerledikçe hikâyeye ısındım, hele ikinci yarıdaki konuşmalar müthişti. Şanslı karakterini canlandıran Tarık Köksal’ın yaşamının son dakikalarındaki monoloğundaki “Hayat bu mu, bu kadar mı? Hiç mi güzel şeyler yok? Etrafımda güzel hayat yaşayan onca insanı görüp nasılsa bir gün ben de onlar gibi olacağım diye düşündüm, umut ettim… Ama bana hiç sıra gelmedi” ne kadar çarpıcıydı.
Tüm bilgi dijital ortama aktarılmış, insanlar tek tek damgalanıp sınıflarına göre bölgelere yerleştirilmiş ve hafızalarını silen bedava yemeklerin etkisiyle her şeyi unutmaya başlamışlardır. Değiştirilmemiş gerçeklerin yazılı olduğu tek şey, tüm diğer belgelerle birlikte yok edilen işaretli kağıtlardır. Karşılayıcı ve onunla yolu kesişenler şimdi hem kendi unutturulmuş geçmişlerine sahip çıkmak hem de gerçekleri kendilerinden sonrakilere aktarabilmek için bu kağıtların peşindedir.
[/vc_column_text][vc_column_text]

  • Tok – Sahne3

25 yıllık iki dost bir araya gelirler. Biri yazar diğeri yönetir ve ikisi de rol alırlarsa ne olur? Ortaya şahane bir absürd komedi çıkar.
Yazan: Zeynep Kaçar – Yöneten: Ümit Çırak – Yardımcı Yönetmen: Tolga Çıklaçiftçi
Oyuncular: Zeynep Kaçar, Ümit Çırak
TOK, soyut bir dünyada kadın/erkek, adalet/suç, iktidar/kitle ilişkilerini tartışmaya açıyor. Her şeye hakkı olduğunu düşünen bir adam. Adamın güzel ve zengin karısı. İnsan ilişkilerinin tuhaf yanları. Adalet nedir? Vicdan nedir? Talep etmenin sınırları nelerdir?[/vc_column_text][vc_column_text]

  1. YUTMAK – Craft Tiyatro

İngiliz oyun yazarı Stef Smith tarafından yazılan ve Çağ Çalışkur tarafından çevrilen oyun 1 Şubat akşamı prömiyer yaptı.Yönetmenliğini İbrahim Çiçek, yardımcı yönetmenliğini Güven Murat Akpınar’ın yaptığı oyun, psikolojik travma ile uğraşan ve hayatlarına yeni bir yön vermeye çalışan üç kadının hikâyesi. Ece Dizdar’ın canlandırdığı Anna, aylardır evinden dışarı çıkmayan, yemek yemeyi bırakmış ve parça parça yaşadığı apartman dairesini tahrip etmeye çalışan biri. Başak Daşman’ın canlandırdığı Rebecca, yeni bir sevgili bulup kendisini terk eden eski sevgilisine kızgınlık duyar ve zaman içinde bu öfke kendi şahsına döner. Merve Dizdar’ın canlandırdığı Samantha, içinde hissettiği erkek olma yolunda Sam olarak ilk adımları atan biri. 85-90 dakika süren yorucu bir performans ile özlediğim oyunlara geri dönen tüm Craft ailesini kutluyorum.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı