Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Merve Engin – #tiyatrodediğinnedirki

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

“Bu dünyaya katılmak, katlanılacak gibi değildir.”

Lujin Savunması / Vladimir Nabokov

 
Gel vatandaş!
Tiyatroya gel!
Mevzunun hası burda dönüyor!
Her tiyatroya kanmamak için; gel vatandaş!
İki kısım tekmili birden size barış, ahlak, insanlık, saygının olurunu anlatalım diye gel!
Ablacım bakın, bu elimde görmüş olduğunuz metin mecliste “tiyatro” diye satılana benzemez!
Bizde düzmece yok anam babam!
Bizde kurmaca var!
Hani bazen yekten hayat var da; “kurmaca” demezsek vergisi bize ağır be abicim!
Bak vatandaş! Şurada rolünü ezberleyen oyuncu -aranızda entel deyip kalitesini düşürmeye çalışanlar var!-
Gel kardeşim, dokunabilirsin.
İşte bu oyuncu arkadaşımızın tek derdi sana anlatmak!
Şimdi ablacım; tamam haklısın biraz bozuk, sırf barışın hüküm süreceğine inanacak kadar çok umut koymuşlar hamuruna…
Gitme ablacım, ondan alırsan şurda ötekileri anlatan diğer oyunu da yanında vereceğiz.
Şu yönetmen, siz birbirinize tiyatroyu kötülerken sırtından akan terle oyuncularına inandırıcı olmayı anlatmaya çalışıyordu.
Şu müzisyen arkadaşımız, sen oyunu izlerken kulağına güzel ezgiler gelsin diye piyano başında sabahlıyor kaç gecedir.
Teknik arkadaşlara bak. Bak bu yetenek abideleri kullanıldı hep bu oyunlarda.
Şimdi şöyle annecim, sen nasıl meyvenin iyisini seçiyorsun, e tiyatronun da iyisi kötüsü var.
Ama bak, inan bana sahnedeki kötüsü meclistekinden iyidir.
Zira güzel kardeşim, bu tiyatrocuların gelecek kaygıları kendilerine değil, herkese dönüktür.
Orada burada “Tiyatro yapma len!” diye bağıranlara bakma sen.
Tiyatro yapmak yürek ister; beş parasız sabahlara
kadar kaygı ile anlatmanın peşine düşmek, hicvettiğinden eminken bile gözaltına alınmayı göze almak, inancı doğrultusunda örnek olmak için çabalamayı ister.
Yani demem o ki; sen her yapılana tiyatro deme, tiyatro diyene inanma.
Tiyatro dünyanın en eski mesleği;
ne yalan sölemeniz için uydurulmuş bir kılıf,
ne de aşağılama söylemi.
Tiyatro, kendini tanıman için en iyi kılavuz.
Bu yazıda, pazarda iç çamaşırını en iyi satan pazarcı abimizin kafasında sütyenle bağırması kadar içten olduğumu düşünmüş olduğunu umuyorum. Düşünmediysen sar başa. oku bir daha.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/3″][vc_column_text]Ne okudum:
Vejetaryen – Han Kang
[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_column_text]Ne okuyorum:
Yarım Kalan Bazı Aşklar – Ece Karaağaç[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_column_text]Ne okuyacağım:
Ursula K. Le Guin’le Konuşmalar – Der: Carl Freedman[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı