Haberler

Şehir Tiyatroları'ndan "Performans Yetersizliği" bahanesiyle atılan Edip Tepeli açıklama yaptı!

Geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda “darbe girişimi temizliği” bahanesiyle başlatılan “Cadı Avı” sonrası çok sayıda personelini açığa alan belediye bu sefer de Şehir Tiyatroları Müdürlüğü’nde görevli oyuncu Sevinç Erbulak, Arda Aydın,  Mahberi Mertoğlu, yönetmen Ragıp Yavuz ve Kemal Kocatürk’ü görevden uzaklaştırmıştı.
Bu sanatçılar arasına her geçen gün yenilerinin isimleri ekleniyor, türlü bahanelerle…
 

Yeni Bahane “Performans Yetersizliği” (!)

Geçtiğimiz hafta kurumdan uzaklaştırılan sanatçıların üzerine bu sefer “Performans Yetersizliği” bahanesiyle 20 sanatçı daha eklendi. Bu sanatçılardan birisi olan “Edip Tepeli” sosyal medya hesabından açıklama yaptı!
Performans Yetersizliğiyle(!) bahanesiyle  kurumdan atılan Edip Tepeli’nin aldığı ödülle ve adaylıklar ise kafalarda soru işareti bırakmyaya yeter de artar bile…
 

Edip Tepeli’nin Sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ise şöyle;


EdipAkay Tanıtım Organizasyon Endüstriyel Temizlik ve Tüketim Maddeleri SAN. TİC. LTD. ŞTİ. tarafından, 1 Ağustos itibariyle, performans düşüklüğüm gerekçe gösterilerek iş akdime son verildi. Ben kendimi Şehir Tiyatroları’nda çalıştığıma ikna etmeye çalıştığım, köklü ve büyük bir kurumda tiyatro yapabilmek heyecanıyla düzenin koşullarını kabul ettiğim yıllar içerisinde; hayır, ben Şehir Tiyatroları’nda çalışmıyordum. Taşeron bir işçisiydim kovulduğum kurumun. Tiyatroda sayısını tam bilmediğim yüzlerce arkadaşım gibi…
Çünkü yüz iki yıllık Şehir Tiyatroları, varlığını ancak böyle sürdürebiliyor ve kurumun devamlılığı adına, bizden buna razı olmamız bekleniyor. İçi boşaltılmış, çalışanlarına haklarını teslim edemeyen, kendi kendini yönetmesine müsaade edilmeyen bu kurumda çalışabilmenizin tek yolu bu işte. Utanarak itiraf ediyorum ki Şehir Tiyatroları’nın devamına vesile olan bir sanatçı gibi hissetme saflığına düşerken, kabul ettiğim koşullar yüzünden bu düzene ortak oldum. Tiyatrocu olmak yegane uğraşımken, bu sanatın kendi varlığını devam ettirebilmesi için hiçbir şeye muhtaç olmadığını süslü dekorlar önünde aktörlük yaparken unutmuş olmaktan ötürü, hala bu sanatın bir nebze olsun kıymeti olduğunu düşünen herkesten özür dilerim.
Ülke büyük bir felaket atlatmış, bu gerekçeyle ülke genelinde OHAL ilan edilmişken, tahmin ediyorum ki kimse bizim performanslarımıza kafayı takmamıştır. Belli ki bize açıklamaya tenezzül bile edilmeyen esas bir sebebi var işimizden edilmemizin. Şehir Tiyatroları’nın altı kadrolu çalışanı hakkında soruşturma açıldı. Sebep? Darbeyle ilişkili olmaları. Kendimden ne kadar eminsem, bu altı ismin de hiçbir tanesinin darbeyle ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığına o kadar eminim. Biz sözleşmeli çalışanlar için ise böyle komik bir suçlamaya bile ihtiyaç duyulmuyor.
Ülkenin yaşadığı saldırının kaynağı belli. Hükümet tarafından çok açık ifade ediliyor ülkemize, sivil vatandaşa ve demokrasimize kasteden bu alçakların kim olduğu. Bu felaketin üzerine de biz işten çıkarılıyoruz. Biz neyle suçlanıyoruz yani? Masumiyetimi kanıtlamak adına kendimi savunduğum anlaşılmasın lütfen bu satırlardan. Haftalardır uğruna nöbet tutulan demokrasiye inanarak ve hala güvenerek soruyorum bu soruyu.
Ne hissettiğimi veya ne hissetmem gerektiğini bilmediğim için, mümkün olduğunca duygularımdan arınarak yazmaya gayret edeceğim.
Kim olduğunu bile bilmediğimiz insanlar, yıllardır verdiğimiz emeği hiçe sayarak, hayatlarımızdan taviz verip aşkla yaptığımız işimizi elimizden yargısız bir infazla alabiliyorlarsa, bu taşeron işçi kanunu yüzündendir!
Problemin büyüklüğünü anlatmak amacıyla kendi dilimle anlatmak istiyorum biraz kanunen taşeron işçi çalıştırabilmenin koşullarını. Kurumda, bir görevi yerine getirmek amacıyla, kadroda bu görevi yerine getirecek vasıfta çalışan bulunmaması sebebiyle, özel bir şirket üzerinden (Akay gibi) işçi alınabilir. Bu alınan işçi, yalnızca alınmasına sebep olan iş ile görevlendirilebilir. Bu işçi eğer başka işlerle görevlendirilir, kısacası kurumun kadrolu çalışanlarının yaptığı işi yapmaya başlarsa, işçi kadroya alınmalıdır.
Sadece geçtiğimiz sezon, Şehir Tiyatroları adı altında üç farklı oyunda yaklaşık yüz elli tane oyun oynadım. Yani; yukarıda özetlediğim taşeron işçi kanununa göre, ben zaten bu kurumda kanunsuzca çalıştırılıyorum. Bana utanmadan sunulan işten çıkarılma sebebi olan “performans düşüklüğü” gerekçesinden hareketle, karakterime tezat olsa da utanarak belirtmek zorundayım ki; bu oyunların tamamında başrol oynadım ve birçok ödül aldım. Ben kendi performansımı hiçbir zaman bunlarla ölçmedim ama şimdiye dek performans değerlendirmemi yapan ehil kişileri referans almak durumundayım. Fakat maalesef görülüyor ki, biri hakkında hüküm vermek adına artık ehil bir görüşe ihtiyaç duyulmuyor.
Benimle birlikte yirmi kişinin işine son verildi bu tiyatroda. Ama ben diğer arkadaşlarımın affına sığınarak, bu durumu kişisel algılıyorum ve mağduriyetten doğan bir topluluğun parçası olmayı reddediyorum! Çünkü haricimdeki mağdur insanlarla, tiyatrocu olmak dışında ne gibi bir ortak kabahatin içinde bulunduğumu bilmiyorum.
İşe geri alınma sürecimizin bürokratik yollarla halledilmesinin daha kolay olduğu kisvesi altında susturulduk! Şehir Tiyatroları’yla ilgili yapılan tüm haberlerde, “Hakkında soruşturma açılan altı kadrolu çalışan ve işten çıkarılan yirmi sözleşmeli” ibaresi içerisinde bir rakam olmaktan rahatsızlık duyuyorum.  Bize bildirilen işten çıkarılma sebebi olan “performans düşüklüğü”nü kimin değerlendirdiğini çok merak ediyor, esas değerlendirmeyi yapabilecek Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği’nin bu konuda hiçbir yorum yapmamasını bir hakaret olarak algılıyorum. Biz, tiyatronun yükünü yıllardır çeken taşeron çalışanlar, hali hazırda yıllardır hukuksuz çalıştırıldığımız için mi bu kadar kolay gözden çıkarılabildik? Tiyatronun dışından görevlendirilmiş Genel Sanat Yönetmeni, kim tarafından görevlendirildiyse, bu makama ulaşmak konusunda nasıl bu kadar aciz olabilir?
Gelelim, biz bu tepkisizliğe nasıl ikna olduk… Gerekçesi yine, kurumun devamlılığı. Yani elde edebileceğimiz tek şey aynı hakkaniyetsiz çalışma koşullarına geri dönmek mi? Bizleri demokrasiyi korumak adına sokaklara çağıran fakat ne hikmetse anti demokratik bir kast sistemi içerisinde çalıştırıldığımız bu kurumda, Akay adlı firma üzerinden, bizi diledikleri an, keyfi gerekçelerle, anayasal hakkımız olan tazminatlarımızı ödeme zorunluluğu olmadan işten çıkarabilmek amacıyla, üç ayda bir işten çıkarılıp geri alınıyoruz biz. Altına imza attığımız, (toplamda bir seneyi aşkın süreyle hiçbir belgeye imza atmadan çalışan da var) imam nikahını andıran sözleşmelerimizle, özlük haklarımız ve iş güvencemiz olmadan çalışmaya geri dönmek sağlayacaksa eğer kurumun devamlılığını, teşekkür ediyor ve bana iade etmek için uğraş verdiğiniz bu hukuksuzluğu, ben size geri iade ediyorum. ”

                           Edip Tepeli


 
 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı