Halimiz Ahvalimiz

Serhat Kurtay / Halimiz Ahvalimiz

+Öncelikle bize kısaca kendinden bahseder misin;
1979 İstanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisiyim. Ama son senem, okul benden bu yıl (2014) kurtuluyor. Üzerine nihayet tiyatro ile ilgili bir şeyler tahsil etmeyi planlıyorum. Evliyim, eşimle birlikte 7 yıl evvel nur topu gibi bir tiyatro kurduk ve ayakta tutabilmeyi başardık. Tiyatronun yanı sıra gündüz mesaili işlerde de çalıştım ama artık çalışmayacağım. İlgi alanıma girmeyen hiçbir şey yapmayacağım (Umarım tekrar mecbur kalmam)
+Şu sıralar senin gündeminde neler var?
Kendi hayatımı yeniden düzenliyor olmamın dışında kaçınılmaz olarak politika ve hatta dış politika var. Orta Doğu ve kendi topraklarımızın doğusunda neler döndüğünü anlamaya çalışıyorum ısrarla ve öfkeyle…
+Oynadığın karakterler arasında en sevdiğin hangisidir?
Ayırmam çok güç ama bu soru soruluyorsa yanıt vermek isterim: sanırım en severek oynadığım karakter, Memet Baydur’un “Kamyon” isimli oyunundaki Necati’dir.
+En sevdiğin oyun yazarı / oyun ?
Bu gerçekten çok zor bir soru. Yabancı yazarlardan Shakespeare, Aristophanes, Tom Stoppard, Sam Shepard, George Tabori, B.Brecht, Friedrich Durrenmatt –Büyük Romulus ve Fizikçiler özellikle birer entelektüel cambazlık örnekleri ve başyapıtlardır), H.Pinter , keyifle okuduğum ve –iyi oynanmışsa- izlediğim yazarlardır. Türk yazar daha fazla sayabilmek isterdim ancak hem olmadığı hem de bilmediğim için liste daha kısadır: Haldun Taner (Fazilet Eczanesi ve Keşanlı Ali Destanı, çok önemli örneklerdir.), Memeh Baydur (Kamyon, Vladimir Komarov, Yangın Yerinde Orkideler), İsmail Karagöz’ün “Gençlerin Üstüne Fazla Gitmemeye Özen Gösterelim” isimli piyesi de önemsediğim metinler arasındadır.
+En sevdiğin replik nedir / Hangi oyundan ?
“Köprülere vardığımızda geçeriz üzerinden ve yakarız ardımız sıra. Geriye duman kokusu ve gözlerimizin bir kez yaşardığı duygusundan başka bir şey kalmaz yaşadığımızı kanıtlayacak.” Rosencrantz ve Guildenstern Öldürler – Tom Stoppard
+En çok kullandığın kelime ya da cümle ?
Belirgin bir şey olduğunu söyleyemem, belirli dönemlerde çok kullandığım kelimeler olur, kullanmayı bırakmadan önce deforme ederek kullanma eğilimine girerim: en güncel örnek: Süper, Süpeç, Süpleç, Süpko, Süpkobirlik (Daha söylerken utandım)
+En başa dönsek yine Tiyatro der miydiniz?
Yüksek olasılıkla..
+Hayatınızın dönüm noktası nedir?
Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Kolu
+Sahnede başınıza gelen en kötü şey neydi?
Sanırım bu konuda geçmişim çok temiz. Çok içinden çıkılmaz şeyler gelmedi başıma. En ciddisi, Durrenmatt’ın “Uyarca” isimli oyununda Bill Karakterini oynamıştım. “Yaşama ilişkin en önemli bulguları sana borçluyuz.” Repliğine “Yaşama ilişkin en önemli borçluları…” diye girdiğimi ve sonunu çok sessiz ve sahnede bulunan dekor sütunun arkasında söylediğimi hatırlıyorum. Çok utanç verici idi.
+Sahnede başınıza gelen en iyi şey neydi?
Sahnede olmak başıma gelen en iyi şeydi…
+En son izlediğiniz tiyatro oyunu hangisidir?
Hatırlayamıyorum ama sanırım, Oyunbaz’dan, “Kral Lear” ı izledim.
+Sizce insanların tiyatroya daha az ilgi göstermesinin nedeni nedir?
Tiyatronun “rakipleri” arasında ilkel kalması, ulaşımının zor ve pahalı olması, hemen ardından da galiba, üretilebilecek her şeyin üretilmiş ve yenileri denenirken de deneyenler dışında kimseye manalı gelmeyen işlerin sıklıkla yapılıyor olması, televizyondaki benzerlerinin kendisinden uzak kalması gibi nedenler ilk aklıma gelenler…
+TiyatroHal ile yollarınız nasıl kesişti?
”Canavar Cafer” isimli oyundan bir oyuncu eksildi, oyunun kadrosunda bulunan sevgili dostum İsmail Karagöz, beni tiyatronun kurucularına önerdi ve birlikte çalışmaya başladık.
+Sizi hangi oyunlardan takib edebiliriz?
Şu anda yalnızca, ”Canavar Cafer” isimli oyunda yer alıyorum.
+Hayattaki sloganınız?
Belirli bir sloganım yoktur. Birkaç temel taş üzerine kurmaya çalışıyorum hayatımı: Dürüst, temiz ve samimi bir yaşam sürmeli. Ustalaştıkça, bildikçe, öğrendikçe daha basit ifade etmeli kendini, daha fazla kişi tarafından anlaşılabilmeli. Sevmeyi ve sevdiğini hissettirmeyi bilmeli.
+Sizin için Tiyatro(Hâl) ne ifade ediyor?
Sarıyer’den sonra ilk defa başka bir tiyatroda bulunuyorum. Burnumun dibindeymiş ve görmemişim fark etmemişim ya da “Bakmayı unutmuşum”. Çalışırken kendimi oldukça rahat hissettiğim ve bacasının sürekli tütmesini isteyeceğim bir yuvadır. İyi ki de vardır.
+Müstehak hakkında ne düşünüyorsunuz?
Enerjilerine hayran olduğum arkadaşlarımın yaşıtları bambaşka mecralarda iken, gençliklerini çürütme çabalarına bir ek daha diye düşünüyorum.
+Size bir sır vereceğim;…?
Her işe başlarken “Ya Başaramazsam!” kaygısını hep duydum ve duymaya da devam edeceğim. Ama bunu hiç kimse hiçbir zaman hissetmeyecek.
+Son olarak söylemek istediklerin var mı?
”Yaşasın Tiyatro”, yaşamasa da keyif alabilecek bir şeyler buluruz herhalde…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı