Köşe Yazarları

Sabahattin Yakut – Ya da En Meşhur Seyirci

Oyundan çıkılır ve kapıda birikmiş dostlar, tanıdıklar, meslektaşlarla selamlaşılır. Oyunun kritiği yapılır sohbet muhabbet edilir ve aniden biri size yaklaşır. Bu kişiyi bilmezsiniz. Tanımazsınız. Sizi tebrik eder, ya da eleştirisini sunar, sonra da yüzünde tebessümü ile kapıdan çıkar gider. Belki de en çok o takılır kafanıza. Kimdir bu kişi diyebilirsiniz. O kişi seyircinin ta kendisidir. Sadece seyircidir. Seyahate gelmiştir. Bir yerden bir yere gidecektir bileti elinde. Onu kimse bilmez o tiyatro mekanında. O bilir bunu.
Daha kapıda gülümsenerek karşılanır. Bileti kesilir. O da geçer bir kenara, ya elindeki kitabını okur yahut da fuayedeki broşürleri gözden geçirmeye başlar. Bazı bazı tanıdık yüzler gelir. Onlara tebessüm ederek bakar çoğu zaman. Belki ufak bir selamlaşma yaşanır. Sonra yavaş yavaş hazırlıklar son bulur ve seyirci elinde bileti, seyahatine çıkar. Oyun izlenir, dışarı çıkılır. Fuayede beklemeye başlar seyirci.
O, bütün oyuncuları artık tanır ama oyuncular onu tanımaz. Belki de birinin yakını gözüyle bakılır ve gene tebrikler ve eve yolculuk…
Evet, seyirci seyirci olmasının dışında tanınmaz pek. Oyuncu bilinir, yazar bilinir, yönetmen bilinir; ve tek başına seyirci tanınmaz. Ama bir kişi var ki; “Ruhunu sevdiğim insanı” diyesim geliyor.- Sanırım dahayazının burasında kimden bahsettiğimi anlar gibi olanlar vardır.- Tabii ki, o kişi herkes tarafından tanınan, sadece seyirci olan Baysan PAMAY’dan başkası değil.
Bir çok oyuncu bile onun kadar tanınmaz şu İstanbul’da. Ne alternatif sahnelerde. Ne de köklü yerleşik tiyatrolarda. Pamay’ın tek bir arzusu vardır, oyun seyretmek. Hele bir de prömiyer oldu mu, dadından yinmez… En önde orta koltuk, yahut sandalye de. Merakla izler oyununu. Eleştirmeye değil katmaya gelmiştir bu arada. Katmak için konuşur zaten oyun sonunda. Hep tebessümü vardır yüzünde. Demiştik ya, herkes tanır onu. Bu kadar tanınmış bir seyirci zordur herhalde. Çünkü oyunj çıkışında bütün oyuncuları tanımasa da o, bütün oyuncular tanır onu. O illa gitmek zorunda değildir oyuncuya; oyuncu da görür ve gider yanına. Sanki oldum olası sıradanlaşmış, alışıla gelmiş seyirci oyuncu ilişkisini bozmaya niyetlenmiş bir hali var kendisinin. Başarılı da bu konuda. En ünlü seyirci sonuçta. Baysan Pamay’ı seyirci koltuğunda ya da fuayede görünce beni bir tebessüm alıyor. Mutlu oluyorum. Sanırım herkese de bu oluyordur. Sonra o sırada düşünmeye başlıyorum. Keşke bizler değil de seyirciler ön planda olsa hep. Yani oyunun çıkışında heyecan yapsak. Gidip tebrik etsek ne güzel oyun seyrettiniz. Ne mutluydunuz, ne üzgündünüz, ne sıkıldınız, ne kızdınız diye… Sonra alsak eleştirimizi SEYİRCİDEN otursak yerimize, düşünsek hatalarımızı. Ya tüm seyirciler tanınmış olsa, yani hepsi ama hepsi? İşte o zaman hepsi yeniden tanınmayan haline dönüşür öyle değil mi? Ama bana kalırsa ne kadar çok tanınan seyirci olursa ve biz bir süre sonra onların bu tanınmışlıkları içinde onları tanıyamazsak, işte o zaman tiyatro- dolayısıyla tüm araçları (dekor,kostüm-müzik-ışık-aksesuar ve oyuncular) işini yerine getirmiş olur. İşte o zaman seyirciye ulaşır yapılan işler. O zaman gerçekten seyirciye ulaşır yapılan iş. işte o zaman erek yerini bulur.
Nice ünlü seyircilere diyelim.
Teşekkürler Baysan PAMAY-lar…


Bize Destek Olmak İster Misiniz?

Kültür sanat alanında olan bitenleri sizlere sansürsüz olarak ulaştırmak için 6 yıl önce yola çıktık! 6 yıla 37 dergi ve binlerce haber sığdırdık!

Siz de çorbada tuzum olsun diyenlerdenseniz Patreon üzerinden bize destek olabilirsiniz.

https://www.patreon.com/GazeteMustehak


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı