Misafir Sandalyesi

Nur Can Kara / Biraz “Daha” Eşit Olmak

Hayvan Çiftliği George Orwell tarafından 1945 yılında Stalin ve Rus devrimi özelinde yergi olarak kaleme alınmış kült bir eser. Kitap, yazarın bir başka eseri olan 1984 ile birlikte Orwell’a dünya çapında ün kazandırdı. Eser hem sinema hem tiyatro için defalarca uyarlanmış ve birçok ülkede izleyiciye ulaşmış. Bugünlerde Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda Emrah Eren tarafından sahnelenen oyun; insana, politikaya, rejimlere ve biteviye tekrarlara / dönüşümlere dönüşemeyenlere dair korkutucu bir peri masalı olarak tarif edilebilir. Domuzlar, koyunlar, atlar, tavuklar, köpekler ve elbette “sahip” ten oluşan bir çiftlikte, sahibin hegemonyasından bunalan ve yeterince doymayan hayvanların, yönetimi ele geçirerek kendileri için “daha eşit” bir yaşam kurma hülyası üzerine ayaklanmalarıyla başlıyor oyun. Hayvanların içinde en akıllı olduklarını iddia eden domuzlar bu ayaklanmaya önderlik ediyorlar. Yeni yönetim için kurallar koyuyor, bu kurallara uymayanların seslerini kısıyor, kendi seslerine hayran olmaya başladıkça da aynı yola baş koydukları arkadaşlarını kullanmaya, ezmeye başlıyorlar. Bütün bunları onların ve tüm çiftlik ahalisinin iyiliğini düşünerek yaptıklarını da söylemeden geçmiyorlar. Sonra işin içine ticaret giriyor, projeler giriyor, devran dönüyor ama dolabı döndürenler değişmese de düzeni çevirip, kâr edip semirenler değişiyor. Kayıplar yaşandıkça yeni bir uyanış başlıyor, bu peri masalının sonu da diğer “masallar” gibi umut vaat etse de onlara masal deyişimizin bir sebebi var… Emrah Eren oyunda George Orwell’ı anlatıcıya dönüştürerek diğer eser- lerinden de bazı bölümleri metne eklemiş; arada gelip bize fısıldadıkları, karakterlerle etkileşimleri, oyunun bütünlüğüne başka bir boyut katmış. Bu oyunu seven birçok izleyici için yazarın diğer eserlerini görme/okuma isteği de yaratmıştır umuyorum. Karakterlerin insan mı hayvan mı olduğunu sorgulamadan izlenebilecek çok kimlikli/ kimliksiz yorum, onların sembolize ettiği (tabiri caizse) sınıflara odaklanmayı kolaylaştırıyor. Sırıtmayan, andıran hayvansı jestler ve kostümler de işaret ediyor ama gözümüze parmak sokmuyor. Dekor olarak kullanılan ranzalar çok fonksiyonlu araçlar olarak sahne düzenine çok iyi hizmet etmiş. Müzikleri ve akılda kalan sözleri ile oyunun iyi oyuncularından biri şüphesiz ki şarkıları: Richard Peaslee’ye ait 23 şarkıyı Kıymet Berrak düzenlemiş ve Türkçe sözler Faruk Üstün tarafından yazılmış. Oyun, sahne üzerinde fotoğrafa yakın estetikte anların yakalandığı rejisi; ışığı, kostümü, dekoru ve müziğiyle lezzetli bir bütünlük oluşturuyor. Sahnede canlanan bu yetişkin masalı (benim izlediğim gün on yaş civarı çocuk izleyicileri de dahil olmak üzere) izleyicisini yormadan içine almayı başarıyor. Emrah Eren bir TV programında “Keşke bir gün belirlense ve o gün bütün tiyatrolarda Hayvan Çiftliği oynansa.” Demişti. Bu ütopya gerçekleşir mi bilmiyorum ama eserin anlattığı distopya yeryüzünde hiç durmadan, defaten gerçekleşmeye devam ediyor, (korkarım) edecek. Baskıdan sıkılan ve hasbelkader kurtulmayı başaranlar daha da geliştirilmiş ve ağırlaştırılmış baskı yöntemleri ile hükmetmeye başlıyorlar. Bu, geçmişte yaşadıkları ezanın cezası olarak mı sirayet ediyor, yoksa yönetilenler olarak öğrendiklerini mi geliştirerek uyguluyorlar bilinmez ama bazı eşitlerin daha eşit olma hırsı insan kimyasının değişmez bir parçası gibi görünüyor. Global çözümlerin bulunabileceğinden ümidini kesen, küçük çiftliklerde huzura erebileceklerini düşünen, kendi benzerleriyle minimal hayatlar düşleyenler için de kulak küpesi gibi bir eser Hayvan Çiftliği. Yine de peri masallarına inanıp inanmamak izleyiciye kalmış. İyi seyirler. Oyun Bakırköy Belediye Tiyatroları, Yunus Emre Kültür Merkezi Müşfik Kenter sahnesinde izlenebilir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı