Köşe Yazarları

Özlem Özdemir – Mart, Kadınlar ve Alışmak…

“Alışmak boyun eğmek demektir. Bir şeye alışan kişi, her şeye alışabilir. Zindana, işkenceye, çaresizliğe, ölümlere, eşitsizliğe…”
Ferit Edgü
Alışmak boyun eğmek demek olabilir mi Ferit Edgü’ nün dediği gibi? Bazı şeylere de alışmamak gerekir belki? Yaşadığımız ülkede değil aylar günler karanlığa boyandı. O karanlığa da alışıyor muyuz? Karanlığın adeta en büyük yardımcısı şiddet ise her yere sirayet eder oldu. Her nedense(?) en çok da kadına yöneliyor. Daha geçtiğimiz ay gencecik bir kızın (Özgecan Aslan) hunharca öldürülmesine isyan ettik. Artık bardağın taştığı yerde miydik?
KADIN ÜRETİCİLERDEN ‘SESSİZ’ EYLEMKadınlar ilk kez ölmüyordu elbet…
Bıçak kemiğe mi dayanmıştı?
Buna da alışılacak mıydı?
Bu içler acıtan kadın cinayeti yıllardır bu ülkenin çıplak gerçeğine nasıl da alıştığımızı göstermedi mi? Sosyal medyada #sendeanlat hashtag’iyle kadınlar yaşadıklarını paylaştı da karanlığa gömülü sesler açığa çıkmadı mı? Türkiye’nin her yerinde başta kadınlar olmak üzere binlerce insan sokaklara döküldü. Biraz geç değil miydi? Ve biz yine buna da alışıp yaratılan gündemlerle bu olayı da unutmaya başlamadık mı?

Binlerce yıllık yük ve öncü kadınlar

Kadın olmak dünyanın her yerinde zor, yaşadığımız ülkede ise her geçen gün daha zorlaşıyor. Bir kadın şiddet görmüyorsa bile mutlaka tacize uğruyor. Peki, ya kadınlara biçilen toplumsal roller? Bu rollere uymazsanız ayıplanır, yadırganır hatta dışlanırsınız. En hafifinden hafif meşreplikle suçlanırsınız. Binlerce yılın yükü var kadınların sırtında, gittikçe belini büken…F171747350
Neyse ki, bazı öncü kadınlar var bize yol gösteren, güç veren. Onlar olmasaydı bugün sahip olduğumuz özgürlüklerden söz etmemiz mümkün olamazdı. Bu ülkenin önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ile kadınlar hem hayat hem sanat sahnesinde var olabilmeye başladı. Afife Jale ilk Müslüman kadın oyuncu olarak tarihe geçti. İlk kez Türk kadın oyuncuların yer aldığı ilk Türk filmi Muhsin Ertuğrul’un yönettiği “Ateşten Gömlek” (1923) filminde kadın oyuncular Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir’di. Sinemada onları İsmet Sırrı’yı, Şaziye May, Emel Rıza, Halide Pişkin izledi. Tiyatronun ve sinemamızın efsane ismi Cahide Sonku’yu kim unutabildi? Ya da (benim içimi sızlatan) Melek Kobra… Hepsinin hayatına bakınca ise acıdır çıplaklığıyla duran… İsimlerini saysak bitmeyecek bu öncü ve mücadeleci kadınlar bugünün kadın sanatçılarına kapılar açtı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü de kadınların özgürlük mücadelesinin sonucudur. 27 Mart’ı kutlayan kadınlar da bunu türlü bedeller ödeyerek sahneye çıkmakta direten kadınlara borçludur. Bugün ise opera sahnesinde türbanı konuşuyoruz… Yoksa aydınlanmadan karanlığa giden 92 yıllık yolun sonuna mı geldik?
Dünyada kadına bakışı değiştiren kadınlar oldu, yine olacak. Tıpkı içinde yaşadığımız dünya düzenini de kadınların değiştireceği gibi… Kadınlar vardır, “biz varız” demeye devam ettikçe de olacaktır. Yeter ki, alışkanlıkların konforuna kapılıp varoluşundan, bedeli ne olursa olsun,vazgeçmesinler…
Vazgeçmemiş tüm kadınların anısına saygı ve mücadeleyi bırakmayan tüm kadınlara sevgiyle…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı