Geçmişten Belgelerİginizi çekebilir

Muhsin Ertuğrul / Onlara artık höst demek lazım!

İhtisas İşi

 

Deri mezbahadan çıkar fakat kundura orada yapılmaz. Kumaş fabrikada dokunur fakat elbise orada dikilmez. Orman mütehaassısı ağacı yetiştirir fakat mobilya yapmaz. Maden amelesi gümüşü topraktan çıkarır fakat savatçılıktan anlamaz. Balıkçı levreği tutar fakat mayonezi beceremez… Hele her kalem tutan, her yazı yazan tiyatrodan, piyesten hiç anlamaz.

Bu bir ihtisas işidir.

Bu bir meslektir, bu bir sanat işidir. Bu güzel sanatlar içinde en güç şubelerden biridir. Derin tetebbu ister. Tiyatro, başlı başına bir hayat vakfedilse bile, ciltlerle kitaplar okunsa bile, diyar diyar tiyatrolar gezilse bile gene ucu bucağı bulunmayan bir sanat şubesidir. Böyleyken hiç bir meslekte dikiş tutturamayanlar, bir takım sütün karalamacıları bu sahayı serbest bulmuşlar, çala kalem yürüyorlar. Onlara artık höst demek lazım.

Höst… diyorum.

Artık o çomaksız oynadığınız sahanın etrafını ilmin, sanatın dikenli teliyle ördük. Artık içeriye başı boş girmek yasak. Yalnız sanat bilgisi bilgimizden sanat görgüsü görgümüzden, sanat sevgisi sevgimizden fazla olanlara kapımız ve kalbimiz ardına kadar açık!

Fakat sakın araya eskisi gibi türediler girmeye kalkmasın. Burası yirmi senemizi yıprattığımız, her türkü yokluk içinde göz nurumuzu, alın terimizi döktüğümüz, ömrümüzü törpülediğimiz bir meydandır. Burada tufeylilerin, yaygaracıların, yazı komisiyoncularının, ipini pazara çıkaracağız!…

Sanat muhibbi olmak bir meziyettir ve biz bize hitap ederken sanat düşüncesinden başka kaygusu olmayanara taparız. Onların en acı ihtarkarını, iyiliğimizi isteyen bir hâminin samimi nasihatları gibi derhal yerine getirmeye çalışırız. Çünkü sanatın ilerlemesi bizim ilerlememiz, memleket irfanının adımı demektir.

Biz, kendilerini, kanatlarını yakmaya mahkûm eden pervaneler gibi, hayatımızı seve seve, sanat sevgisi için sahnenin ateşi, sanatın alevi üstünde kurban vermiş kimseleriz. Sanatla sahnenin yükselmesi herkesten evvel bizim istediğimizdir ve bşz bunun tahakkuku için yapabildiğimiz kadarını yapıyoruz. Yazılarının arkasında gizli düşünce taşımadan bize yardım etmek isteyenlere, bilgisiyle, görgüsüyle yardıma gelenlere teşekkür eder, ölünceye kadar minnetlerini taşırız.


Fakat dillerinde yalan, yüzlerinde maske arkalarında sahşi menfaat kasasının maymuncuğu ile kapımıza yaklaşmak isteyenlerin vay haline… Öylelerin bileklerinden kıskıvrak yakalamak, dillerindeki riyayı, yüzlerindeki maskeyi, ellerindeki her kapıya uydurmak istedikleri anahtarı teşhir etmek borcumuz. Bunu bize mukaddes kitabımız olan, sanat sevgisi emrediyor. Bunu bize yıkıcılıktan ziyade yapıcılığa muhtaç olan toğrağımız emrediyor ve biz bunu yapmayı ahdettik. Veyl sahte bilgiçlere, sanat türedilerine!…

PERDECİ
Bu yazı 1 MART 1930’da Darülbedayi Dergisi 2 sayısında yayımlanmıştır!)


Bize Destek Olmak İster Misiniz?

Kültür sanat alanında olan bitenleri sizlere sansürsüz olarak ulaştırmak için 6 yıl önce yola çıktık! 6 yıla 37 dergi ve binlerce haber sığdırdık!

Siz de çorbada tuzum olsun diyenlerdenseniz Patreon üzerinden bize destek olabilirsiniz.

https://www.patreon.com/GazeteMustehak


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı