Haberler

Sanatçılardan 27 Mart Mesajları

Selçuk Yöntem: 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde dünyanın birçok yerinde tiyatrolar seyircilerine kapılarını ücretsiz açarlar. Bunun sebebi, maddi bir çıkarın tiyatro dünyası için asla öncelikli olmamasıdır; malzemesi “İNSAN” olan, ruhunda ve duygusunda paylaşmak olan tiyatronun daha çok insana ulaşmasını sağlayabilmektir. Bu sebeple 27 Mart’ta seyircilerimizle tiyatronun maneviyatını -hiçbir ücret talep etmeksizin paylaşmak istiyoruz.
Kadriye Kenter: “Bütün dünya bir sahnedir. Ve kadın-erkek herkes ancak birer oyuncu. Sıraları geldikçe ya girer ya çıkarlar.”
Gül Göker:Tiyatro, sadece tiyatro değildir hiçbir zaman. Sıradan ve tarafsız olamaz. İnsanlıktan yana muhalefet eder. Egemen güçlerin zorbalığına, despotluğuna hatta faşizmine en güzel başkaldırı aracıdır. Ama bunu önce piyasa cambazlarına anlatmak gerekir….
Genco Erkal: Baskının arttığı günlerde, ekmeğinden olmamak için karar verdi bizimki, artık ağzını sıkı tutacaktı” diye başlar Brecht’in bir şiiri. Aman sakın, biz tiyatrocular bu yola başvurmayalım. Tersine, var gücümüzle bağıralım bu kapkaç düzenin zorbalıklarına karşı. Tiyatro aydınlık demektir. İsyandır, direniştir. Gelecek güzel günlere olan umudu pekiştirir, ışık saçar, saçmalıdır.
Hasan Şahintürk: Hayat, hayat bağları, saygı, sorumluluk, paylaşma, çeşitlilik, haysiyet, onur, mücadele bize kalan…Tiyatro konuşacağımız günlerin umuduyla. 27 Mart kutlu olsun…
Ebru Nihan Celkan: Tiyatro yapmak artık çok daha zor. Bu yüzden safları sıklaştırıp, birbirimize kenetlenerek tiyatro yapmanın tam zamanı. Nice özgür tiyatro günlerine
Defne Halman: Yıllardır sanata sansür, baskı, yasak, cezalar uygulanıyor, tiyatro ve sinema salonları yıkılıyor, çürümeye bırakılıyor ve türlü yöntemlerle seslerimiz susturulmaya çalışılıyor. Ama biz hep sahnedeyiz. Tiyatro mekanlarımız rant uğruna satıyorlar, başka çözümler buluyoruz, yeni arayışlara yöneliyoruz. Oyun alanlarımızı elimizden alıp, otel, AVM yapıyorlar, yeni yerler bulup üretmeye devam ediyoruz. Bir diktatör, zorba bir kral öldüğünde yas(AK) ilan edilse de, hep sahnedeyiz. Bizim için her gün 27 Mart.
Kemal Aydoğan: Tiyatronun insanı “iyileştirme” gücüne dair inancımız insan “kötüleştikçe” daha çok artıyor. Sağlıklı, şenlikli bir dünya özlemimizi, inancımızı söylemenin, hatırlatmanın iyi araçlarından biri olan tiyatro sanatı “şenlik dolu bir dünyanın” ihtiyacını insana sürekli hatırlatacak. Kötü günleri, kötülüğü bertaraf etmenin “iyi” araçlarından biri olan tiyatroyu seviyoruz.
Mirza Metin: Bundan 10-20 yıl sonra nasıl bir ülkede, kime, nasıl bir tiyatro yapmak istiyoruz? Bunu siyasetçiler mi belirleyecek? Sanaçılar mı? Dertlerimiz ortak mı? Öyleyse eğer, şimdiden başlayarak bu ülkenin en renkli, en coşkulu, en seyircili tiyatrosunu yapmak için kolları sıvayalım. Yoksa her 27 Mart geldiğinde romantik bir hüzünle “tiyatro milliyetçisi”ne dönüşüp kendimizi tüketeceğiz.2015, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nün geleceğin en renkli tiyatrosunu kurmak için ilk adım olmasını diliyorum ve şimdiden tüm tiyatro emekçilerinin ve severlerinin gününü kutluyorum.
Emrah Eren: 2015’in ilk günlerinde yayınlanan bir anket sonucu: Katılımcıların % 80’i tiyatroya hiç gitmemiş. Anketin adı: “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu”… Anlıyorum… Mutlu 27 Mart’lar…
Cem Uslu: “Tiyatro sohbet etmek gibidir. İyi gelir. Tiyatroda görüşelim.”
Sermet Yeşil: “Hergün tiyatro, heryere tiyatro.”
Levent Özdilek: Tiyatro öyle bir sanattır ki insanı güzelleştirir geliştirir hayatın ta kendisidir onun için iktidarların pek hoşuna gitmez; çünki düşündürür.
İsmail Karagöz: Bilmem kaçıncı Dünya Tiyatro Günü ile buluşmak üzereyiz. Memleketin ve sanat kurumlarının hâli ortada. İnsanı mutsuzluğa iten ve yalnızlaştıran, güdük hissettiren ve hatta güden bir sürü mesele var iken, inadına “tiyatro” demeye ve direnmeye devam edelim. Zihinlerimizde karamsarlığa ve karanlığa yer bırakmayalım. Sanat toplumsal mücadelenin bir parçası oldukça, dünyayı değiştirmek derdi olanlarla ya da -en azından- dünyanın değişmesine itirazı olmayanlarla tiyatro var olmaya devam edecek; yaşamın tanıklığını yapacak ve bu tanıklığı paylaşacaktır. Yirmiyedi Mart akşamı TiyatroHâl’e gelin ya da bir başka tiyatroya gidin. Ama gidin. Oyun izleyin. Umutlarımızın bir parçası olun.
Saygılarımla…
Ayşenil Şamlıoğlu: Karanlığın en koyu rengi sonrasında gelecek olan tan aydınlığını müjdeler,tiyatro hep tan ağarırken sunar dünyayı bize, bizimle kalın tan ağarsın dünyanıza….
Yeşim Özsoy Gülan: Tiyatronun sınandığı zamanlardayız yine. Bu zamanları iyi değerlendirmek lazım. İnadına tiyatro yapmanın gerçekliği ve neden tiyatro yaptığımızın cevabı yüzümüze karşı bas bas bağırır bu zamanlarda. Farkında olmak ve yılmamak gerek.
Behzat Uygur: Oyuncular dizi değil tiyatro konuştuklarında Haftanın 7 günü 9 oyun oynanan günlere döndüğümüz zaman daha güçlü TIYATRO diyebileceğiz..
Banu Çiçek Barutçugil: Birlikte soluk almaktır tiyatro. Birlikte üşümektir ısınmayan salonda. Birlikte düşünmektir. Bir düşe düşmektir bazen, bazen bir düşten düşmektir. Yaz sıcağında birlikte terlemektir, emektir, ekmektir. Mevsimsiz zamansız hikayelerde uzlaşmak, uzaklaşmak, uzaya ulaşmaktır. Şiirdir, şarkıdır, resimdir, histir ama iştir tiyatro. Her iş gibi, eştir de… Rağmen’dir. Yüzlercesine inat, tek bir nedendir. Birliktendir. Tendedir.
Sabahattin Yakut: Bütün bir yılı tek güne sığdıramayacağımız gibi, bütün iyi niyet ve temennileri de bu yazıya sığdıramayacağımız kesin “Sansür olmazsa, dünyada insanlar acı çekmezse, sömürülmezse, bombalar patlamazsa, çocuklar ağlamazsa, gencecik kızlara tecavüz edilmezse, öldürmezse bir nevruz güzelliğinde kutlanabilir 27 Mart Dünya Tiyatro günleri… Ne yazıktır ki doğruları yüzsüz yüzlere vura vura kutlanmaya devam ediyor ve edecektir 27 martlar… Kutlu olabilsin…
Veda Yurtsever: Yüzlerce yılın mirası heykelleri ‘put’ diye parçalayanların zihniyeti elindeki baltayı kültürüne çevirmeden tiyatrona sahip çık,tek başıma güçsüzüm ben!
Berkay Ateş: Halk için düşündüklerimizi halkın arasında konuşamadığımız günler yaşıyorken,mücadelenin bir parçasıdır bugün tiyatro.Ayrıca umutlu günlerin de habercisidir.. Yaşasın hikayeler,yaşasın bugün.
Tilbe Saran:
Biliyor musun ben seni oynuyorum
Seni…
Bazen enkazında boğuluyorum hayatın
Senin gibi ağlıyorum
Sonra eski zamanlardan bir mürver çiçeği çıkıyor karşıma
Senin gibi gülümseyiveriyorum
İçim daralıyor görünce
Okul parasına ölen gençleri, kağıt toplayan bebeleri kapkara gözleri kırgın mültecileri
İki üç zeytinin hatırına şükredenleri
Senin gibi
Deli gibi öfkeleniyorum
Aldatılınca bir hiç uğruna
Senin gibi
Yalan söylüyorum bazen
Üzmemek için sevdiklerimi
Kızarıyor yüzüm senin gibi
Merak ediyorum
çılgınca gökyüzünün en uzak denklemini
Bir de sıcak iklimlerin gizli geçitlerini
Kıskanıyorum şarkı söyleyenleri
Çığlık çığlığa karanfil kokan bedenleri
Kıskanıyorum işte sonsuzluğu içenleri
Senin gibi
Kimsesiz bir hüzün doluveriyor ansızın
Bakakalıyorum göğe, dilimde bir mısra
Senin gibi
Boşlukta dolaşıyorum sanki
Unutuyorum herşeyi
Bedenimi kesiyorlar geceleri
Hüviyetim soluyor
Dilsiz kalıyorum kimileri
Kan sızıyor yüreğimden
Senin gibi
Çok özlüyorum gidenleri
Hesap vermek istiyorum
“Bir mendil niye kanar” diye
Utanıyorum
Senin gibi
Ellerim kirli çokça
Yüreğim kara
Vicdansız dolaşıyorum
Kimse öpmedi ki beni
Karabasanlar ödenmemiş ortak borçlarımızda
Kayboluyorum senin gibi
Oysa menekşe renkli masallar da
Diziyorum geceleri yastığıma
Bağlayıp bir uçurtmanın kuyruğuna
Senin gibi
Çoklu alaimisema
Kuruldu kurulalı şu dünya
Seni sana anlatıyorum
Tutkuyla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı