GenelKöşe Yazarları

Sabahattin Yakut / Ya da Öz Tiyatro Tem

Şehsuvar AKTAŞ ve Ayşe SELEN ile vücut bulmuş, üretmiş durmuş; duramamış da yazmış, yazmış da oynamış, oynamış da oynatmış, oynatmış da anlatmış, anlatmış da dinletmiş, dinletmiş de göstermiş bir tiyatro araştırma, ayrıştırma, birleştirme; hepsinden önemlisi keyiflendirme merkezi diyebileceğimiz bir yer TİYATRO TEM.
Tiyatroya 19 yaşında başladığımda, daha neyin ne olduğunu GERÇEKTEN bilmediğim zamanlarda tanışmıştım Şehsuvar Aktaş ve Ayşe Selen ile… İkisi de tam da kendi şahsına münhasır insanlardandır, bilen bilir. İyidirler, sevgi doludurlar ve hepsinden önemlisi mütevazı ve bir o kadardan fazla saygılıdırlar her şeye karşı… Özellikle de seyircilerine karşı. Seyircilerine o kadar saygılıdırlar ki; ben bir kere olsun seyircilerine şöyle üstten bakacak, yukarıdan öğüt verecek, “Ama siz de yaaaaani” diyecek bir cümle kurduklarını duymadım, işitmedim… Hep “Biz ettik, biz bulduk” dediler yahut demeye çalıştılar izleyip, dinleyip de anladığım kadarıyla… Zannımca zaten üstten bakıp cümle kuranlardan olmadıklarından ve yahut “Yaptığınız da iş mi ey halk, bunlar böyle zaten, kime ne anlatıyon, heheeeey hakediyor işte bunlar” demediklerinden hiç, iğne ile çuvaldız arasındaki bağı doğru kurarak, geleneğin içinden alıp sanatlarını, çağdaşlığın gereklerini de iyi bilerek icra etmişlerdir her bir coğrafyada oyunlarını.
Bilmem gideniniz var mıdır oyunlarına ama, ben tiyatroda kendimi bildim bileli biraz da şanslı olduğumdan mütevellit kendilerini hep izlemişimdir gıpta ederek… Neredeyse izlemediğim oyunları yoktur. Her oyunlarında da mutlaka bir dertleri olmuştur bu memlekete, bu dünyaya dair; daha doğrusu insana “insancığa” dair…
“Şimdi eğer elinizde bir gölge perdesi ve bir de meddah, bir de pişekar, bir de kavuklu, bir de karagöz, bir de hacivat, bir de ibis, bir de zenne, bir de denyo, bir de beberuhi varsa yapamayacağınız şey yoktur aslında” dediler bize Tiyatro Tem olarak… Çünkü aynı zamanda iki tiyatro araştırmacısı olan Şehsuvar ve Ayşe gelenekseli iyi bildiklerinden mütevellit onun nasıl çağdaş unsurlarla birleştirilip çağın gerekleri (sürat,üslup,biçem) dahilinde devamlı kılınacağını araştırma yoluna gitmişlerdir.  Bu araştırmalar dahilinde kimi zaman “Lahana Sarma”, kimi zaman “Kral Übü” kimi zaman “3. Riçırd Faciası” oynamışlardır… Kimi zaman ise tam da bizim 3. sayfalarımızdan kalkıp gelmiş ve “Hakiki Gala”lar oynamışlardır…
Tiyatro Tem üslup bakımından gerçekten de ciddi oranda çağdaş ve bir o kadar da gelenekselcidir. Oyunlarında bir tiyatronun neredeyse bütün isterlerini yerine getirirler. Oyunlarında ilüzyon da kurulur ilüzyon da kırılır. Oyun içinde oyun vardır. Gölge perdesi de vardır, meddah da vardır, insan da vardır. Kimi zaman perdenin önündedirler, kimi zaman arkasında. Kimiz zaman perdeyi kaldırıp atarlar ve bir meydanda oluverirler… Kimi zaman da az biraz makyaj iki kalas bir hevesle seyicinin karşısında… İki zıpır çocuk sanki oyun oynar hemen önünüzde de siz de onları seyrediyor gibisinizdir… İstersiniz ki sizi de alsınlar oyunlarına; ki alırlar da…
Oyunları 7 ile baslar 77 ile biter. Dolayısıyla çoluk çocuk gidilebilecek Adile Naşit‘li Münir Özkul‘lu bir yazlık sinema gibidirler. Çocuklarınızı alıp gidebileceğiniz oyunları da, eşinizi dostunuzu alıp gideceğiniz oyunları da gayet el üstünde tutulacak işlerdir. Bugün iki oyuncu hem çocuklara hem büyüklere oyunlar yapmaya gayret edip bunu bir de başarıyorsa bence her türlü övgüyü de hak ediyorlardır.
Ama ne yazık ki yüzüne yüzüne övülecek insanlar değillerdir… Derhal konuyu değiştirirler… Çünkü amaç ego tatmini degildir onlarda… “Övgü zaten gelir, biz işimizi yapalım yeter ki” derdindedirler. Kimi zaman samimiyet ve mütevazılığı öyle bir yere vardırırlar ki, demin de belirttiğim gibi oyunu seyirciyle birlikte var ederler… Tiyatronun temelinde olan seyirci ve oyuncunun birlikte var etme eylemi onların oyunlarında kimi zaman sizin bile anlayamadan içine dahil olduğunuz bir durum olup çıkar. Afişini, adını, oyununu gördüğünüz yerde gidip izleyiniz…
“Bu arada burada yazılan hiçbir kelime yahut cümle övgü değil aksine eksik bir şekilde anlatılmış bir alkış yazısıdır…”
Ne güzelsiniz TİYATRO TEM…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı