Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Merve Engin – Yan yanacılık

“Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
İstesek cenneti kurtarabiliriz”

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Mimoza zamanı. Adalarda bisiklet turuna çıkılır, sıkı giyin ama…
İkinci cemre düştü -suya. Bir hafta sonra artık toprağa. İlkbahar korkularımızı, sıkıntılarımızı alacak az da olsa…
Hele oyuncu tayfası. Dionysos kanımıza işlemiş, ritüeli. Genlerimiz telaşa düşecek, mecbur.
Geçen gün, yine bir duruşmadayım; desteğe gitmişim, köstek olanlara inat. Konu bu sefer yasaklanan oyun. Yok yok, diktatör değil. Ülkede oyun yasaklanmaya devam ediyor hâlâ.
Minnacık bir an. Bence hatırlanması gereken. Bunca dava gezdim sayın okuyucu, Silivri’sinden Ankara’sına… Ben böyle naif yerden yere vuranını görmedim.
Bazıları iyi ki bu mesleği yaptığımı hatırlatıyorlar, sağ olsunlar. “Biz çok dava gördük de, siz çok zor bir döneme denk geldiniz çocuklar” dedi. Hem sevdi, hem saydı. Böyle anlar insanı çoğaltıyor okuyucu
.
Yan yana olma hissi diyorum. Mesela biriniz şu yazdığım üç satıra cevap veriyorsunuz “dm”den. Ya da okuduğunuzu belirten bir alıntı ile “rt”liyorsunuz.
Bazen okumadan bile yapıyorsunuz. O an bile, okumadığınızı bir an bile içimden geçirsem, sevinç oluyor içimde.
Bazen okuyup kendinize saklıyorsunuz. Bazen, daha güzel, var… Okuyorsunuz, eksiğimizi düzelttiriyorsunuz. -Gezegen’in işi ne? -Uğraşıyor, düzeltiyor hatta bazen bir daha düzeltiyor; inanmayacaksın, bazen üstüne bir daha düzeltiyor, sırf sen beğenmedin diye… Mimar Sinan’ın minare yamuk hikâyesini bilir misin? Sırf senin gönlün olsun diye, halatlar atılıyor minareye, az daha çekiştiriyoruz, senin için… Sonra sen paylaşmıyorsun, gözünü sevdiğim.
Onu geç, teşekkür bile etmiyorsun. Senin canın sağ olsun. Uğraştın didindin, bizi bir “tık” daha büyüttün nihayetinde. 4 yıl olmuş, bir oyun bülteninden bir gerçekliğe dönüşmüş. İşe yaramış bazen. Bazen olmamış, kendimizi kandırmışız.
Doğduğu zamanlar pek bilemedik birbirimizi ama şimdilerde ellerimizi bırakmıyoruz. Evet evet, onun bana benim de ona ihtiyacımız var çünkü. Çünkü bir burası var, temiz hava sahası.
Var elbet eksiklerimiz; bazen korkularımız, sansürlediklerimiz değil ama sustuklarımız, onlar da açısı olsun baktığımız yerin.
Yine de bakıyorum, susmamışız oyunlar yasaklandığında, susmamışız sahneler kapatıldığında yahut insanı merkez alan mesleğimizin bilincinde, açlık grevinde yaşamı savunmuşuz.
Tiyatro demelerinize kızmışız; birbirimize düştüğümüzde, haklıya haklı demişiz, haksıza anlatmışız.
Hasılı okuyucu, biz susmamışız. Çünkü biz, susmanın iyi bir şey olmadığını biliyoruz.
Gücümüz yettiğince de konuşacağız. Çünkü yan yana durmanın en güzel yolu konuşmak.
“Burası bizi öldürmek isteyenlerin” olduğu kadar “bizim de ülkemiz”.
Kısa çöp, uzun çöpten hakkını alır elbet. Nice güzel zamanlarımız olsun, yan yana.
Ne okudum:
Andrey Platonov – Çukur

Ne okuyorum:
Nikolay Çernişevski
Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri

Ne okuyacağım:
Cynthia Cockburn – Buradan Baktığımızda

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı