Halimiz Ahvalimiz

İsmail Karagöz / Halimiz Ahvalimiz

Yerimiz dar sözü çok uzatmadan lafı size bırakıyorum.Kısaca bize kendinden bahsedermisiniz?
-1974 İstanbul doğumluyum. Tiyatroya bayılıyorum. Gençliğimden bu yana tiyatronun içindeyim. Zaman zaman ışık yaptım, zaman zaman oyun yönettim ve ama genellikle oynamayı daha çok sevdim. Evliyim ve karımı çok seviyorum ve ayrıca iki de kedimiz var.
+Şu sıralar senin gündeminde neler var ?
-Pekçok insan gibi memleket ve politika. Herkes için yorucu, üzücü şeyler olup bitiyor. Herkesin kafasını açacak acayip görüş ya da bilgilerim yok. Ben de anlamaya, anlamsız ve haksızca olana tepki koymaya, insanca yaşamayı el üstünde tutmaya çalışanlardanım. Ayrıca 40’a merdiven dayadım, kalan ömrümde neler yapsam filan diye de düşünüp duruyorum.
+Oynadığınız / oynamadığınız karakterler arasında en sevdiğiniz hangisidir?
-2001 senesinde Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler’de Guildenstern’ü oynamıştım. Onu çok severim. Fakat Rosencrantz’ı daha da çok severim. Bir de Büyük Romulus’da Romulus’u oynamıştım, onu ayrıca beğenirim.
+En sevdiğiniz oyun yazarı / oyun ?
-En sevdiğim oyun yazarı yok. Kimi oyunlarını sevdiğim birçok oyun yazarı var. Dürrenmatt, Pinter, Stoppard, Beckett, Brecht, Anday, Lorca gibi adamların pek çok oyununu severim. Memet Baydur ve Yangın Yerinde Orkideler ise aklıma ilk gelen oyun oldu bu soruda.
+En sevdiğiniz replik nedir / Hangi oyundan ?
-“Kravat, kömür tozları boğazınıza kaçmasın diye icat edilmiş ve son derece uygar bir alettir.” Yangın Yerinde Orkideler

+En çok kullandığınız kelime ya da cümle ?
-Karıma ve kedilerime hitap ettiğim cümleleri çok kullanırım. Onlar bende saklı. Kimisi saçma sapandır, utanırım. Küfürlü cümleleri de kullandığım vakidir. Dönem dönem öne çıkan ünlemlerim, nidalarım olabilir, aralarında ayrım yapmıyorum.
+En başa dönsek yine Tiyatro der miydiniz?
-Tabii, elbette. Gençlik yıllarında vakit ayırmak, tiyatroda yatmak kalkmak daha kolay ve keyifli oluyor. Yaş ilerledikçe ve benim gibi amatör kaldıkça ve hayatınızı kazanmak için başka işler yapmak zorunda kaldığınızda daha da zorlaşıyor. Ama evet, elin ayağın tuttuğu, aklın çalıştığı, gözün gördüğü müddetçe yapılabilir tiyatro.
+Hayatınızın dönüm noktası nedir?
-Yani çok bilindik bir yanıt olmasın isterdim ama, şimdi geçmişe baktığımda lisede tiyatroyla haşır neşir olmam ve ondan iki yıl sonra da Sarıyer Halk Eğitimi Merkezi Tiyatro Kolu’na girmem benim için bir tür dönüm noktası olmuştur diyebilirim.
+Sahnede başınıza gelen en kötü şey neydi?
-Benim başıma pek acayip şeyler gelmedi tiyatro sürecimde. Yani dekor devrilmeleri, bilek burkulmaları, birkaç abuk sabuk duruma düşme, silah patlamaması filan gibi şeyler olmuştur. Ama en korkacağım şey sahnede hiç ama hiçbir şey hatırlamayacak hale gelmek (trak yemek, ya da trak gelmesi) olurdu.
+Sahnede başınıza gelen en iyi şey neydi?
Sahnede olabilmek hep yeterince iyiydi benim için. Bunu, bu duyguyu, oynamak zevkini iliklerime kadar hissetmişimdir genellikle. Bu iyidir. Tiyatro iyidir. Tiyatrodan hiç kimseye hiçbir kötülük gelmez.
+En son izlediğiniz tiyatro oyunu hangisidir?
-TiyatroHâl’den Kırık Merdiven’i izledim en son. Yönetmen Zeynep Yazıcıoğlu ve oyuncuları bir kez daha tebrik edeyim bu vesile ile. Ben pek iyi bir tiyatro izleyicisi olduğumu söyleyemem. Genellikle yapılan işleri sıkıcı bulurum. Yarıda çıkasım gelir, utanırım çıkamam filan. Tiyatronun kabahati değil bu tabii, sıkıcı işler yapan tiyatrocular üstlenmeli bunu.
+Sizce insanların tiyatroya daha az ilgi göstermesinin nedeni nedir?
-Valla insanlar başka şeylere de ilgi gösteriyorlar mı ondan da emin değilim, kaldı ki tiyatroya göstersinler. Çok fazla düz kafalı adam var memlekette. Dümdüz yaşayıp gidiyorlar. Sizin üst kattaki lokantacı, alt kattaki tiyatroya gidip, bilet alıp oyun izler mi? Hayal edebilir misin bunu?
Onun “hayatı zaten tiyatro” olmuştur. Bir de televizyon vs. hep bildiğimiz o zahmetsiz, ucuz ve kafa çalıştırmaya gerek olmayan eğlence aracı orada durdukça o kadar yol tepmeye, para harcayıp bilet almaya, oyun saatini beklemeye ve izlemeye ne lüzum var. Ayrıca memleketi idare edenler tarafından pek tavsiye edilmez ya da özendirilmez bizim memlekette tiyatro. İster istemez muhaliftir çünkü tiyatro, niye riske girsinler.
+TiyatroHal ile yollarınız nasıl kesişti?
-TiyaroHâl ile Güney’le tanıştıktan kısa bir süre sonra yollarımız kesişti diyebiliriz. İkincikat’ın Barselo oyununda beraber oynuyorduk. 2013’ün sonlarına doğru beni TiyatroHâl’e davet etti ve Canavar Cafer’i çalışmaya başladık. Ayrıca iyi ki de kesişmiş, burada sizinle beraber tiyatro yapıyor olmak benim için çok çok keyifli. Prova saatleri çok geç ama ne yapalım.
+Sizi hangi oyunlardan takip edebiliriz?
Halihazırda üç oyunda oynuyorum şu an TiyatroHâl’de. Canavar Cafer,Kırmızı ve provalarına yeni başladığımız Sabır Taşı. Beni takip edip insanların eline ne geçer bilemiyorum ama, buradan takip edebilirler merak edenler. Bir de Sarıyer Belediye Tiyatrosu.

+Hayattaki sloganınız?
-Sloganlara da idollere de inanmam. Ama sevdiğim sloganlar var, sizinki gibi: Burada tiyatro var! Sorunuzu anlıyorum elbette. Namuslu ol, dürüst ol, sevdiklerini koru ve hep sevmeye devam et. Faydalı işler yap. Hayattan kâm al. Nefesin yettiğince tiyatronun içinde ol. Vaktin gelince de namuslu bir adam olarak öl. Mesele bu kadar aslında.
+Sizin için Tiyatro(Hâl) ne ifade ediyor?
-SahneHâl oldukça iyi bir fikir. Ve ayrıca cesurca. Burada çok kuvvetli bir hissiyat var. Çok çok düşük ücretlerle diğer tiyatro gruplarına sahne açılıyor ve bu hem TiyatroHâl’in hem de diğer tiyatroların hayatlarını sürdürmesine olanak sağlıyor ya da yardımcı oluyor diyelim. Buradaki insanların çalışkanlığını ve özveri konusundaki çılgınlıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Helal olsun, var olsun, hep olsun SahneHâl. Ayrıca Askıda Bilet diye müthiş bir uygulama var burada. Daha evvel bir tiyatroda böyle bir şey yapıldığını duymamıştım, duyan da duymadım. Askıda kahve ya da ekmeğin bilet versiyonu. Her gün 3 adet kendileri hazırda tutuyor. Siz de mesela bu akşam için fazladan bir bilet alıp, durumu olamayan bir öğrenciye oyun ısmarlayabilirsiniz. Ne diyeyim, insanlar oyun izlesin diye ellerinden geleni yapıyorlar.
+Müstehak hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Müstehakça söyleyecek olursak: Müstehak hepimize müstehak diyorum. Güney kardeşimden yine delice bir iş. Giderek büyüyor da. Hatta Canavar Cafer’in de önüne geçecek. Oldukça zengin içerikli bir gazete. Bir sürü zeka dolu esprisi var. Güney bana yaptığı her yeni şeyi gösterdiğinde “Aaa çok iyiymiş, çok zekice” demekten kendimi alamıyorum. Desteklememiz, en azından ayda bir çıkmasına yardımcı olmamız lazım.
+Size bir sır vereceğim;…?
-Bir daha sinemaya gidip film izlemeyi düşünmüyorum. Geçenlerde bir filme gittik. Tamı tamına 30 dakika reklam izledik. Yani film şirketinin “pek yakında” tanıtımları filan değil -onlara canım feda. Bildiğiniz, her gün televizyonda gördüğünüz reklamlar. Parasını verip bileti aldım, salona girdim, filmi bir kereliğine satın aldım yani daha neyin reklamı? Yarım saat! Neyse aklıma geldikçe sinirleniyorum. Sinema salonu bitmiştir benim için.
+Son olarak söylemek istediklerin var mı?
*Çok çok çalışkan, yetenekli ve zeki insanlar var burada. Tiyatro için her şeyi yapıyor, uykusuz kalıyorlar. Sabun köpüğü işler yapmıyorlar, politik, muhalif ve dik başlılar. Ve ayrıca hepsi de çok çok kibar insanlar. Hepsini çok seviyor ve yürekten kucaklıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı