Köşe Yazarları

Özlem Özdemir / İnat ve Yaşam

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”
Mustafa Kemal Atatürk

Yeni sezon yazısına daha güzel cümlelerle başlama ümidindeydim ama zor zamanlar… Politikanın ülkenin tüm dinamiklerini alt üst ettiği bir dönem geçiriyoruz. Teröre kurban edilen gençler, ağlayan analar, vatandaşlar arasında artan kutuplaşmalar, ekonomik kriz derken geleceğe dair endişelerimiz ne yazık ki artıyor… Bu durumda kurduğumuz cümleler de yaptığımız işler de, olan bitenden bağımsız olamıyor.

Sanat tüm bu gelişmelerden ilk etkilenen alanlardan biri. Terör gerekçesiyle konserler bir bir iptal ediliyor ama televizyonlardaki (insan aklına hakaret) yarışmalar, diziler ve de futbol maçları sürüp gidiyor… İnsan bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demeden edemiyor. Yas tutma biçimlerinin birileri tarafından dayatılmasını anlamıyor ve kınıyorum. Başta müzik olmak üzere, sanatın hiçbir dalı salt eğlence değildir. Böyle bir bakış en hafifinden cehalettir! Sanat, insan ve de toplum için ekmek kadar, su kadar hayati bir ihtiyaçtır. Çünkü iyileştirir, duygulara tercüman olur, biriken duyguları başkalarıyla paylaşma olanağı sağlar. Her anlamda sağlıklı ve gereklidir. Sanatı yasakladığınızda, insanın bedeninde biriken negatif enerjiyi aktaracağı alanı yok edersiniz. Bu da insanların o enerjiyi birbirine yöneltmesine neden olabilir. Bunun örneklerini sokağa çıktığımız her an çevrede görmüyor muyuz? İnsanların yüzlerindeki mutsuzluk, artan agresiflik dikkatimizi çekmiyor mu? Yetkililerin bunu bilmemesi mümkün mü?

Durumun endişe veren kısmı ise, müzik üzerindeki bu baskı bir süre sonra tiyatroların perde açmamasına (ki geçen sezon bunu gördük!), sergi, festival gibi büyük kitleleri bir araya getiren organizasyonların iptallerine varabilir. O zaman bu toplum kendini nasıl iyileştirecek? Ayrıca geçtiğimiz günlerde müzisyen Ogün Sanlısoy’un da tüm açıklığıyla mektubunda yazdığı gibi; madem yas tutuluyor, esnaflar da açmasın kepengini, devlet daireleri kapansın, maçlar oynanmasın… Hep beraber evimize kapanalım, tüm hayatı durduralım. Olabilir mi? Ayrıca, çok az konuşuluyor ama mesleği sanatla ilişkili insanlar nasıl yaşacak? O konserlerin arkasında görünmeyen sayısız çalışan yani sayısız aile var. sanatEkmek parası edebiyatı her yerde ileri geri yapılırken, sanatla uğraşanların ekmek parasıyla nasıl bu kadar kolay oynanabiliyor? Geçtiğimiz günlerde bir oyuncu, Levent Üzümcü, düşüncelerini ifade ettiği için tiyatrosundan atıldı mesela. İşini iyi yapmadığı için değil, fikirleri birilerinin hoşuna gitmediği için… Bu iş nereye varacak?

Böyle gitmesin artık, gidemez… Olan biten her şeye karşı, yaşama dört elle sarılmak, yaptığımız işleri belki her zamankinden daha büyük azimle yapmaya devam etmek zorundayız. İnat etmek zorundayız! Hiçbir şey yapmadan sadece umut yetmez, sadece şikayet yetmez… Hiç değilse işlerimize devam ederek, hayatta kalarak mücadelenin parçası olmalıyız. Gün, hayatta kalmak için çabalamanın bile önemli olduğu gün…
Ve sanat en zor günlerin en önemli ilaçlarından biri, sanat yasaklanamaz. Gün buna izin vermeme günü. Mevzu yaşamımızdan öte bir şey değil çünkü… Sanatla dolu dolu bir sezon dilerim…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı