Köşe Yazarları

Yoksa siz "Bana dokunmayan Birecik bin yaşasın" diyenlerden misiniz?

Eğer aynı mesleği yapıyorsak lütfen oku kardeşim…
Bağımsız Tiyatrolara her canı sıkıldığında, her adaylık alamadığında, ödül alamadığında b*k atan dedeler online mı ?
Birkaç şey soracağım?
Öncelikle;
Biz o eli hiç sıkmadık, hiçbir zamanda sıkmayacağız. Gencecik fidanların katili olan, memleketi soyup ayakkabı kutusuna koyan bir iktidarın vitrini hiçbir zaman olmadık, hiçbir zamanda olmayacağız.
Bu fotoğrafı unutmayın olur mu canım ağabeylerim ve ablalarım.
Bir çoğunuz hocam oldunuz, meslektaşım oldunuz. Çok şey öğrendim sizlerden. Ve çoğu zaman gördüm cesurca buralarda yaptığınız paylaşımları. Paylaşım yapmasanız da aynı sofrada oturup başımızdaki diktatöre saatlerce küfür etmişliğimiz var. “Geçecek bu günler” diyerek birbrimizi avutmuşluğumuz var hiçbir şey yoksa. Hadi gelin artık birbirimizi kandırmalım. Birecik o koltuğa oturdu ve hiçbirinizin sesi soluğu çıkmadı yine biz sorduk “-Hangi vasıfla?” diye. Eyvallah “-Devlet memurusunuz sorgulayamazsınız” dedik sizlere hiçbir şey söylemedik! Birecik Kaçak Saray’a DT oyuncularını animatör olarak gönderip Putin’i karşılattı. Kiminizi “Puşkin” kiminizi “Tolstoy” yaptı sesiniz çıkmadı yine biz ses çıkardık “-DT sanatçıları animatör değildir.” dedik siz yine sustunuz. Eyvallah! 6 yıldır (altı) destek alan tiyatrolar bu yıl devlet yardımı almayacak denildi. Birecik bunun altına imzasını attı, sizlerin yine sesi çıkmadı. Yine bizler ses çıkardık birçoğumuz hiç devlet yardımına başvurmadığımız halde “-Bu haksızlık dedik, devlet sanatı ve sanatçıyı desteklemek zorundadır” dedik, sizler ise sustunuz hadi yine eyvallah! Ordu’ya göreve giden Tuncer Yığcı “Ordu.. Göreve…” diye twit attı Birecik “-Tsk’yı devlet tiyatrolarına karşı kışkırtmak istiyor” dedi. Bizler “-Sanatçına sahip çıkacağına hedef gösteriyorsun” dedik buna da sustunuz eyvallah. Birecik “Macbeth ve Lady Macbeth, iktidar basamaklarını zalim adımlarla çıktıkça bir yandan da kendi yıkımlarını hazırlamaktadırlar” sözleriyle tanıtılan Shakespeare’in Macbeth oyununu apar topar programdan çıkardı. Bizler “Sanat ve sanatçıya sansür uygulanamaz” dedik siz buna da ses çıkarmadınız olmaz ya hadi buna da “eyvallah” dedik diyelim.O lanet yasa tasarısı TÜSAK’ın altına imzasını attı yine sesiniz soluğunuz çıkmadı hadi buna da “eyvallah” dediniz diyelim.
Peki sorarım size cağnım hocalarım, biricik meslektaşlarım bu adam mıdır sizlerin hakettiği ? Oyun provalarından, oyunlardan, auditionlardan, dizi setlerinden başınızı kaldıramıyor olabillirsiniz. Tüm olan bitenlere son 2 senede boşvermiş olabilirsiniz ama sorarım size;
Unuttunuz mu iki hafta önce olan Yeşil Yol’u?
Unuttunuz mu Soma’da hayatını kaybeden 301 madenciyi?
“Çizmelerimi çıkarayım sedye kirlenmesin” diyeni?
Yusuf Yerkel’in attığı o tekmeyi?
Dönemin başbakanının “Yuh’larsan tokatı yersin” dediğini?
Reyhanlı’da hayatını kaybeden 52 can’ı?
Güvenparkta polis kurşunuyla başından vurulup hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ü?
Eskişehir’de fırıncının tutup sivil polislerin sopalarla kafasına vurup öldürdüğü 19 yaşındaki Ali İsmal’i?
Kafasına nişan alınıp vurulan Abdullah Cömert’i?
Okmeydanı’nda ekmek almaya giderken yine kafasına nişan alınıp vurulan 16 yaşındaki “Ekmek Kokan” Berkin Elvan’ı?
Ümraniye’de arabanın çarparak öldürdüğü Mehmet Ayvalıtaş’ı?
Gülsuyu’nda uyuşturucu çetelerinin 6 kurşunla öldürdüğü Hasan Ferit Gedik’i?
Hatay’da ki Ahmet Atakan’ı?
Lice’deki Medeni Yıldırım’ı?
Adana’da durdurulan mühimmat yüklü mit tırlarını?
Van’da 3 yaşında sağlık görevlileri gelmediği için hayatını kaybeden ve babasının çuvalla karlar üzerinde cansız bedenini taşıdığı Muharrem’i?
Ermek’te ki maden faciyasını?
Bunlar sadece benim şuan unutamadığım ve aklımda kalanlar?
Peki sen bunları unuttun mu hocam?
Unuttuysan ne çabuk unuttun!
Ne diyeyim ki sana.
Şair zaten zamanında demiş sana diyeceğini;
“-Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi…
…Ve bu dünya da bu zulüm senin sayende ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek ve hala şarabımızı verebilmek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin…”
Benim bütün bunları demeye dilim varıyor canım kardeşim.
Çünkü ben korkmuyorum!
Eğer derdin tiyatro ise sadece İstanbul’da 147 tane tiyatro salonu var, bilmiyorsan ben sana söyleyeyim. Eğer derdin gerçekten tiyatro ise korkma, bu herife sesini çıkar ve susma! O sıktığı kanlı eli unutma ve aklına kazı kardeşim. Yok derdin ay sonunda banka hesabına yatan maaş ise sana söyleyebilecek hiç bişeyim yok.
Yine şair demiş diyeceğini;
“-Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin.”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı