GenelHaberler

Tiyatrocular 27 Mart'ta Yasağa Rağmen Yürüdü: #YasaksızYasak

Tiyatro sanatçıları Kadıköy’de Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nden Süreyya Operası’na kadar “Sahneler bizim, sokaklar bizim” sloganlarıyla yürüdü. Oyuncular Kadıköy’de konserlerle günlerini kutladı.

Tiyatrocular 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, Kadıköy Kaymakamlığı tarafından getiren kısıtlamaya karşın “Sokaklar bizim, sahneler bizim” sloganlarıyla Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nden Kadıköy Kaymakamlığı’nın yakınındaki Süreyya Operası’na kadar yürüyerek günlerini coşkuyla kutladı.

Kaymakamlık tarafından “Seçim öncesi güvenlik” ve “yolu engelleyecekleri” gerekçesiyle yürüyüşlerini Salı pazarında yapması istenen oyunculara, halk da coşkulu alkışlarla katıldı. 

Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun düzenlediği ve Oyuncular Sendikası’nın destek verdiği yürüyüşe Genco Erkal, Enis Fosforoğlu, Pervin Bağdat, Serdar Opçin, Taner Rumeli, Orhan Aydın, Teoman Kumbaracıbaşı, Cansu Fırıncı gibi oyuncuların yanı sıra Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu ve Hatay Milletvekili/ oyuncu Barış Atay da katıldı.

Süreyya Operası önünde sonlanan yürüyüşte Kadıköy Tiyatroları Platformu üyesi Volkan Yosunlu platform adına bir konuşma yaptı.

“27 Mart, dünyanın birçok yerinde Tiyatro Günü olarak kutlanıyor. Şenlikler, yürüyüşler, gösteriler düzenleniyor ve tiyatro sanatının, insanı insanla nasıl değiştirdiği anlatılıyor” ifadeleriyle başlayan Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun bildirisinde şu ifadeler yer aldı: 

“Diğer yandan sahneler kapatılıyor, oyunlar yasaklanıyor oyuncular soruşturuluyor ya da hapse atılıyor!

“Biz ‘Kadıköy Tiyatroları Platformu’ olarak, sanata her türlü saldırıyı reddediyoruz.

“27 Mart Dünya Tiyatro Günü, tiyatro sanatçılarına özgü bir gün olsa da, bu yıl tüm sanat alanlarından sanatçıları ve halkımızı dayanışma içinde olmaya çalışıyoruz.”

Tiyatro sanatçısı Enis Fosforoğlu ise platformun bildirisini okudu.

“Bir replikle değişir dünya, bir haykırışla…” sözleriyle başlayan Fosforoğlu’nun okuduğu metinde özetle şu ifadeler yer aldı:

“Bir replikle değişir dünya, bir haykırışla…”

Milyonlarca yıl önce kayadan alet yapmayı öğrenen insan ataları, bilinir ki dik durmayı da öğrenmiştir. Karanlığı aydınlatmayı da buldu zamanla, ateşi bilgiye katmayı da. Bilgiyi devretmek için coşkuyla mağara duvarlarına çizdi, heceleri dizelere dönüştürdü ve yaşamı yeniden var eden sanatın dokunuşlarını kazıdı insanlığa, zamana. Bütün bunları yaparken, en önemlisi, hiç tek başına kalmadı; hep beraber, birlikte ve yan yana üretmenin gücüyle yaşadı insan, tüm yarattığı değerlerle. Bildi, ekti, üretti, paylaştı, eyledi tarihi var eden insan.

Artık karanlığı da daha çok hisseder olduk, sessizliği de. Yaşanan an içinde bize yalnız kalmak öğretildikçe çığlığımız içimizde boğuluyor. Nasıl sesimiz kısılıyor, konuşamadıklarımız nasıl da boğazımızda düğümleniyor… Birileri bizlere parmağını salladığında, ardındaki en karanlık, en ıssız patikalar yüzümüze çarpıyorken, oynayan, üreten, aydınlığın ateşiyle harlanan insan sessizlikte ve karanlıkta kaybolup gidecek mi tarih sahnesinden?

Hayır! Hayır! Bin kere hayır!

En karanlık, en sessiz anı yaşadığını sandığında, sokaktan, hayattan, sahneden ve kendinden sakın vazgeçme! Bir replikle değişir dünya, bir haykırışla… Sahnede düş kuranların gücü yetebilir sokakları ve hayatı aydınlatmaya, sesine ses olmaya. Bak, sahnedeki hikâye sen–ben, sokaklar sen-ben, gülen, ağlayan, öfkelenen, âşık olan sen-ben, her günü yeniden kuran, her anı biricik kılan sen-ben. Yani BİZ.

Yüzyıllara meydan okuyan Pişekâr’dan, Kavuklu’dan, Prometheus’dan, Antigone’den, Romeo’dan, Juliet’den, Zilha’dan, Nazım’dan, mahallenden, memleketten al gücünü; izle, eyle, katıl bu yüzyıllardır akan nehre; yüzünü dön sahneye.

27 Mart Dünya Tiyatro günü bizim, hepimizin!

Oyuncular Sendikası: “…Her şeye, her türlü baskıya rağmen biz tiyatrocular buradayız ve yüzyıllardır sahnelerden yaptığımız gibi yine sözümüzü söylemeye devam ediyoruz!”

’Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü farklı duygularla kutluyoruz’ demek isterdim ama yine aynı duygularla kutluyoruz” diyerek konuşmaya başlayan Orçin, Oyuncular Sendikası tarafından 27 Mart Dünya Tiyatro Günü için kaleme alınan basın açıklamasını okudu.

OYUNCULAR SENDİKASI 27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ AÇIKLAMASI

Bugün, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü farklı duygularla kutluyoruz.

Bir yandan tiyatrolarımız ve tiyatrocularımız, son yıllarda yepyeni şekillere bürünmüş yasaklar, engeller ve baskılarla karşılaşıyor. Evet, belki tiyatro sanatı tarihin hemen her döneminde ve hemen her coğrafyada siyasi ve toplumsal erkin hedefinde olmuştur. Çünkü tiyatro toplumu iyileştirir, yönetenlerin kör etmeye çalıştığı gözleri ve vicdanları iyileştirir. Bu yüzden de tiyatro ve tiyatrocular hep baskılarla karşılaşmıştır. Ancak son yıllarda; şekil değiştirmiş, ‘serbest piyasa’ dinamikleri kılığına bürünmüş sinsi taktiklerle engellenen oyunlar, baskılarla kendine salon bulamayan ya da tahsis edilen salonları sürekli ‘tamirat’a sokularak ellerinden alınan tiyatrocular, sosyal medyada beyan ettikleri fikirlerinden ya da yüzyıllardır oynana gelen oyunlara sahnede getirdikleri yorumlardan ötürü hapis cezası alan oyuncu DOST’lar, Nazlı’lar var. Bunları görmek bizleri derinden yaralıyor.

Hatta bugün yapılan bu yürüyüş bile, her sene yapıldığı gibi tekrarlanmasına müsaade edilmeyerek, bir tür engelleme ile karşı karşıya bırakıldı. Oyuncular Sendikası olarak biz, yasakları ve engelleri değil; oyuncuların sosyal ve mesleki haklarını aldığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hüküm sürdüğü, tiyatrocuların tacizden ve mobbingden arınmış güvenli bir ortamda çalıştığı ve devletin Anayasal görevini yerine getirerek sanatı ve sanatçıyı koruduğu, onlara destek olup haklarını verdiği bir tiyatro ortamını istiyoruz. Ve ulusal-uluslararası tüm platformlarda bu hedefe ulaşmak için çalışıyoruz.

Öte yandan; her şeye, her türlü baskıya rağmen biz tiyatrocular buradayız ve yüzyıllardır sahnelerden yaptığımız gibi yine sözümüzü söylemeye devam ediyoruz. İstanbul’da ve Türkiye’nin her yerinde tiyatrolar ve tiyatrocular olarak büyüyoruz, çoğalıyoruz. Her türlü engele rağmen daha çok üretiyor, yeni seyircilere ulaşıyor, onlarla büyüyor, umutları büyütüyoruz. En son TÜİK verilerine göre 2016-2017 sezonunda İstanbul’da sadece özel tiyatroların toplam seyirci sayısı 1.850.000 civarlarına gelmiş. 2018-2019 sezonunda İstanbul sahnelerinde tam 215 yeni oyunun sahnelendiğini düşününce, bu sene toplam seyirci sayısında 2 milyon seviyesini aştığımızı tahmin etmek işten bile değil. Son yıllarda giderek daha fazla oyuncumuz, yazarımız, yönetmenimiz tüm dünyada üretiyor, ödüller alıyor. Yani tiyatromuz ve tiyatrocularımız büyük bir hızla ve kaliteyle üretiyor, yeni yollarla seyircisine ulaşıyor, UMUT oluyor.

Oyuncular Sendikası olarak biz de bugün sözümüzü tüm tiyatroculara ve tiyatro seyircilerine söylemek istiyoruz. Tiyatroyu engellemeye çalışanlar maalesef hep olmuştur ve büyük ihtimalle olmaya devam edecektir. Bu sebeple biz, her koşulda birlikte dayanışma içinde durmaya, örgütlü olmaya, kendi gücümüzle kendimizi ve toplumu iyileştirmeye ve UMUT olmaya devam etmeliyiz.

Yaşasın örgütlü dayanışma, yaşasın özgür tiyatro…

Dünya Tiyatrolar Günü kutlu olsun.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı