Köşe Yazarları

Ada Ayşe İmamoğlu – Bahar Kuaför

” Kadınsı olan toplumsal olarak haysiyet kazanamadığı ölçüde ‘haysiyetli insan’ tasarımının dışına itilen her türlü pislik girmek zorunda kalıyor feminizmin alanına. Bu yüzden feminist politika sürekli ellerini kirletmek, büyük insanlık hayalleri yerine dayaktan, kandan, boktan söz etmek durumunda kalıyor. “

Meltem Ahıska ( Express Eylül 2008 s.27)
Kadın mücadelesi denilince aklıma gelen ilk yazılardan biridir yukarıdaki sevgili Meltem Ahıska yazısı. Bu ülkenin kılcal damarlarına kadar işlemiş iki yüzlü ahlak yüzünden kadınlar, çocuklar ve lgbti bireyler şiddetin orta yerinde savaşıp durur bu toprakların vahşetiyle. Hiç kimse kendini sorumlu tutmadığı için belki de kadın hareketi tek başına mücadeleye alışmıştır çok uzun yıllar boyunca. Şiddetin her geçen gün arttığı, bunu mevcut sistemin beslediği, tecavüz suçlarına verilen cezalar ve dahası ‘hafifletici’ nedenler yüzünden artık sokaklarda güvercin tedirginliğinde* yaşamaktayız. En son Özgecan’ın katledilmesi ile birlikte kadınların sosyal medya da #sendeanlat hastag’i ile paylaşımları bendeki o büyük yalnızlık ve utanma duygusunu aldı diyebilirim. Çünkü artık biliyorum ki kadın mücadelesi bu ülkenin en cesur mücadelesidir bu yüzden kadınları sindirmeye çalışan o erkek iktidar bilmelidir ki, bizi daha çok görecek meydanlarda, sokaklarda.
Ve ‘Bahar Kuaför’ Tiyatro İs’in yeni oyunu. Hilal Kuvvet’in yazıp Sündüz Haşar’ın yönettiği oyunda bu ülkede kadın olma hallerini bizlere aktarıyor. Bahar Kuaför mütevazi bir ara sokakta, mahallenin kadınları tarafından sevilen bir mekan. Ancak oyunun zaman diliminde belki o mahallede, belki şehirde, belki tüm ülkede olağan dışı bir durum var (gaz bombaları artık bize gezi direnişi anımsattığı için ben ona öykündüm demeliyim) içerde bir kalfa, gelin olacak bir kadın, görümce, konsomatris, kuaför ve dışardaki karmaşadan kaçan üst sınıf bir kadın ve ara ara Bahar Kuaför’e sığınacak olan eylemci bir kadın var.IMG-20150219-WA0008
Bu ülkede en erkek halleriyle geçip kadınların karşına ‘ama siz de biraz abartıyorsunuz’ diyen çok erkek var ve en çok onların anlamasını umuyorum bu oyunu. Çünkü gece o sokaktan geçerken bir kadının yaşadığı korkuyu yaşamadığı sürece bir erkek izleyen için bu oyun fazla saldırgan gelecektir. Ben derim ki mümkünse daha da saldırgan olup kadınların yaşadığı korkunun şiddet ivmesini göstermeli artık oyunlar. Bu yüzden evlenmeye zorlanan kadının hikayesi, konsomatrisin hayata diklenişi, bir kadının aşık olduğunda dağılma hali, kalfanın hayatından memnun hali, zengin olmanın kocası tarafından şiddete uğramayı engellemediğini, görümcenin kıskanmasını ama sonunda en sonunda kadın dayanışmasının kazanacağı beni bir kadın olarak çok etkiledi. Metine baktığımızda aslında anlatılan hikayelerin sivri kenarlarının ne kadar yumuşatılmış olduğunu bu ülkede yaşayan kadınlar çok iyi bilirler. Her kadın var olma biçimiyle ve görsel olarak bir meta haline geldiğinden oyundaki karakterlerin her birinin farklı tarzda olması çok gerçek yansımış sahneye. Hikaye oldukça akıcı, oyuncular kendi karakterlerini o kadar iyi canlandırmış ki bir süre sonra siz bir kadın olarak sahnedeki dayanışmanın içine atmak istiyorsunuz kendinizi. Oyunun kaburgasında ‘erkek’ meselesi olduğu bir gerçek ancak şunu söyleyebilirim #sendeanlat hastag’nin altındaki paylaşımları okuyan erkekler bir anda ‘dokunaklı’ ve ‘duyarlı’ mesajlar atmaya başladı. Bunu ayrıca uzun uzun elbette yazabilirim ama Bahar Kuaför oyununa gidecek erkek seyirci için umudum şu; kendi karanlık odalarında ‘egemen’ halleriyle yüzleşmeleri ya da gece eve dönerken o sokaktan geçerken korkmamak için 10 yıl önce ölen babası ile telefonda konuşuyormuş gibi yapan o kadının öfkesini anlaması hepsi bu…
Ve 27 Mart Dünya Tiyatrolar günü için bir not; bütün öğretilmiş cümleleri bize tersten okutan isyanlarımızın hevesi tiyatro iyi ki var ve biz #tiyatroiyidir diyerek nefes almaya devam ediyoruz umutla!
* Hrant Dink’in Agos gazetesinde 19 Ocak 2007 tarihli sayısında yayınlanan yazısına selam ederek!
Bahar Kuaför SekizinciKatta gösterimi devam etmekte;
T: 0 (532) 061 4800
Yazan: Hilal Kuvvet       Yöneten: Sündüz Haşar
Dekor: Sami Berksoy    Kostüm: Ebru Özaydın
Işık: Ushan Çakır
Yönetmen Yardımcıları: Betül Çobanoğlu, Gözde Kısa
Oyuncular: Derya Cumaoğlu, Seda Çakmaksoy, Elif Nur Kerkük, Hilal Kuvvet, Selin Sevdar, Gülsüm Soydan, Selen Şeşen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu