Köşe Yazarları

Zeki Göker / Ziyapaşa Oda Tiyatrosu

ZEKİ GÖKER TİYATRO ANILARI No: 14
ZİYAPAŞA ODA TİYATROSU
Adana Şehir Tiyatrosu’nda oynanan “Kafes Arkasında” oyunu, yobazların baskısı üzerine repertuardan kalkmadan önce, Alp Öyken İstanbul’a gitmek zorunda kalmıştı. Oyundaki rolü bana verilmişti. Oyunda üç rol birden oynuyordum: “Sabri, Ferfelek Ali, Serseri”. Oyun kalktıktan sonra “Hisse-i Şaiya” oyununun provaları başladı. Yaşanan tatsızlıklardan ötürü yönetmenimiz Oğuz Bora, bütün oyunculara birer dublör vermişti. Başrolü oynayan Macit Flordun’un dublörü de bendim. Özkan Gürol’un işine son verildi. Bir gün içip içip tiyatroya gelmiş ve Oğuz Bey’e hakaret etmişti. Macit ise, her gün içip tiyatroya geliyor ve hadise çıkarıyordu. Bir gün yine böyle gelip müdüriyet odasında Oğuz Bora’ya ana avrat küfredince, onun da işine son verildi.
 
İLK BAŞROLÜM…
Macit Flordun ’un dublörü olduğumdan, rol bana verildi. Bu benim ilk başrolümdü. Provalar sürerken ben de her gece prova sonrasında içki içiyor, sabahlara kadar geziyordum. Çok düzensiz ve yıpratıcı bir gece hayatı yaşıyordum. Ertesi gün provaya, Oğuz Bey’in tabiriyle ‘çamur gibi bir sesle’ gidiyordum. Bir gün Oğuz Bora, benimle tiyatronun hemen yanındaki Öğretmenler Derneği bahçesinde konuştu; bu gece hayatını bırakmamı, dört elle tiyatroya, işime sarılmamı tavsiye etti ve ekledi: “Seni severim Zeki. İyi bir sanatçısın. Başkalarına uyma” dedi. Çok utanmıştım.
“Hisse-i Şaiya” başladı. Bu arada tiyatroda bir sürü olaylar oluyordu. İlk olarak, Nurdan Gedikoğlu’nun işine son verildi. “İkiz Kardeşim David”de çok suluca yapılan tuluatlar sonucunda Alp Öyken ve Erhan Gökgücü’nün de işine son verildi. Tiyatroda bir hengâmedir gidiyordu. Bu arada Oğuz Bora’nın çabasıyla eskiden marangozhane olan yere, bir Oda Tiyatrosu inşa edilmeye başlanmıştı. Bu inşaatta Altay Tanur, Oğuz Bora ve ben çalışıyorduk. İnşaatın yürümesi için Adana Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sanatkârları adı altında bir dernek kurulmuştu. Derneğin amacı Oda Tiyatrosu’nu yaptırmaktı. Dernek adına turneye gidiyorduk; yevmiyelerimizi alınca kalan para, Oda Tiyatrosu’nun yapımına harcanıyordu. Oda Tiyatrosu’nda oyun sahneye koyması için Devlet Tiyatrosu’ndan Fikret Tartan getirildi. Oğuz Bora, ekip kurmak için Ankara Devlet Tiyatrosu’na gittiğinde Fikret Tartan’ın rejisi altında “Cephede Piknik” ve “Pusuda” adlı oyunları oynadık.
15 Mart 1965 günü Adana Şehir Tiyatrosu, oyuncu sözleşmeleri yapıyordu. O gün Oğuz Bey benimle de sözleşme yaptı. Ve Şehir Tiyatrosu’nun kadrolu sanatçısı olmuştum. 1959 yılından beri arzu ettiğim şeydi bu. Altı senedir emek verdiğim, bütün cefasına katlandığım tiyatronun kadrosuna nihayet girebilmiştim. Askerden dönen ve eskiden tiyatro kadrosunda olan Şükrü Üstün de kadroya alındı. “Tartuffe” hazırlanıyordu. Macit Flordun bağışlandı ve yeniden kadroya alındı. O çok büyük bir aktördü. Oyunda başrol oynayacaktı. Çalışmalar hızla ilerliyordu.
Oyunu oynamamıza üç gün kalmıştı. Macit, provalarda çok sinirliydi. Ezberinde takılınca, “Ben bu rolü oynayamam bu kafayla” gibi bir takım kaprisler yapıyordu. Fikret Tartan ise, rejisör olarak, Macit’e elinden geldiğince iyi davranmaya çalışıyordu. Ancak oyunun başlamasına üç gün kala Macit rolü bırakıp, istifa etti. Rolü, Fikret Tartan üzerine aldı ve üç günde çıkardı. Bir oyuncu olarak oyun yönetmek, tiyatroda çok önemli bir ayrıcalıktı. Rejisör, gereğinde sahneye çıkıp perdenin kapanmamasını sağlayabiliyordu.
Oyun yönetmeninin, iyi bir aktör olması hayat kurtarıyordu. Kendi kendime söz verdim; hem iyi bir aktör, hem de iyi bir yönetmen olacaktım…
O sezonun en güzel olayı, hepimizi çok heyecanlandırmıştı. İnşaat bitmiş ve 27 Mart 1965 günü, “Ziyapaşa Oda Tiyatrosu” açılmıştı…
 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı