Köşe Yazarları

Nihan Şerbetçi / Sigara Paketlerinin Üzerine Değil, Ülkenin Her Yerine Yazmalı Bu Öldürücülüğü…

SİGARA PAKETLERİNİN ÜZERİNE DEĞİL, ÜLKENİN HER YERİNE YAZMALI BU ÖLDÜRÜCÜLÜĞÜ…
“ ÖZGE CAN’IMIZ ACIYOR…”
#sendeanlat
 
Öfkemizi bile kadın organı üzerinden belirtip, nefretimizi  batıra, soka çıkara ifade ediyoruz.
 
Önümüzde yavaş giden, ani fren yapan arabaya da sövüyoruz, elimizden düşen telefona da…
Aramayan dostlara, cevapsız kalan mesajlara, biz gibi düşünmeyenlere, yağan kara, sıcak havaya, kesilen elektriğe, yani işler bizim istediğimiz gibi gitmediğinde…. . liste uzayıp gidiyor, çünkü herşeye…
 
Sonra, şaşırıveriyoruz, Ölümlere, tecavüzlere, katliamlara, şiddete ..
 
Kabul… Bizi biz delirtmedik.. bu hale geldik… Getirildik..
 
Çocukluktan başlıyoruz delirmeye.. Anadan babadan amcadan dayıdan, haladan, bacıdan başlıyoruz.
 
Dik yürümemize babamız kızıyor, çünkü dik yürüyünce memelerimiz belli oluyor..
 
Regl olduğumuzu söylememiz büyük ayıp. Karnım ağrıyor yerine midemizin ağrıdığını söylüyoruz, neyin var sorusunda ısrar edenlere..
 
Gözümüzdeki morluğu saklıyoruz, saklayamadıklarımıza dolaba çarptık diyoruz.. Saçını kesme, rengini değiştirme diyen kocaya boyun eğiyoruz,  sevdiğimizden ( ?)
 
Sevmenin başka türlü biçimini bilmediğimizden, öğren(e)mediğimizden..
 
Bakkala giderken, “kenardan kenardan git, laf atan olursa cevap verme” ile öğütleniyoruz.
Bakkalda, minibüste, okulda, yolda ellendiğimizi söyleyemiyoruz, utanıyoruz..
 
Babamız dövüyor bizi, yemek yemediğimiz için, çok yediğimiz için, 5 dakika geç geldiğimiz için, ders kitabımızın arasında aşkını yazan yan sıradaki çocuğun mektubunu gördüğü için…
 
Günlüğümüzü ele geçiriyor babamız.. Henüz ilk aşkımız.. üstelik aşkı böcekle, kelebekle tarif ediyorken biz,  “henüz”
 
Uyurken suratımıza inen şamarla uyanıyoruz… Vay sen ne haltlar yiyormuşsun meğer’le başlayan tekmeleri karnımıza yiyoruz…
 
Annemize takılıyor gözümüz babamız gırtlağımıza abanmışken… Gözlerini elleri ile kapatmış, boğuluşumuza katlanamayan, sessizce hıçkırarak ağlayan annemize ilişiyor gözümüz, o anda hiçbir darbede acımayan bedenimiz, sızlıyor, titriyoruz.. Birazdan sıranın annemize  geleceğini çok iyi biliyoruz…
Havada uçan tabaklardan, duvarlara fırlatılan bardaklardan, tuzla buz olan camların şagırtılarından sağır oluyoruz..
 
Annemize inen her tokatta ağlıyoruz… ağlıyoruz…. Ağlıyoruz…
 
Elimizden başka bir şey gelmediğinden…
 
Canımıza batan her sövüşle küçük bir kızken, devcileyin bir kadına dönüşüveriyoruz… Ya taşkın ruhlu isyankar bir genç kadın oluyoruz, ya da içimize kapanıyoruz..
Eni konu kucağımızda nur topu gibi travmalar,  geleceğimize çeyiz….
 
Okulda bacaklarımızı görmediği sürece not vermeyen coğrafyacı, saçlarımız 3 boğum örgü olmadığı için makası taktığı gibi saçımızı kesip, tırnaklarımızın üzerine dikey cetvelle vuran müdür yardımcısı, kalabalık bir yerde oramızı buramızı elleyenler, gırtlağımıza bıçak dayayan kocalar, sevgililer….
Birine söyleyecek olursak da öldürülmekle tehdit ediliyoruz…
 
Bolca utanç biriktiriyoruz büyürken biz sandığımızda…
 
Sandığımız lekeli…
 
Sandığımız gibi,  sevişmekten, sevilmekten değil, büyürken gördüklerimizden, görüp de bellediklerimizden….
 
Ne acayip ki, sevdiğimiz adamlar da hep büyürken ezber ettiklerimizden..
 
Sevmenin başka türlüsünü bilmediğimizden…
Susuyoruz.. Susmanın her şeyi daha da derinleştirdiğinden habersiz.
Susmayı anons ediyor haber bültenleri.
Susmazsak yüzümüze inecek tokadı hakediyoruz çünkü. “Bak hala cevap veriyor” diyerek abanacaklar üstümüze susmazsak..
 
Sonra, Unutuyoruz, sustuğumuzdan…
 
Tecavüz edildikten sonra yakılan Fatma Yazan’ı unuttuğumuz gibi..
Annesinin tecavüzcüleri ve katilleri tarafından tecavüz edilen N.E’yi unuttuğumuz gibi..
9 yaşında tecavüz edilip, boğularak öldürülen Mert’i unuttuğumuz gibi..
13 yaşındayken 26 kişi tarafından tecavüze uğrayan, mahkemenin “kızın rızası var” kanısına vardığı N.Ç ‘yi unuttuğumuz gibi…
Evine geri dönmek için yardım istediği polisler ve polislerin arkadaşları tarafından tecavüz edilen 16 yaşındaki H.P ‘yi unuttuğumuz gibi..
6 yaşındaki Gizem’i unuttuğumuz gibi..
13 yaşındaki A.D ‘yi unuttuğumuz gibi..
 
Bugün  20 yaşındaki Özgecan’ı  unutacağımız gibi…
 
Özge Can’ımız çok acıyor…
Ama yine unutacağız sustuğumuzdan…
 
Susmak öldürücüdür ve SİGARA PAKETLERİNİN ÜZERİNE DEĞİL, ÜLKENİN HER YERİNE YAZMALI BU ÖLDÜRÜCÜLÜĞÜ…
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı