Haberler

SEÇİLMİŞ SANATÇI TEMSİLCİLERİNİN DEKLARASYONU

Devlet Tiyatrosu’nda İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü yapan Tayfun Erarslan’ın müdürlük görevinin yanı sıra Devlet Tiyatroları Sanat Yönetim Kurulu Sanatçı Temsilciliğine atanması üzerine seçilmiş sanatçı temsilcileri bir delarasyon yayınladı. 1970 yılından bu yana Sanatçı Temilciği görevi sanatçıların oylarıyla belirlenirken bu yıl bu görevin gizli kapılar ardında müdürlük yapan birine oylama yapılmadan verilmesi üzerine sanatçılar bir araya gelerek duruma tepki gösterdi…
SEÇİLMİŞ SANATÇI TEMSİLCİLERİNİN DEKLARASYONU
Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğünden yapılan 17.02.2016 tarih 18400177-929-316 Sayılı Duyuru ile İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü Sayın Tayfun Erarslan’ın bu görevinin yanı sıra Devlet Tiyatroları Sanat Yönetim Kurulu Sanatçı Temsilciliğine atandığını öğrendik.1949 yılında yürürlüğe giren 5441 sayılı Kuruluş Yasası ile başlayıp 1970 yılına kadar devam eden süreç boyunca, Sanatçı Temsilcileri yasanın üçüncü maddesi uyarınca her iki yılda bir sanatçılar arasında yapılan seçimle iş başına gelmişlerdir.Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün ayrılması aşamasında, 5441 sayılı yasada değişiklikler yapmak amacı ile çıkartılan 1310 sayılı tadilat yasasını fırsat bilen dönemin Devlet Tiyatrosu yönetimi, ne yazık ki diğer bir çok maddede olduğu gibi bu maddede de, sanatçıların haklarını değil yöneticilerin gücünü ön plana çıkartan bir değişiklik yaparak, “seçim” koşulunu yasadan çıkarttırmıştır.Yine de, kurumların geleneklerinin önemine ve bir sanat kurumunun yönetiminde asıl unsur olan sanatçıların da temsil edilmesinin gereğine inanan çoğu yönetici, makamda bulundukları zamanlarda, “Yönetim Kurulu Sanatçı Temsilcisi”’nin eğilim yoklaması yoluyla belirlenmesi yöntemini benimseyerek seçim yapılmasını sağlamışlar, 5441 sayılı yasanın ruhuna uygun düşen sürece geri dönmüşlerdir.Bu anlayış, sadece Devlet Tiyatrosu Yönetimlerine değil, aynı zamanda yargı kademelerine de yansımıştır. Seçimle iş başına gelmiş bir “Sanatçı Temsilci”’yi keyfi öyle istediği için görevden alıp, yerine yine keyfi öyle istediği için kendisine yakın bir sanatçıyı atayan yönetime yargı tarafından “dur” denmiş ve seçimle işbaşına gelmiş temsilci görevine iade edilmiştir.Önceki yıllarda “seçimle göreve gelmiş olan” biz Sanat Yönetim Kurulu Sanatçı Temsilcileri, Sanatçıların demokratik bir hakkı olan “seçebilme” işlemini ortadan kaldıran uygulama nedeniyle Genel Müdürlük Yönetimine şunları söylemek ihtiyacını hissetmekteyiz:

  1. Kurumlar, yıllar içinde oluşturdukları teamülleriyle, kurum olurlar. Teamüller yasalarda ve yönetmeliklerde yazmaz, bir günde oluşmaz, kişilerin isteğiyle de değişmez. Yıllar içinde ve yaşanılan tecrübeler ışığında oluşan bir teamülü yok etmek, o teamüllerle kimliğini tanımlayan bir kurumu yok etmek anlamına gelir.
  2. Görevin adından ve tanımından anlaşıldığı üzere, “Sanatçı Temsilci” Sanat ve Yönetim Kurulu’nda sanatçıları temsil etmek görevini üstlenmektedir. Bu nedenle, bu kişinin sanatçılar tarafından belirlenmesi, hem teamüllere, hem de mantığa uygun tek yoldur. Atama yoluyla göreve gelen “temsilci” sanatçıları değil, idareyi temsil eder hale gelecektir.
  3. İkinci bir yanlış ise, bir İl Tiyatro Müdürüne, bu görevi ile çelişecek ikinci bir görevin verilmiş olmasıdır. Sanatçılar adına Sanat Yönetim Kurulu’nda yapılacak her işlemde bu kişi Sanatçı Temsilci olarak mı, yoksa İl Müdürü olarak mı karar üretecektir? Daha açık söylersek, idare ile sorunu olan çalışanı, Sanat Yönetim Kurulu’nda kim temsil edecektir? (Nitekim sözünü ettiğimiz çarpık durumun ilk örneği hemen görülmüştür: Halen İzmir’de görev yapan bir çalışanın mahkeme sonrası kazandığı parasal alacağını Müdür olarak yasal süresi içinde ödemezken, atanmış temsilci olarak o çalışanın hakkını kimden nasıl arayacaktır? Hakkını aramaya çalışan, “Temsilci” olarak kime başvuracaktır?

Atanmış Sanatçı Temsilcisi’nden de şu soruların cevaplarını bekliyoruz:
1. Sizden önceki temsilciler, “SEÇİLMİŞ” olmakla övünürlerdi. Arkalarında seçilmiş olmanın gücüyle toplantılara katılırlardı. Siz atanmış olmanın övüncünü mü yaşayacaksınız? Hem idareci hem atanmış bir temsilci olmayı içinize sindirebiliyor musunuz?

  1. Önceki Atanmış Sanatçı Temsilcileri ile aynı kaderi paylaşıp; Sanat Yönetim Kurulu kararlarını diğer üyelerle derinlemesine tartışmamayı, odanıza imzalamanız için gönderilmiş Sanat Yönetim Kurulu kararlarını imzalamak zorunda kalmayı, Sanat Yönetim Kurulu kararlarını şeffaf bir biçimde sanatçılarla paylaşamamayı, Sanat Yönetim Kurulu’nun düzenli ve gündemli toplanmamasını içinize sindirebilecek misiniz?
  2. Tiyatrolarımızda, özellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük merkezlerde, sorunlarımızın tartışıldığı ve idareden isteklerimizin gündeme getirildiği “Pazartesi Toplantıları” düzenlememeyi, üç yıldır idarenin engellediği “Koordinasyon Toplantısı”’nın yapılmayışını içinize sindirebilecek misiniz?
  3. Ödenekli sanat kurumlarının varlığını ortadan kaldıracak olan “TÜSAK Tuzağı” hakkında ne düşünüyorsunuz?

Son olarak, tüm sanatçılara soruyoruz:
“Temsilcinizi seçme hakkınızın elinizden alınmış olmasına hiç bir diyeceğiniz yok mu?”
Saygılarımızla.
Bu Deklarasyona İmza Koyan Önceki Sanat ve Yönetim Kurulu “Seçilmiş” Sanatçı Temsilcileri:
NURŞİM DEMİR, RÜŞTÜ ASYALI, MEHMET EGE, TUNCER YIĞCI, CEM EMÜLER, LEVENT ÇELMEN, ATSIZ KARADUMAN, ŞAHİN ERGÜNEY
Not:
Bu temsilciler Ergin Orbey, Yücel Erten, Tamer Levent, Lemi Bilgin ve Mustafa Kurt’un Genel Müdürlük dönemlerinde Seçilerek Sanat ve Yönetim Kurulun da görev yaptılar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı