Köşe Yazarları

Merve Engin / 81’den 2016’ya değişmeyen tek şey UMUT!

“Kitleler asla, yalnızca ezildikleri için, kendiliklerinden başkaldırmazlar.
Kendilerine karşılaştırma yapabilecekleri ölçüler verilmedikçe,
ezildiklerinin bilincine varmazlar.”

George Orwell

5 Kasım 1981 Uğur Mumcu’nun “Kır Çiçekleri” adlı yazısı yayımlanıyor Cumhuriyet Gazete’sinde.
Bir umutsuzluk. Ne yazsa içine sinmiyor.
Dağ başına çıkası, çiçek toplayası var.
Ben daha doğmadan, an gelmiş, kararmış yüreği.
Sonra ölene kadar; yanlış anlamayın, Türkiye’de
aydın yazarlar ve translar kendi ecelleri ile pek ölmezler.
coward_artArabası patlatılıyor, hatırlarsınız.
İşte son anına kadar umut etmiş Mumcu.
Gazeteye gidiyormuş. Hani şimdilerde önünde nöbet tutulan Cumhuriyet Gazetesi’ne.
Yazmak anlamsız geliyor bu sefer.
Ne yazsam, aramızda kalıyor hissi.
Bir işe yaramıyor hissi.
Bu ülkede hiçbir öteki, bugünkü kadar ötekileştirilmedi.
Son ayda olan bitenleri sıralamaya kalksam başa çıkamam.
Klavye başında oturanlar için; Ah, sahi yeni bir hashtag’imiz oldu. #DevamEdiyoruz sokaklarda, tiyatrolarda,
sohbette.
Sen hâlâ açık televizyon, kapalı vicdanınla neredesin?
Sokağa dökül demiyorum ama yan komşun Mualla’nın sandala atılma hikayesi kadar çok dedikodu malzemesi var.  Dedikodusunu yap bari. Kendini dinlerken bir şey ilgini çeker belki. Sonbahar şimdi. Çıkıp dökülen yaprakları
toplayasım, denize taş atasım, soğuğunda dizlerim karnımda kahve içesim.
Eli elimde, başım dizinde, filmler izleyesim var.
Ve elbette direnesim var, umutlu kalmaya, barışa inanmaya, insanca yaşamaya inanmaya direnesim var.
Direne direne kazanmasam da
Direne direne ölesim var.
 

Kır Çiçekleri’nden alıntı ile bitirelim yazıyı.

“Çevrenize şöyle bir bakın; bir bakın akıp geçen olaylara, bir bakın tanık olduğunuz ya da duyduğunuz
olaylara bakın. Kimi zaman, onur çiçekleri ile inanç çiçekleri ile bezenmiş insanlarla karşılaşırsınız.

Kimi zaman da binbir yalanın belini bükmüş, yolsuzlukların saçaklarına tutunup sirk cambazları
gibi sıçrayıp durmuş insan müsvetteleri ile…

Ve hep onlar kazanmış; hep onlar günlerini gün etmiş. Para mı? Onlarda… Pul mu? Onlarda… Hep, bir elleri balda, bir elleri yağda, öyle yaşamışlar. Kaplumbağa gibi, binbir yalanın sığdığı başlarını gerekince kalın kabuklarının içine çekerek, yılan gibi kıvrılarak, bukalemun gibi kondukları, yerleştikleri yere uyarak yaşamışlardır…”

Ne okudum: Cahil Hoca – Ranciere

Ne okuyorum: Medyum – Philippe Sollers

Ne okuyacağım: Müptezeller – Emrah Serbes


Bize Destek Olmak İster Misiniz?

Kültür sanat alanında olan bitenleri sizlere sansürsüz olarak ulaştırmak için 6 yıl önce yola çıktık! 6 yıla 37 dergi ve binlerce haber sığdırdık!

Siz de çorbada tuzum olsun diyenlerdenseniz Patreon üzerinden bize destek olabilirsiniz.

https://www.patreon.com/GazeteMustehak


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı