Köşe YazarlarıTop 10

Baysan Pamay / Alternatif Top 10 Nisan

1- 11’E 11
1-11' E 11Emek Sahnesi’nin bu güzel oyunu maalesef 9 mart oyunu ile sona erdi. 11 e 11 diye adlandırılan bir ölçüyle saçların tek tip kesildiği, kamuya açık alanlarda karşıt görüşlerin açık bir şekilde tartışmasının resmi olarak yasaklandığı, tam da bu yüzden bu tür tartışmaların en çok yapıldığı esnaf berberlerinin bir örgüt evi olarak algılanmaya başlandığı, faşizmin dükkanlardan içeriye tatlılıkla sokulmaya çalışıldığı bir döneme tanık olduğumuz oyunu Halil Babür yazıp yönetti , oyuncu kadrosunda ise,: Evren Erler, Sercan Gülbahar, Barış Gönenen, Murat Engiz, Mert Denizmen, Özer Arslan vardı.
2- BEN O İSTANBUL’U ÇOK SEVDİM
2-BEN O İSTANBUL U ÇOK SEVDİMÖzen Yula’nın geçen yıl Polonya da yazmış olduğu oyunu kendisi sahneye koymuş. Oyun, üst katında dayak yiyen komşusu olan bir kadının hikâyesi. İstanbul’un Kızıltoprak semtinde bir apartmanda geçiyor Mine mutsuz bir kadın.  Hafta sonu evdeyken belli şeylere üzülüp içmeye başlıyor. Komşunun kızı kaçıp ona geliyor. Sonra da kızın annesi geliyor. Böyle bir koşma, kovalamaca şeklinde gelişiyor oyun. Bir süre sonra olayın göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Bütün bunlar komedinin farklı özelliklerinden yararlanılarak anlatılıyor. Hayat kocaman sürprizlere gebedir bu apartman dairesinde. Arabesk şarkıların eşlik ettiği bu gecede her şey hem tuhaf hem de tanıdıktır.
3 – İKİ KAPILI EV
3-İKİ KAPILI EVİspanyol yazar Pedro Calderón De La Barca‘nın 1629 tarihli “İki Kapılı Evi Koruması Güç” adlı komedisinin Ekip Tiyatrosu tarafından uyarlanan “İki Kapılı Ev” in yönetmeni Cem Uslu, Oyunda, Simel Aksünger, Hakan Emre Ünal, Ömer Fırat Köker, İsmail Sağır, Ayşegül Uraz ve Duygu Yetiş rol alıyor. Tiyatro patronu Patara, kumpanyası için yeni bir oyun ararken eline Calderón De La Barca’nın “İki Kapılı Evi Koruması Güç” adlı oyunu geçer. Oyun için ideal (!) kadrosunu vakit kaybetmeksizin kuran Patara ile oyuncuları Aşkoş, Mimi, Güzeellik, Dudilli ve Saftirik, neredeyse 400 yıllık bu eski oyunu kendilerince yeniden sahneye koyarlar. Tüm karakterler düşünüldüğünde oyuncu başına ortalama 2-3 karakter düşüyor sahnede. Oyunun sonlarına doğru karakterler o kadar sık dönüşüyor ki, izlemekte zorlanıyorsunuz, ancak sahnedeki oyuncular o kadar organize olmuşlar ki onların aldıkları keyif size de geçiyor ve büyük bir zevkle sahnedeki çılgınlıkları izliyorsunuz. Davetiye peşinde koşan bedavacılarla ilgili yapılan espri için Ekip Tiyatrosuna ayrıca teşekkür ediyorum
4- KİMSEYE BİR ŞEY SÖYLEMİYECEĞİM
4-KİMSEYE BİR ŞEY SÖYLEMİYECEĞİMKimseye Bir Şey Söylemeyeceğim, Görme Yeri Sanat Topluluğu’nun ikinci yapımı olup, Uğur Küçükdağ oyunun kurgusunu Amerika’da 1964 yılında yaşanmış gerçek bir cinayetten esinlenerek oluşturmuş. Bahar ve Özgür bir yıldır evlidir, gece geç saatte eve dönen Bahar evinin sokağında saldırıya uğrar, Bahar’ın çığlığı duyan ve gece uyanan bir sürü kişi polisi arayıp yardım istemez. Herkes aşkasının polisi arayacağını düşünmektedir.Oyun Bahar’ın bıçaklandığı andan başlayarak ölüm anına kadar olan zaman diliminde çiftin geçmişlerine yolculuklar yaparak devam eder. Oyun, toplumun ve kitlelerin vicdan ve empati yoksunu olmasına, gitgide medeniyetten uzaklaşmasına sindirilmesi zor bir eleştiri yapmaktadır.
5 – KUŞLAR
5-KUŞLARAristophanes’in en bilinen oyunu ve dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biri olan olan “Kuşlar”, yazıldığı günden bu yana 2500 yıl geçmesine rağmen hem geçmişe hem de günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Dile kolay; iki bin beş yüz sene. Neler neler değişti o günden bugüne; ? İyi güzel de peki nasıl oluyor da hep aynı kalıyor olaylar Yoksa hiç mi değişmedi hayat? Hep aynı mı kaldık yoksa? İnsan yine mi aynı insan? Oyun yine mi aynı oyun? Düzen yine mi aynı düzen Oyun, Atina devletinde yaşayan iki arkadaşın savaşlardan, adaletsizliklerden ve yönetimin keyfi tutumlarından bezerek, kendilerine yeni bir yurt aramalarıyla başlar. Ancak, bir ütopyanın peşine düşen iki arkadaş, hayalini kurdukları yeni düzende, kendi kaçtıkları tuzaklara düşmekten kurtulamazlar Aristofanes’in klasik eseri “Kuşlar” Semaver Kumpanya tarafından,, müzik ve dans kullanımı gibi unsurlar kullanılarak modern bir uyarlama ve kalabalık bir kadro ile sahnelenmiş. Oyunun uyarlaması  Yavuz Pekman’a ait, yönetmen ise  Volkan Sarıöz
.6 – ORMANLARDAN HEMEN ÖNCEKİ GECE
6-ORMANLARDAN HEMEN ÖNCEKİ GECE-GO SAHNEBu sezon İstanbul Sahnelerinde üç ayrı ekibin sahnelediği oyunu ben 24 Şubatta Eskişehir’den gelen GO Sahne’den izledim. Bernard- Marie Koltes’in ünlü monoloğunun Türkçe çevirisi Ayberk Erkay’a ait. Ali Eyidoğan hem yönetmenlik yamış hem de oynuyor. Ve de iki perde olarak yaklaşık iki satt süren oyunda harika bir performans gösteriyor. Yalnızlık, başkaldırı ve aşk dolu bir gece… Karşısındaki kaçıp gitmeden ona herşeyi anlatmak isteyen birinin soluksuz koşusu… Dinmeyen yağmurun altında, ulaşılamayan bir otel odasının arayışında, ikiyüzlü sisteme karşı sıkabileceği yumruğu dışında hiçbir şeyi olmayan bir adamın hikayesi. Bu oyunu 19 martta Ankara’nın Kri sahnesinden ve muhtemelen 21 martta İstanbul Biriken rejisi ile Rıza Kocaoğlu’ndan izleyeceğim.
7 – ÖTENAZİ
7 - ÖTENAZİSadece felçlilerin değil sağlıklıların da hakkı olmalı ötenazi. Böyle der Halil İbrahim, doğum sırasında kaybettiği ikiziyle yüzleşirken. Gençlik günleri,çocukluğu, aşkları canlanır gözünde ve sonunu hazırlar böylece.İç sesinize kulak verdiğiniz olmuyor mu hiç? Kendinizle yüzleşmiyor musunuz? Oyun sırasında kendimi koydum ana karakterin yerine, evet iç sesimi duyuyor ama çoğu zaman duymamaz- lıktan geliyordum Kaan Erkam’ın yazıp Ferdi Merter’in rejisiyle keyifle izlediğim alışılagelmişin dışında bir oyun Bir de benim zamanımın müzikleri oyuna eşlik edince bayıldım doğrusu. Halil İbrahim karakterini canlandıran Ayhan Işık, harika bir performans sergiliyor
8 – SAVAŞ
8- SAVAŞPürtelaş, geçtiğimiz sezon prömiyerini gerçekleştirdiği ilk oyunu. Savaş’ı ikinci defa izledim. Çalışmalarını Londra ve İstanbul’da sürdüren Serdar Biliş’in kuruculuğunu ve sanat yönetmenliğini üstlendiği pürtelaş ekibinde bir değişiklik oldu ve oyuna Erkan Avcı’nın yerini Onur Gürçay  aldı, diğer rollerde Tilbe Saran    Sermet Yeşil    Damla Sönmez    Ecem Uzun harika performanslarına devam ediyor. Savaşın yıkıma uğrattığı bir coğrafyada ölüm-kalım savaşı veren bir ailenin hikayesini anlatan oyun, savaşın uğradığı her yerde ve her zamanda geçerliliğini korumaya devam etmektedir. Oyunda, savaş sürecinde ailesinden ayrılmak zorunda kalan bir babanın, yıllar sonra kör bir adam olarak evine dönüşü konu edilir. Şahit olduğu ve bizzat deneyimlediği travmalar üzerine konuşabilmesi kolay değildir. Eve ulaştığında geride bıraktığı huzuru arar. Fakat artık hiçbirşey eskisi gibi değildir. Karısı ve kızları hayatta kalabilmek için olmadık yollara başvurmuşlardır. Yıkımın getirdiği çaresizlik aile fertlerini de değiştirmiş, dönüştürmüştür. Savaştan kaçmayı becerebilmiş erkek kardeş de abisinin yokluğunda ailenin hayatına dahil olmuştur. Şiirsel bir yalınlıkla ele alınan oyun, savaşın yıprattığı ruhları vurucu bir dille aktarıyor. Savaş, yazarın ülkemizde sahnelenen ilk eseridir.
9 – TEK KİŞİLİK ŞEHİR
tek kişilkBehiç Ak’ın yazdığı “Tek Kişilik Şehir” Tiyatroperest’in , üçüncü oyunu; önceki Hayvanat Bahçesi Masalı ve Anlaşılmaz Konuşmalar oyunları ile ödüller almış gurubun bu oyununu Kerem Ayan yönetiyor, Onur Özaydın, Ö. Zeynep Dinsel, Burak Türker sahne alıyor, oyun, Tiyatroperest‘in kendi deyimiyle “tam olarak bilmediğimiz ama çok da uzak olmayan bir gelecekte geçer.”  “Teknolojinin yetişemediğimiz sürati ile yaşadığımız iletişim çağında, yüz yüze iletişim demode bir ihtiyaç olmaya başlamıştır. Bireyler giderek, tek kişilik aileler, tek kişilik şirketler haline gelerek, kimliklerinden, birbirlerinden, doğadan ve tüm çevrelerinden uzaklaşmışlardır. Artık yeni düzen tek kişilik yaşamlar üzerine kurulmuş ve ekonominin işleyişi tek kişilik ihtiyaçlar üzerinden sağlanmaktadır. Böyle bir büyük kent yaşamı içinde üç kişi, Adam,  Kadın ve Garson kimlik arayışı içine girerler. Belki isimleri de vardır…”
10 – VAN GOGH
10-VAN GOGHW.G.Smith’in yazdığı, Hakan Gerçek’in yönettiği ve ünlü ressamı canlandırdığı tek kişilik oyunu nihayet bu sezon izleyebildim. Size Hakan Gerçek hakkında ne söyleyebilirim ki. Oyun boyunca Van Gogh’un korkularına, iç çatışmalarına, çaresizliğine acı ve mücadelesine tanık oldum, Koyu bir Protestanlıkla başlayan yaşamı resim yapma tutkusuna değişiyor ve intiharı ile son buluyor; en ön sıradan soluksuz izlediğim performansta zaman zaman Hakan Gerçek yerine yüzünü resimlerinden hatırladığım Van Gogh görüyordum sahnede. Sanırım sezon bitmeden tekrar izleyeceğim
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu