Köşe Yazarları

Ayşegül Alpak / Geçmişten Günümüze Tiyatro: “Tiyatro’da Ritüel” No:2

Peki ritüelin tiyatrodaki karşılığı neydi? İlkel toplum ritüelleri antikçağdaki tiyatronun kökeni üzerinde güvenilir kayıtlar oluşturduğu doğru sayılmakla birlikte; hangi ritüelin ilkel toplumlarda nasıl kullanılmakta olduğunu söyler.
Birincisi, ritüel bir bilgi biçimidir. Mitos ve ritüel, insanın durumu ve bunun dünyayla ilişkisini betimleme çabaları olup bir toplumun evreni anlayış biçimini yansıtır.
İkincisi, ritüel öğreticidir. İlkel toplumlarda yazı dilinin olmaması nedeniyle ritüel, bilgi ve gelenekleri aktarma yolu olarak hizmet eder. Birçok ilkel kabile, genç kuşağı kutsal inançlar, tabular, töreler ve tarih hakkında bilgilendirmiş olurlar.
Üçüncüsü, ritüellerin olayları etkilemesi ve denetlemesi beklenir. Bir ritüelin temel öncülerinden biri, arzu edilen sonuca ritüeli yaparak varabilmektir. Örneğin ilkel halklar her zaman yılın belli bir düzen içinde yinelendiğini anlayamadıklarından, ilkbaharın geri dönüşünüyle bereketin sürekliliğini güvence altına almak için törenleri yerine getirme gereğine inanırlar. Bu yüzden birçok ritüel mevsim değişimiyle ilişkilendirilir.
Dördüncüsü, ritüel çoğu zaman da övmek için kullanılır. Doğaüstü bir güç, avda ya da zaferde tiyatro(1)kazanılan bir zafer, toplumun geçmişi, bir kahraman ya da bir totem ( yani topluluğun, kendisiyle arasında yakın bir ilintisi olduğunu sandığı bir hayvan, bitki yada doğal bir öğe)
Beşincisi, ritüel eğlendirir ve hoşa gider. En ciddi tören, biçimsel örüntülerin yinelenmesiyle ya da oynayanların ustalığıyla haz verir. İşte bunların hepsi farklı derece ve yollarla tiyatro tarafından yerine
Benzer biçimde tiyatro ve ritüel aynı temel öğeleri kullanır. Müzik, dans, söz, maskeler, kostümler oynayanlar, seyirci ve sahne. Törenler bir kez sabitlenince, gösterim üzerinde sıkı bir denetim uygulayan kesim ( biliciler, yaşlılar,rahipler) uygulamaya geçmiş ve tiyatro yönetmenine benzer bir işlev yüklenmiş olurlar. Yani bir oyuncu yeri ve eğer seyirciler varsa seyir yeri oluşmuş olur.
Peki bütün bunlar olurken, başta gereklilik üzerine doğan drama nasıl oldu da günümüze kadar geldi ve gelişmesini sürdürdü? Birincisi, insan zihni karmaşaya katlanamaz: Bu yüzden sonsuz düzeni arar, olaylarda olup bitenler hakkında sürekli sorular sorar ( dünya nasıl yaratıldı, doğal olaylar neden oluşur, insanlar niçin böyle davranır- tepki verir?) İnsanlar bu soruları yanıtlayabilmek için, tanrılar evren, toplum, kavramlar ve kendileriyle ilişkileri üzerine kavramlar oluşturdular; sonra bu kavramlara biçim verdiler böylece dinlerini, bilimi, toplumsal ve siyasal kuramlarını ve sanatları oluşturdular. Tiyatro insanlar ve evrendeki yeri üzerine çağının inançlarını yansıttıkça; insanlığın evrimleşme sürecinde tüm değişimler tiyatroya yansıdı. Tiyatro doğruluk ve gerçeklik hakkındaki düşünceleri yansıtmaktan kendini alamadı. Aslında neden gelişti sorusunun cevabı insan zihninin işleyişi ve insanca gereksinimler olduğu çok açık değil mi? 20. Yüzyıl da psikologlar, insanın gerçekliği, yaşamında yüzyüze geldiğinden daha doyurucu biçimlere dönüştürmeyi hedef aldığı hayaller kurma yetisine sahip olduğunu ileri sürer. Böylece hayal ya da kurgu, insanın kaygı ve korkularıyla yüzleşmesini ya da ümit ve düşlerini nesnelleştirmesine olanak verdi. İşte bu anlamda tiyatro, insanın dünyasını tanımlamasını ve anlamasını ya da hoş olmayan gerçeklerden kaçmasını sağlayan kapılardan biri.
images-11Yakındoğu ve Mısır’da uygarlıklar serpilirken, komşu ülkelerde başkaları da evrimleşiyordu. En önemlisi Yunanlı’ların atası Egeli’lerdir. Bu erken uygarlıklar tiyatronun gelişimini doğrudan etkilemiş, tanrıları, kahramanları ve Homeros’un İÖ. 8 yüzyılda İlyada ve Odysseia’nın tarihiyle kurduğu bağın tiyatroya etkisi büyük olmuştur. Ve tiyatronun ilk büyük dönemini yunan uygarlığı İÖ 8. İle 6. Yüzyıl arasında Antik Yunan’da buluruz.
Ve kayıp cennet Atina, tanrılar, tanrıçalar, şenlikler, şarap ve eğlence tanrısı Dionysos… bir sonraki yazıda tiyatronun doğum yeri Antik Yunan’la devam edeceğiz…
 
 
KAYNAKÇA:
BROCKETT, Oscar G., Tiyatro Tarihi NUTKU, Özdemir, Dünya Tiyatrosu Tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu