Köşe Yazarları

Özlem Özdemir / Vazgeçmeyelim

“Sesler geliyor günbatısından sesler…
Koynunda güneşin kaybolduğu zindan aydınlanacak mı?
Bekliyelim mi? Bekleyebilir miyiz?”
Nâzım HİKMET

Aylardır hep karamsar cümleler kurmaktan, karanlığın aydınlığı yutmasından, gülüşlerin kaybolmasından ve hayatların
pisi pisine yok olmasından bıktım, bıktık!
arzueliuz_136769383462Umut dolu cümleler kurmak, evet, hiç kolay değil. Ama bu esarete artık dur demeli. Sadece birilerinin yarattığı esaretten
bahsetmiyorum, onun içinde kendimizi hapsettiğimizi de görelim diyorum.
Bize biçilen bu dar, nefes aldırmayan elbiseyi artık yırtıp atalım diyorum…
Hiçbir şeye mecbur değiliz diyorum…
Sunulan bu karanlık hayatın içinde sürüklenmeyi kabul etmeyebiliriz diyorum…
Her şeye rağmen, hem de inadına, yaşamaya devam edelim diyorum…
Ben artık “yaşam” diyorum… Tarihin hangi evresinde, hangi karanlık dönem süregelmiş ki? Bu karanlık dönem de geçecek, ışık
yine kendini gösterecek ve aydınlanacak etraf, hep olduğu gibi…
Ama karanlık da hep pusuda bekleyecek biz, yani insan vazgeçtiği ana dek…
Vazgeçecek miyiz?
Aslında bütün bunların temelinde kendimiz yattığını görebilecek miyiz?
Görebilsek…
Kararlıyım hem! Üstelik bu karamsar, kaygılı, umutsuz ve mutsuz kendimden de epey sıkıldım. Eski ülkemi istediğim gibi, eski kendimi de geri istiyorum…
O nedenle kendime bir yaşam manifestosu hazırlıyorum ve sizinle paylaşıyorum. Belki siz de sizinkini paylaşırsınız, paylaşırız, beraber çoğalırız…
Sonrası iyilik güzellik zaten…

Manifesto’m:

Duygularıma ses olan müziğimi dinlemeye devam edeceğim:. Müziğimiz susmasın!
Tiyatro sahnesindeki hayat aynasına bakmaktan vazgeçmeyeceğim: Perdeler kapanmasın!
Sevdiğim kitaplarla dünyayı ve kendimi anlamaya çalışmayı sürdüreceğim.
Paylaşmak isteyenler için; kendimi, derdimi kelimelerle anlatmayı bırakmayacağım.
Güzel anları her şeye rağmen kaçırmayıp, yaşamayı seçeceğim.
Kendimi, başkalarının yarattığı esaret kafesinden kurtarıp, özgürlüğümün benim elimde olduğunu yeniden kendime öğreteceğim…
Yaşamımın bir dakikasının bile, hiç hak etmeyen insan müsveddelerince çalınmasına müsaade etmeyeceğim!
Tebessümümü, kötülerin hain gülüşlerine kurban ettirmeyeceğim!
Vicdanımı asla susturmayacak, insanlığımdan asla vazgeçmeyeceğim!
Bütün acıların içinde, kendi acılarıma da tutunup, yaşamaya, inadına devam edeceğim.
Acıyla birlikte de sürebilir hayat, sürüyor nitekim!
Unuttuğum kendimi, yeniden hatırlayarak, hayatı içindeki her şeyle yaşamaya gayret edeceğim.
Ödenecek bedellere, katlanılacak üzüntülere, reddedilişlere, dışlanmalara aldırmadım, aldırmamaya devam edeceğim…
Düşlerimden vazgeçmeyeceğim, yılgınlığa izin vermeyeceğim!
Bu ülkenin kurucusuna ve kuruluşuna sonsuz minnet duydum, duymaya ve O’nun ilkelerini korumaya ömrüm yettiğince devam edeceğim! Beni ben yapan bu özgürlük alanının nereden geldiğini, bazıları gibi, nasıl unutabilirim?!
Ve üç beş insan da olsa aynı dili konuştuğum, inanmaya ölene dek devam edeceğim!
Bir gün, elbet bu düzen değişecek. Yaşamaktan ve hayır demekten vazgeçmeyelim yeter…
Ben vazgeçmeyeceğim…
Çünkü bu hayat benim, bu ülke bizim…

Vazgeçemeyelim…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı