Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Merve Engin / Konumuz kadınsa, isyansız yazı olmaz!

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

“Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez.

Mine Söğüt

 
Erkil toplumların en büyük sıkıntısı kadına kurulan baskıdan çok, kadına baskı kurulamayacağının hâlâ öğrenilmediğidir.
Erkek, insanlığın doğumundan bu yana korkmuştur kadının mucizesinden.
Mucize diyorum, çünkü sadece kendini değil, karşısındakini de doğurandır. Varlığını varlığıma borçlu olan erkek cemiyeti için, katlanmak kim bilir ne kadar zordur, anlamayı çok isterdim sevgili erkekler…
Ne çektiğinizi, neden bu kadar güç gösterisi peşine düştüğünüzü, bizi sürekli kapamaya, kısıtlamaya çalıştığınızı çözmek pek zor çünkü. Kadın faşizmi peşinde değilim, cümlelerim samimi. Bağırırken büyüyen ağızlarınıza baktıkça gördüğüm tek şey, ezilmişlik.
Ya da bana “izin” verirken, dik durmaya çalışmalarınız, ne kadar da içi boş balonlar.
Tarih boyunca adıma karar vermiş gibi göründüğünüz muhakkak. Tarih boyunca direndiğimiz, aşikar…
Cinsiyetsizce direnme konusunda toplumsal sıkıntılarımız hep oldu. Ama direnmenin özgürlüğüne ulaşan her bilinç, her daim karşınızda durdu.
Kapasanız da…
Dövseniz de..
Recm etseniz de..
Bazen uzun sürer baharın gelmesi. Ama baharı kışa bırakmayacak kadar bilinçliyiz artık.
Gözünü korkutabildiklerinizle ulaşamadıklarınız arasında uçurum var artık.
Yapmayın. Bakınız yine samimiyim. Onursuzluğunuzu, bu dünya soğuyana kadar taşımanın alemi var mı?
Kadınları, yeryüzü sahnesinden indiremeyeceğinizi bile bile, tiyatro sahnesine çıkarmama telaşınızın acizliğine nasıl da diyecek söz bulmak zor.
Yapmayın efendiler.
Kadın sabırlıdır, hele ki bu toprağın kadını. Ama bu demek değildir ki tepemize çıkabilirsiniz. Günden güne öfkemiz artsın diye çok çalışıyorsunuz. Gereği var mı? İnsan, elinde büyüdüğüne böyle hıyanet eder mi?

Elbette beni sahneden indirmeyi deneyebilirsin. Çünkü buna hakkın olduğunu sanıyorsun ve biz sana bunu anlatmak için çabalamamışız, bu da bizim iyi niyetimiz olsun.
Ama bil ki, ancak denersin, sonra yanılırsın.
İyi niyetimizi bunca boşa çıkarma istersen.
Soluğumuz ses oldu, farkındasın değil mi?

Sonra yanımda olduğunu sandığım erkek arkadaşlarım, yanımda durmayabilirler. Türlü bahanelerle sebebini anlatmaya çalışabilirler. Ters konuşabilirler hatta… Utanmazlık ayyuka çıkar, güç gösterisinde bile bulunurlar.
Gördüğümüz şey, inançsız suretlerden öteye geçmez.
Gerekirse elimizde taş, yan yana dövüşebileceğimizi bildiklerimizle yürümeye devam ederiz; isterseniz, gelirsiniz. İsterseniz durduğunuz yerde korkuyla yaşamaya devam edersiniz;kimliğinizin açıklanmasına gerek yoktur, kendi içinizde çürür gidersiniz.
Biz kazananlar –ki bu yolda yürüyen herkes baştan kazanmıştır- birbirimizin isimlerini gurur diye taşırız yüreğimizde… Şu gök kubbeye nakşolur isimlerimiz; iyilikten ve insandan yana.
Maddiyatınız, maddi korkularınız sizin olsun, onur bizim. Berty Albrecht’in de dediği gibi “Hayat pek de paha etmez, ölmek de ciddi bir mesele değil. Asıl önemli olan onurlu bir şekilde ve kurguladığımız ideale göre yaşamaktır.”
Bizimle yan yana duran, onurunu maaşına değişmemiş tüm erkeklere ayrıca selam olsun. Biz, kadınlar, sokakları da, sahneleri de terk etmiyoruz, bilginiz olsun.
Not: Dünya Tiyatro Günü’müz kutlu olsun. Dünya TiyatroLAR Günü diyen dilinizi eşşek arıları ziyaret etsin inşallah!
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/3″][vc_column_text]

Ne okudum:

Yalnızlığın Felsefesi – Lars Svenden 


[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_column_text]

Ne okuyorum:

Durmadan Leyla – Aslı Tohumcu (taze taze yeni çıktı!) 


[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_column_text]

Ne okuyacağım:

Aşkın Ontolojisi: Spinoza’yla Bir Yürüyüş – Sevinç Türkmen


[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı