Nasıl Bir Tiyatro

Sibel Arslan Yeşilay / Nasıl Bir Tiyatro?

“Nasıl bir tiyatro? Nasıl, nasıl, nasıl?”
Nasıl mı? Kültür merkezlerinin yıkılmaya terk edilmediği, sadece büyük şehirlerde değil, bütün şehirlerde devletin salonlar açtığı bir tiyatro.
Devletin köstek değil, destek olduğu. Ödenekli tiyatrolarda genel sanat yönetmenlerinin siyasilerin keyfine göre zırt pırt değiştirilmediği, belirli bir süreyle atandığı ve ekibiyle birlikte özgürce yönettiği bir tiyatro.
Özel tiyatrolara verilen devlet yardımının iktidarın iki dudağının arasında olmadığı, bunun bir lütuf değil, ülkenin kültür politikasının bir parçası olduğu bilincinin yerleştiği. Tiyatronun sadece yönetmen ve oyuncunun yaratıcılığından ibaret olmadığının farkında olan, oyun yazarına ve çevirmene gereken önemi veren bir tiyatro.
Sokakta, dış dünyada olup bitene gözünü kapamayan, kendini hayatın ve gerçeklerin üzerinde konumlandırmayan, seyircisini kazanmak için dişini tırnağına takan, çağının sorunlarını, çağının sahne diliyle harmanlayan bir tiyatro. Söyleyeceği sözü bin kez yutkunmaya gerek duymadan söyleyen, sansür, oto sansür gibi çağlar öncesinin hayaletleriyle boğuşmak zorunda kalmayan. Egoların değil sanatsal fikirlerin, yaratıcılığın öne çıktığı. Basında kendine magazin sayfalarında değil, sanat sayfalarında yer bulan. Tiyatrocularına birbirlerinin seyircisi olduğu bir tiyatro.
Kimsenin emeğinin sömürülmediği, çalıntı değil, özgün rejilerin, yapımların üretildiği. Seyircisini heyecanlandıran, hayata uzak durmayan, kendini her şeyden üstün görmeyen bir tiyatro.
Yıl olmuş 2015, hala “nasıl bir tiyatro” diye kafa patlatmak zorunda kalmadığımız; kendiliğinden, özgün, özgür, özü sözü bir olan, sözü olan, sözünü söyleyecek mekânı, sözünü söylemeye mecali olan bir tiyatro.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı