Köşe Yazarları

Özlem Özdemir – Yas

Bir ölüm veya felaketten doğan acının adıdır yas… Herkesin acısını yaşama şekli de acının yoğunluğu da kişiye göre değişkendir. Oysa toplumlarda (pek çok davranış gibi) yasın yazılı olmayan tarifi vardır. O tarife göre davranmanız beklenir, eğer siz bekleneni yapmazsanız yargılanır ve ayıplanırsınız. Çünkü doğru olan da belirlenmiştir ve belirli olana göre davranmayan herkes dışlanır…
Gün geçmiyor ki ülkemizde yas tutulacak bir felaket olmasın, bireysel olması da gerekmiyor… Ortak değerler ve ortak acılar var halkı birbirine kenetleyen. Soma, Gezi’de yitirdiğimiz gençler, kesilen ağaçlar vb. Çünkü insan vicdanını yitirmemişse tanımadığı birilerinin yaşadığı kayba ya da acıya kayıtsız kalamıyor. Belki de her şey vicdanda başlıyor ya da bitiyor?..
Geçtiğimiz günlerde Pakistan’daki bir okula düzenlenen korkunç saldırı sonucu çocuklar ve öğretmenlerin ölümü nedeniyle Devlet Tiyatroları ve Şehir Tiyatroları milli yas gerekçesiyle oyunlarını iptal etti. Konumuz burada yas nedeniyle iptal kararını sorgulamak, hâlâ böyle bir hakkımız varsa eğer… Çünkü insanın aklına şu soru geliyor: “Tiyatro sadece bir eğlence midir?” Bu konuyu uzmanları çok daha iyi yanıtlar, benimki bir insan olarak basit bir soru. Çünkü ben tiyatronun bir eğlenceden çok daha ötesi olduğuna inananlardanım. Ve tiyatro dışında bütün sanat dallarının da yas dönemlerinde iptal edilmesini anlamakta zorlanıyorum. Özellikle böyle günlerde bu tür bir etkinliğin insanı iyileştirdiğini düşünüyorum. Acıyla baş etmede yardımcı bir araç, nefes alma, bunaltıdan kısa süre de olsa uzaklaşma… İnsanız, bunlara ihtiyacımız var. “Başkaları acı çekerken sen nasıl çekmezsin?” türünden yaklaşımlar da en basit ifadesiyle baskı değilse de nedir? Sosyal medya başta olmak üzere aileden kurumlara yayılan bu çeşit baskı türüne de sonuna kadar karşıyım. Kimsenin kimseye ne yapması gerektiğini söylemek gibi bir hakkı olamaz, herkes kendinden sorumludur.
Ayrıca en başta da yazdığım gibi kimin acı çekip çekmediğini nasıl bilebiliriz? Neye göre, kime göre acı çekilir, yas tutulur? Eğer milli yasta toplumca herkesin yas tutması gerekiyorsa o halde sadece tiyatroda değil her meslek grubunda çalışmak iptal edilsin. Netice tiyatro da bir meslek değil midir? Tiyatrocular da sahneye çıktıklarında işlerini yapmıyorlar mı? Ya da biz onlara işçi değil soytarı gibi mi bakıyoruz bizi eğlendirmeleri gereken? Bu kadar felaketin olduğu bir ülkede etkinlikler iptal edilecekse o işi yapan insanların ayakta kalması nasıl mümkün olacak? Herkes memur, doktor ya da öğretmen değil diye küçümsüyor muyuz? Belki buradan yola çıkmak gerekir, bilemiyorum. Buna o kurumlarda çalışanların yorum yapması en doğrusu gibi geliyor ama nedense pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da sessizler. Demek ki onlar açısından bir sorun yok, o zaman belki de bize karışmamak düşer. Sadece buradan bir soru dile getirmek istedim: “Tiyatro bir eğlence midir ve yas tutmanın şekli nedir?” Yastan çok mutluluk getiren bir yıl temennisiyle…


Bize Destek Olmak İster Misiniz?

Kültür sanat alanında olan bitenleri sizlere sansürsüz olarak ulaştırmak için 6 yıl önce yola çıktık! 6 yıla 37 dergi ve binlerce haber sığdırdık!

Siz de çorbada tuzum olsun diyenlerdenseniz Patreon üzerinden bize destek olabilirsiniz.

https://www.patreon.com/GazeteMustehak


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı