Ekim 2016Köşe Yazarları

Sabahattin Yakut / Ya da Tiyatrocu Olmak!

Fazla bir şey gerektirmez tiyatro ile haşır neşir olmak… Okulunu okumak yahut alaylı olmak da pek bir şey değiştirmez… Önemli olan mevzu tiyatro yapmaktır… Yönetmek, yazmak, oynamak, tasarlamak, üretmek vs vs vs… Bunların hepsi de çok fazla şey gerektirmez; isteğiniz olsun yeter. Ne istediğiniz de pek önemli değildir… Işık yapmak isterseniz ışık yaparsınız, oynamak isterseniz oynarsınız, yönetmek isterseniz yönetirsiniz. Önemli olan yapmak istediğiniz şeyi seçmenizdir… Olmadı hepsini birlikte de yapabilirsiniz…
Kendinize ait bir sahneye de ihtiyacınız yok; kimi zaman bir okulun sahnesi, kimi zaman bütçenize uygun bir sahne, kimi zaman ise bir meydan, çarşı, pazar işinizi görecektir… Siz yapmak isteyin yeter. Seyirci de gelir hem… Çarşı pazara daha çok gelir. Okula okulla anlaşmalı gelir. Sahneye yaptığın reklam ve tanıtım kadar gelir. Bilinen birkaç oyuncun varsa gelir. Ya da bir belediye ile anlaşılır ve gelen gelir… Demek ki seyirci problemi de yok…
Tiyatro yapmak gerçekten çok kolay… Ya kendi yazdığını oynarsın ya da telifini alır oynarsın ama ille de oyunu yapar oynarsın… Yani diyeceğim şudur ki; her türlü tiyatro yapılır ve seyirci gelir ve siz de tiyatrocu olursunuz; artık işin neresinden tuttuysanız orasından tiyatrocu olursunuz. Amma ve lakin yaptığınız işin temelinde ahlak ve güzellik barındırmıyorsanız yaptığınız gerçek bir tiyatro olmayacaktır.
Söz ettiğim şey idealistlik yahut idealizm değil… Bahsettiğim şey safi hiçbir mesleğe değmeden direkt olarak kişinin kendi kalbinin ve düşüncesinin temizliğidir…. İnsanlara ev yapıyorsanız ahlaklı iseniz malzemeden çalmazsınız, temiz bir insansanız yaptığınız yemek de sağlıklı olacaktır; iyi niyetliyseniz, yardıma ihtiyacı olan birine yardım ederken sağ eliniz verir sol eliniz görmez…
saboTıpkı bunlar gibi, tiyatroda da iyi bir insan değilseniz, yaptığınız şey de tam anlamıyla bir tiyatro olmayacaktır… Yapma sebebiniz ve niyetiniz güzellikler barındırmıyorsa, sadece kendi ego tatmininizden ibaretse bu işi lütfen yapmayınız… ‘Bu böyle anlatılmaz tam da şöyle anlatacağım’ ben diyorsanız da yapmayın… Kesinlikle yapmayın demiyorum yapın, gene yapın; ama hobi olarak yapın…
Bir seyircinin samimiyetinde olsak yeter; ya gülmeye gelir, ya ağlamaya, ya heyecanlanmaya, ya ünlü sevdiği, beğendiği birini görmeye ya da sanatsal bir aktivitenin içinde olmaya… Ama onun niyeti bellidir ve kendine dürüsttür… İşte biz de en az bir seyircinin samimiyetinde ve güzelliğinde olursak, sanırım yapılan iş de ahlaklı olacaktır.
Gelgelelim daha sezonun başından neden mi böyle konuştum? Daha ortada fol yok yumurta yok hem? Ne oldu içimde biriktirdim de “Hah, zamanı geldi” deyip yardır yardır yardırıyor muyum yoksa?! Aslında tam da öyle değil… Geçen yıl ve ondan önceki yıllar izlediğim oyunlara bakınca… Çok boşa para harcadığımı düşünüyorum… O kötü oyunlara hele ki kötü ruhlu insanların oyunlarına harcadığım paralarla kendime çok daha iyi şeyler yapabilirdim diyorum; mesela mc ya da king den ikişer üçer hamburger menü alabilirdim… Yani kendime zararlı evet ama, bütün topluma zararlı tiyatromsu bir şeyi yemekten iyidir sanki. Bir de ben bu mesleği yapan bir adamım… Yani zaten işim bu. Hadi beni geçtim, onca tiyatro izlemeye gelen insana kimyasallaştırılmış tavuk yedirmek niye?
Bana kalırsa içinde iyilik güzellik olan adam kötü tiyatro yapamaz… En azından niyeti iyidir. Ona söylenecek iyi ya da kötü eleştiriyi de alıp yandan yandan işini yapmaya devam da edebilir… Ama sadece para için, günü kurtarmak için, ego tatmini için lütfen bu işi yapmayın… Bu işi diyorum çünkü yapılan şey tiyatro olmuyor; skeç oynamanın tiyatro olmadığı gibi… “İyi insan olmadan iyi tiyatrocu olunmaz” derdi hocam; hâlâ da der çok şükür… Yanisi işin, iyi bir tiyatrocu olmak için bin bir kelime, isim, felsefe, pedagoji, sosyoloji, psikoloji, edebiyat, matematik, folklör, dil bilgisi, tarih, dans, ritim, şan, solfej bilmeniz yetmeyecektir; iyi insan olmanız gerekecektir…
Bu kadar lafını ettiğime bakmayın; belki de benim de savaşım budur: Tiyatronun her alanında 19 yaşımdan beri bir şekilde görev aldım, belki de amacım günün birinde iyi bir insan olmayı becerebilmektir. Belki o zaman yaptığım da tam anlamıyla bir tiyatro olur…
Öldükten sonra da iyi işler yaptığınıza emin olmak ve yanlış yapmadığınızı bilip mutlu olmak istiyorsanız: doğru karaktere sahip olun … “Yaşamdan aldığımız hazzı artırmanın yollarını aramak yerine, daha iyi bir insan olmaya ve doğru şeyleri yapmaya çalışmalıyız. Yaşamı daha iyi kılan şey budur…” der Aristotales
İyi sezonlar iyi insanlar…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı